Dünkü yazımızda küresel sermayenin ve diğer küresel güçlerin Türkiye ye ve genel olarak dünyaya nasıl bir nizamat vermeye çalıştıklarını, bu bağlamda küresel bir aktör olarak Türkiye ve onun başbakanın milli duruşu ile ilgili rahatsızlıklarını kısaca Prof. Dr. Mahir Kaynak’ın yorumlarından izlemiştik. Bu yazımızda da yine bir başka yazar ve düşünür Ömer Lütfi Mete’nin görüş ve yorumlarını “Erdoğan Operasyonu” undan yararlanarak sunacağız.
ERDOĞAN’I TASFİYE OPERASYONUNA HUKUKİ SÜREÇ GÖZÜYLE BAKILABİLİR Mİ?
Başka ülkelerde de derin birimler iktidar değişikliği yapabiliyorlar. Fakat kılıfına uydurarak, HAKEM yani halkı etkileyerek onun eliyle yaptırıyorlar.
Bizde derin ve DERİNCİ geçinenlerin işi bu kadar kabaca yapmaya kalkışmaları asap bozucu! Eğer beğenmediğiniz bir yetkiliyi bir yerden göndermek istiyorsanız bu, halkı aşağılayarak yapılmaz! Küfrederek yapılmaz, hukuka söverek yapılmaz. Yaşadığımız budur. Böyle bir sahteciliğe tahammülüm yok! Öfkem, Kürt’çü fitne için Erdoğan’ı ilaç gibi algılamaktan ve yok edilmesine içerilemekten kaynaklanıyor değil!
Peki siz Erdoğan’ın Güneydoğu’daki küskünlüğü ve kırgınlığı daha doğrusu yaraları iyileştirecek ve kopma durumundaki vatandaşları yeniden ülkelerine bağlayacak bir lider olduğunu düşünmüyor muydunuz? Tepkiniz bunun için değil mi?
Bir Erdoğan gider, bir başkasını buluruz belki… Milletin hayatında bir şahıs her şey demek olamaz. Ne kadar önemli olursa olsun, ne kadar büyük olursa olsun, Atatürk bile milletten büyük değildir. Kimse milletten büyük değildir. Vazgeçilemeyecek büyük yoktur, nitekim fani olmayan da yoktur. Dünya durdukça durmasını istediğimiz bir millet ve devletten söz ediyorsak , kurduğumuz oyun düzeneğini rezil etmeye hakkımız yoktur! Neymiş efendim laiklik öyle halka sorulacak bir şey değilmiş!
Yüzde 47 şunu mu söylüyor: “Erdoğan’ı seçtik ki laikliği yıksın!” Böyle olmadığına göre ‘laiklik halka sorulmaz’ lafı ne demeye gelir?!
Bunları, parti kapatmayı imkansız derecede zorlaştırmak gerektiğine inanan biri olarak söylüyorum! DTP için de aynı şekilde düşünüyorum.
Demokrasi ve hukuk devletinin bir gereği olarak mı partilerin kapatılmasına karşı çıkıyorsunuz? Çünkü özellikle Avrupa ülkelerinde, etnik siyaset yapan ırkçı partiler bile kapatılmıyor, sadece İspanya’daki Batasuna gibi, şiddeti bir yöntem olarak benimsemiş partilere kapatma geliyor.
Böyle baktığım için parti kapatmanın imkansız denecek kadar zor olması gerektiğine inanıyorum. Parti kapatmak suçun şahsiliğini ihlal ettiği için böyle düşünüyorum. Ayrıca Türkiyenin hukuk devleti olma beklentilerini boşa çıkardığı için itiraz ediyorum.
AK PARTİ HAKKINDA AÇILAN KAPATMA DAVASINI YARGININ KAZAN KALDIRMASI OLARAK MI YORUMLUYORSUNUZ?
Yeniçeri’den bu yana askerin kazan kaldırmasından usandık, şimdi de yargı kazan kaldırıyor. Erdoğan’a yapılmak istenen, POST MODERN YENİÇERİ OPERASYONUdur.
‘Başörtüsüyle üniversitelerde okuyabilmeyi istemek anayasadaki laikliği ihlal etmek sayılır’ demek bir hukuk, ahlak ve namus cinayetidir.
TAYYİP ERDOĞAN NEYİ BAŞARDI DA RAKİPLERİNİN ENDİŞE VE ANTİPATİSİN KAZANDI?
Erdoğan iki şeyi başarmıştır:
1—Devletle halk arasındaki mesfeyi kapatmak bakımından önemli bir işlev yürüyüyordu. Çünkü sıradan vatandaş ile benzerlik olan, seçkin ve seçkinci gibi durmayan bir adam, halktan biri gibi. Bakınız Abdullah Gül pek böyle görünmez. Oysa Gül’ün babası, aynen Erdoğan’ın merhum babası gibi bizatihi halktır. Annesi hakeza öyledir.Faka t Gül halktan biri gibi durmaz. Niye? Yüzüne, tavrına, duruşuna baktığınız zaman içinizden “BU ZAT TÜRKİYE’DEKİ SEÇKİNLERİN DİNDAR TÜREVİ”dersiniz. Erdoğan ise sade vatandaşla bütünleşmiş bir görüntü verebiliyor. Bunu özellikle yapıyor değil, DOĞASI ÖYLE.Bu vechesi sayesinde halk ile devlet arasındaki mesafeyi kapatıcı bir siyaset erkanı …
2—Hep tekrarladığım gibi Kürtçü fitneyi çözmeye yönelik önemli umut ışığı yansıtabiliyor. Oysa ta baştan beri bütün iktidarlar bu fitne karşısında YETERSİZ kaldılar, yanlışlıklar yaptılar. Kürt meselesi demek suretiyle başlarda Erdoğan da bu hatalar zincirine katılmıştı. Çünkü “Kürt Meselesi” dediğiniz zaman “Kürtçü mesele”olmaktan çıkarıyorsunuz işi..Oysa her şeyden önce mesele ‘Kürtçü mesele’ olmak bakımından özeldir.Şimdi bütün kesimler meselenin yapay yanlarını daha iyi görebiliyor. Erdoğan da görüyor.Her kesim bu konudaki hatalarından dersler çıkarmıştır bir ölçüde. Şimdi Allah bu hatalardan sıyrılıp hayra yürüme fırsatı veriyor bize. Kürtler arasında Erdoğan’a yönelik bir sevgi yaratan Allah’tır. Yoksa Erdoğan bunun için çok özel bir şey yapmış değildir. Madem öyle oldu, Kürtler Erdoğan’ı sevdi, hadi bundan yararlanalım, bu her şeye değer diyorum.
ERDOĞAN’IN REFORM NİTELİĞİNDEKİ BİRİLERİNİ RAHATSIZ EDEBİLECEK YENİLİKLERİ NELERDİR?
Erdoğan’la birlikte ilk defa tamamen yerli bir zenginler tayfası gelişme yoluna girdi. Başka bir ifade ile daha önceki bütün sağ iktidarlar döneminde kamunun desteğiyle sağlanan imkanlar genellikle “BEYAZ TÜRK” denen çevrenin tekelindeydi. Şimdi “BEYAZ TÜRK” olmayanlar da Türkiye’nin imkanlarından yararlanabiliyorlar. Tabii bu bazı çevrelerde ciddi bir rahatsızlık meydana getirmiştir.