70’li yıllarda deşifre ettiği cunta hıyanetleri ile ve bilim adamı, istihbarat adamı olarak yazıları eserleri ve medyadaki sohbetleri ile halkımızı aydınlatan değerli bilim adamı Mahir Kaynak “Erdoğan Operasyonu”isimli son eserinde Erdoğan;”Hem Kürtler, hem Türkler ve ülkede yaşayan diğer halk’tarafından seviliyor, bu da Türkiye’nin bölünme, zayıflatılma ihtimalini azaltıyor, son yapılan operasyonlar Erdoğan’ın bu birleştiriciliği Türkiye’yi ileriye taşıyıcılığını manüpüle etme savaşı olarak görüyor.
Erdoğan’ın milli duruşu küresel sermaye Karunlarını ve içerideki kalite ve kapasite yoksunu bazı muhalifleri şiddetle rahatsız ediyor şeklinde yorumluyor genel olarak. Son gelişen olaylar spontane –doğal gelişen—olaylar değil diyor. Şimdi soru ve cevaplar şeklinde ki kitaptan bazı önemli soruları ve yanıtlarını kısaca sunuyoruz.
TÜRKİYE ŞU ANDA KÜRESEL SERMAYENİN Mİ YOKSA ABD’NİN Mİ YANINDADIR?
Şu anda Türkiye küresel sermayenin yanında. Zaten 2002 seçimlerinden itibaren daha da bütünleşti. Turgut Özal zamanından itibaren daha da bütünleşti. Turgut Özal zamanından beri bir süreçtir bu. Türkiye’yi ekonomik olarak batı ile bütünleştirmek, etkinliğini arttırmak için zaten ekonomik krizden sonra biz küresel sermayenin temsilcilerini ekonomimize yön vermek üzere çağırdık. Ondan sonra öngörülen modeli bize bundan sonraki iktidarlar aynen uyguladılar. Ilımlı İslam dediğimiz iktidarlar… Hatta biz çoğu zaman onların içinde yetişmiş adamları da getirdik. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız Mehmet Şimşek gibi. Esasen dışarıdan gelmesi önemli değil, diğerleri de aynı politikayı izliyorlar zaten.
AK PARTİ FARKINDA MI? BUNU PLANLI, BİLİNÇLİ Mİ UYGULUYOR 2002’DEN BERİ?
Evet, bunu bilinçli olarak uyguluyor. Bunu bir kalkınma planı olarak görüyor. Yani diyor ki; bundan evvelkiler bunu halledemediler,dünyaya açılmayı başaramadılar. Bunu ilk defa biz yapıyoruz. Bu liberalizmdir, bu özgürlüktür, bir bütün olarak algılıyorlar ve yapıyorlar. Ekonominin uluslar arası yerini ve konumunu tartışmıyorlar hiçbir zaman.
TÜRKİYE’DE SON ZAMANLARDA YAŞANAN SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELERDE KÜRESEL SERMAYENİN PAYI NE? KAPATMA DAVASI VS.
Şimdi burada tabi, çeşitli eğilimlerin birbiri ile savaşı var. Ben şunu söyledim AKP’ye dava açılmasında: AK Parti kapatılırsa ne olur? AK Parti kapatıldığı zaman bu parti iktidardan düşmez, yeni bir parti kurulur ve o parti iktidarı devam eder. Yalnız Tayyip Erdoğan bertaraf edilmiş olur, yasaklı olacağı için. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey’in konumunda hiçbir değişiklik olmaz. Öngördüğü politikalar ağırlık kazanır. O nedir? Küresel sermayenin Türkiye’de daha etkin olması anlamına gelir.
DAVA AÇILMASI NOKTASINDA KÜRESEL SERMAYENİN BİR ETKİSİ OLMUŞ MUDUR?
