Bugün Türkiye’de çok büyük bir cepheleşme döneminden geçiyoruz. Her alanda bir bölünme ve ayrılma mevcut. Sermayede bir cepheleşme, medyada acaip bir cepheleşme, siyasette en bariz cepheleşme, sivil toplum örgütleri arasında ve bürokraside bir cepheleşme hakim. Demokrasinin en gelişmiş hali ile Türkiye’de yerleşmesini isteyenler ile kurdukları düzenin bozulmasını istemeyenler arasında bir cepheleşme. Milleti ve vatandaşı düşünenler ile devleti biz kurduk biz yönetmeye devam edeceğiz diyenler arasında bir cepheleşme. Türkiye Cumhuriyetini kendi tekelinde sananlar ile egemenlik milletindir anlayışını benimseyenler arasında bir cepheleşme. Menfaat düzeninin değişmesinden korkanların avazı çıktığı kadar bağıran, laiklik elden gidiyor diye yaygara yapan, Türkiye satılıyor diye yırtınıp aslında babalarının çiftliği gibi kullandıkları vatanın ellerinden çıkıp gittiğini görenlerin feryadından, vatanseverler teker teker içeri alınıyor şeklindeki manipülatif yaygaraları, cepheleşmenin geldiği boyutu gözler önüne seriyor.
Ergenekon saruşturması ve Ak Partinin kapatılma süreci aynı döneme geldiği için bu cepheleşme daha bariz görünmeye başladı. Bakın sermayeye, kimler Ergenekonu görmüyor kimler destek çıkıyor kimler kanunlardan yana yeralıyor. Bakın medyaya kimler harsızı savunup polise saldırıyor, kimler ucu bana da dokunur diye şimdiden yeri göğü inletiyor. Ama gördüler ki bu yaygaralar olayı bastırmaya yetmedi ve ortaya çok büyük hatta Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük davası çıktı. Bunu gören karşı cephenin elemanları kılık değiştirip bana da dokunmasa bari moduna girdiler. Sivil toplum örgütlerine bir bakın. Barolar Birliği başkanı neden Ergenekon gibi çok büyük bir gladyo örgütlenmesi karşısında neden hukuk devletini savunmuyor da gladyoyu savunuyor? Onlar da cepheleşmişler ve toplum ikiye bölmüş. Ak Parti kapatma süreci de farklı değil. Tüm Ak Parti karşıtları partinin kapatılmasını Erdoğan’ın yasaklanmasını istiyor. Neden? Karşı cephenin insanı olduğu için. Menfaatleri engellendiği, ipin ucunun kendilerinden uçup gittiğini gördükleri için. Aman vurun yıkın, halledin mantığını benimsedikleri için. Demokrasi ve sandıkla yıkamadıklarını kaba kuvvet ve hile ile yıkma peşinde oldukları için.
Türkiye’de halk bu cepheleşmenin neresinde? Sağduyulu halkımız çok şükür ki her zaman doğrunun ve mazlumun yanında. Aslı Ergenekoncuların yanında değil. Asla kapatma ve susturma süreçlerinin yanında değil. Darbelerin yanında hiç değil. Türk milleti biliyor ki aslında karşı cephenin insanı çok ama çok azınlıkta fakat ellerindeki imkanlar nedeniyle sesleri çok çıkıyor. Büyük sermaye onlara destek veriyor. Milletin de en büyük gücü sandıkta ortaya çıkıyor. Sandığa kadar susuyor sonra patlıyor. Bu patlama şer cephesini şoke ediyor ancak bir türlü uslanmıyor.
Fakat şurası bir gerçek ki Türkiye’deki derin yapı artık çatırdıyor. Miadını doldurmuş görünüyor ve son kozlarını oynuyor. Artık Türkiye eski Türkiye değil. Güç sadece silah değil, güç sadece bürokrasi değil, sermaye değil. Akıl ve inancı unuttular. Akıllı ve inançlı kesimler karşı cepheyi çatırdattı ve deşifre etti.
Bakalım önümüzdeki günlerde bu cepheleşmenin en bariz alanlarından biri olan Ak Parti’nin kapatılma veya kapatılmama kararı verilecek. Şurası bir gerçek ki kapatılsa da kapatılmasa da millet ne yapacağını çok iyi biliyor. Yapılacak bir erken seçimde kapatanlara da kapattıranlara da gereken cevabı verecektir.
Karşıt çephenin elindeki kozlar birer birer alınmakta, sürekli mevzi kaybetmekte olduğunu herkes görüyor. Skaytürk, Habertürk, Avrasya arasına sıkışmış, Cumhuriyet, Hürriyet sayfaları dışında dayanak noktaları kalmamış, Çölaşan, Balbay, Bekir Coşkun gibilerinin miadı dolmuş, Koç ve doğan gibilerin anında taraf değiştirebileceklerini görmüşler ve umutları tümüyle bitmiştir.