Kutsal yolculuktan etkilenen eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcı oğlu’nun verdiği yemeğe ülkücü camianın önde gelen isimlerinin yanı sıra Ergenekon kapsamında tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon da katılmış.
Namık Kemal Zeybek, Enis Öksüz, Baki Tuğ gibi tanınmış simalar da katılımcılar arasındaymış...
Yemeğin tek asker ve sürpriz misafiri emekli Orgeneral Hurşit Tolon´du. Alkol alan tek isim de o olmuş.
Katılımcılardan alınan bilgilere göre, hacdan çok etkilendiğini ve bunu paylaşmak için yemek düzenlediğini söyleyen Yazıcıoğlu, misafirlerinden tek tek konuşma ricasında bulunmuş.
Yemeğe damga vuran diyalog, Hurşit Tolon ile Ramiz Ongun arasında yaşandı.
Tolon, memleketin çok kötü yönetildiğini söyleyerek "Vatan satılıyor, ülke batıyor. Artık silkinmek, milleti uyandırmak lazım." demiş. Paşa´nın bu konuşmasına Ongun´dan tepki gelmiş: "Sizde vatan, millet işlerine yeni giren genç subayların heyecanını, acemiliğini gördüm." Demiş.
Bu sözlere şaşıran Tolon, "Ben 50 yıl bu ülkeye hizmet ettim." demiş.
Ongun, tekrar söz alarak şunları kaydetmiş: "Vatana biz de hizmet ettik. 12 Mart´ta, 12 Eylül´de kendimizi siper ettik. 2 dilim, 2 diplomam var. Sayenizde doktora yapamadım. Şu anda 480 milyon alan Bağ-Kur´luyum. Vatanıma, milletime helal hoş olsun.Siz emekli olsanız da makam aracınız, korumanız var. Hâlâ kendinizi bu milletten alacaklı mı görüyorsunuz? Paşa, şunu unutmayın. Biz bu vatanı rütbe, makam için değil, karşılıksız sevdik."
Ongun, Namık Kemal Zeybek ile de polemik yaşamış.
Zeybek, Tolon´a hitaben, ´Sayın Orgeneralim´ diye başladığı konuşmasında, ´Bu devleti ordu kurdu´ tezini işlemiş. Ongun, bu sözlere de karşı çıkmış: "Bu devleti millet kurdu."
Ongun´un sözlerine bazı isimler, "Millet dediğin bir avuç köylüydü." diye itiraz etmiş.
Ongun ise çarpıcı bir cevap vermiş:
"O bir avuç köylü dediğiniz insanlar kefen bezini, ununu askere vererek Kurtuluş Savaşı´nıyaptı."
Ramiz ağabey ve onun gibi nice ülkücü, kıblesini şaşıran herkese bir güzel örnektir.
***
Çok enteresan bir ortak özellik var.
Bu özelliği, sağcısı-solcusu-kendisini ülkücü lanse edeni-ateisti dâhil, askeri ve sivil bürokratıyla hepsinde ortak bir kanaattir.
Hatta ortak bir kanaatten öte bir akide.
‘BU DEVLETİ ORDU KURDU…’
Bu mantık kadar salak, bu mantık kadar hastalıklı, bu mantık kadar hince bir mantık olamaz.
Peki, kardeş, ‘BU ORDUYU KİM KURDU.!?’
Millet, insanın ailesidir.
Aile bir tek tip insan için önemsizdir.
Millet ailesinin yaşadığı Eve devlet denir.
Ailenin yaşadığı Evin diğer adı; ana ocağı-yurttur.
Ana-Babanın kurduğu evi paylaşamayan çocukların, bu evi ben kurdum-yok sen kurmadın şeklinde tartışması kadar salakça –cahilce bir şey olamaz.
Her şey ailenin (MİLLETİN) huzuru-güveni içindir.
İçinde yaşadığı ev (Devlet) bu huzur ve güveni vermiyorsa, yapılması gereken-aklın-ilmin-ahlakın-hukukun gereği Evin huzur ve güvenli hale getirilmesidir.
Soysuzların bir ailesi-bir evi, bir milleti- bir devleti olmaz.
Soysuzlar için nerde akşamsa orda sabahtır.
Arzu ve isteklerine kavuşamadığı yere düşmandır.
Arzu ve isteklerine engel olanlara düşmandır.
İddianamelerde, bu milletin kefin paralarıyla okumuş, emekli zatların ‘Şerefsiz- köpek Millet…’ şeklinde bu aziz Millete hakaretler yer almakta.
Heva-hırs ve arzularının köpeği olmuş, bu yaratıkların gözünde, bunca hakaret ettikleri bir milletin hiçbir kıymetinin olmayacağını, nasıl hunharca-canice-vahşice katliamlara kurban edebileceklerini şu ‘Menderes Çıkmazı’ katliamı göstermiyor mu?!
‘Ergenekon’ Devletin bir necasetten taharet hareketidir.
Şu mübarek günlerde ve gecede, inşallah sular kesilip devletin tahareti yarım kalmaz vesselam.