Olabilir ama davayı açanlar bunların çok farkında değiller, hiçbir şekilde böyle bir mücadele olduğunu bile bilmezler. Onlar için ortada laikliğe aykırı davranışlar vardır, onun için de kapatma davası açarlar. Bu hangi telkinlerle olmuştur o ayrı bir şey. Türkiye deki bütün gelişmeler bu çatışmanın bir ürünüdür.
KÜRESEL GÜÇLERİN KONTRÖLÜ NOKTASINDA PKK HANGİ DURUMDA?
PKK bir markadan ibarettir şu anda. Yani böyle bir örgüt hüviyetinde değildir ki bir merkez olsun, karar organı olsun ve belirli bir projesi olsun. Şu anda çeşitli projeleri olan güçler eylemlerini yapıyorlar ve PKK markası altında lanse ediyorlar.Bunu şöyle söyleyebilriim:Kürt hareketinin Türkiye kakışması içerisinde üç ayrı çigi vardır, birisi bir dönem Amerika’nın kontrölündedir. Bunlar şu anda Türkiye ile çatışmayı kesmek isteyen insanlardır. Ancak şu soruyu sorabilirsiniz bana,”Niye hala Amerika’nın etkin olduğu Irak’ta PKK’lılar var? Onu hemen söyleyeyim, orada Barzani’nin kullandığı PKK kolu vardır. Türkiye’de şu anda Barzani’nin Kürtler üzerindeki etkinliğinin adına PKK diyoruz biz. Oysa Türkiye’nin içerisinde özellikle Tunceli civarındakiler ise Avrupa’nın kontrol ettikleri. Bir de İmralı’nın etkisinde kalan PKK’lılar vardır.
ŞENER AK PARTİ İLE MUHALEFETE GEÇİNCE DEMİREL’LE GÖRÜŞTÜ, BUNUN BİR ANLAMI VAR MI?
Bunun fazla bir anlamı olduğunu sanmıyorum, tabi o cephenin faydalanacağı bir isimdir., ona bir liderlik verilir mi bilemiyorum şu anda. Gördüğünüz gibi liderler Türkiye’de kendi projelerini hazırlayan ve bunları uygulayan kimseler değildir, sadece hazır politikaları uygulayabilecek en iyi kişilerden seçilir lider. Onun için de onların görüşlerinden, politikalarından ziyade karizmatik olup olmamalarına, toplumda etkili olup olmadıklarına bakılır, o kadar. Yani ne düşünüyorsunuz diye sormazlar, insanlar bugün böyle düşünüp sonra başka türlü düşünebiliyorlar ve toplum onu kabul ediyor.
Bu gün hiçbir cephede yer almamış bir insan bile getirip lider yapabilirler. Çünkü ondan istenen karizmatik olması ve toplumda arkasını sürekli yenileyebileceği tiplerin bulunması, ona bakar. Yoksa ne düşündüğü hiç önemli değildir. Bakınız geçmişte hiçbir siyasi ağırlığı olmayan kişiler pekala lider olabilmiştir, Süleyman Bey lider olduğu zaman toplumda kimse tanımazdı, toplum Tansu Çiller’i bilmezdi. Ama lider olabilmiştir bunlar.
MHP’NİN SON DÖNEMDE İZLEDİĞİ POLİTİKALARI BU ANLAMDA NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ
Efendim, çok tutarlı bir politika göremediğim için buna bir isim veremiyorum, bir yer tayin edemiyorum. 2002 seçimlerinde ekonominin en dip noktalasında bir erken seçime götürdü, bunun yenilgiyle biteceği kesindi. Ama buna rağmen götürdü bunu nasıl değerlendirebilirsiniz?
REEL BİR KARŞILIĞI YOK MU?
Yok, reel bir karşılığı yok, o bakımdan bugünkü politikalarını da herhangi bir biçimde değerlendiremiyorum. Şu istikamette veya bu istikamette hareket ederler diyemiyorum, günün ihtiyaçlarına göre adeta kendisinden beklenen rolleri ifa edip gidiyor. O bakımdan şunu söyleyebilirim, belli roller kendisine biçiliyor, o rolleri ifa etmekle sınırlı.