ALLAH BU ADAMA YARDIM EDİYOR
Başbakan Erdoğan’ın hayatı boyunca yaşadığı tüm engellemelere rağmen sürekli yükselmesi, tamam bitti, tasfiye edildi denilecek anda bile dimdik ayakta durup yeniden yükselişe geçmesi başka bir şeyle izah edilemez. Ancak ve ancak Allahın bu adama yardım ettiği ile açıklanabilir.
Çünkü o teslimiyetçi, çünkü o kaderci, çünkü o samimi, çünkü o hileden, hurdadan uzak, ayak oyunlarında olmayan, mert, dürüst ve kişilikli.. Türk siyasetinde alışılagelmiş karakterlerden tamamen uzak bir yapıda. İnançlı, cesur, sebatlı, kararlı, ahde vefa gösteren, adamlarını hiçbir zaman satmayan halk için ve Hak için çalışan bir lider.
Bu adam derken elbette Başbakan Erdoğan’ı kastediyorum, ancak adam kelimesi ile de asla saygısız etme düşüncesinde değilim. Başka kullanabilecek kelime bulamadığım için adam kelimesini kullanmak durumundayım.
Evet Allah bu adama yani Erdoğan’a yardım ediyor. Gerçekten yardım ediyor. Onun siyasi serüvenine baktığınızda hemen anlaşılıyor. Taa İstanbul İl Başkanı olma sürecinde, belediye başkan adayı olma sürecinde Erbakan Hoca’nın ambargo koymasına rağmen basamakları birer birer atladı. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesinde müthiş bir performans gösterdiği halde taltif yerine ceza alıp yasaklandığında, hapse girdiğinde, artık muhtar bile olamaz diyenler gördü ki Allah bu adama yardım ediyor. Muhtar şöyle dursun Parti kurdu tek başına iktidara geldi yasağı kaldırıldı, Başbakan oldu. Çekemeyenler, onu geldiği günden itibaren hazmedemeyenler her türlü çamuru attılar, her türlü hakareti ettiler, ayağını kaydırmak için uğraştılar. Dışarıda ve içerde. Ancak o sürekli yükseldi. 27 Nisan’da muhtıra yedi sonra seçime gitti % 47 halk desteğiyle yine tek başına iktidara geldi. Başbakanlığını kuvvetlendirdi. Anayasa değişiklikleri yapmaya başladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Gül Cumhurbaşkanı oldu. Giderek güçleniyordu. Başörtüsü konusunda Anayasa değişikliği de yapınca ve bir de Ergenekon operasyonları da başlayınca Ak Parti ve Başbakan Erdoğan’ı tasfiye etmek isteyenler düğmeye bastı. Kapatma davası açıldı. Ergenekoncular, Erdoğan karşıtları, bazı Neoconlar, içerde derin devletçiler hep birlikte üzerine çullanmıştı. Artık bu kez bitirmemiz lazım diyorlardı. Yasaklı duruma düşürüp sonra dosyaları piyasaya sürüp tamamiyle tasfiye etmeyi planlıyorlardı. Ama o Allah’a dayanıyor, ona güveniyor, düz bir mantıkla ve kadercilikle olacakları bekliyordu. Ne ayak oyunlarına giriyor, ne geri çekilip kendisini aşağı düşürüyor, ne taviz verip geri adım atıyordu. Ne olacaksa olsun biran önce diyordu. Onun için de kapatma davasında ne ek süre istedi ne başka bir şey. Biran önce ne olacaksa olsun dedi. Görülmemiş bir hızla dava görüldü. Karar aşamasına geldi. Ama öyle bir zamanlama tesadüfü oldu ki YAŞ toplantılarından bir iki gün önce karar verilecekti. Bu da Allah’ın bir lütfuydu. Kararı verecekler bile Türkiye zarar görür düşüncesine kapılmaya başladılar. Onun içindir ki daha önce 9-2 kesin kapatılır diyenler 6-5’i görünce şoke oldular. Bu nasıl olurdu. 9 kişi zaten kemik bir şekilde durmuyor muydu? Ama gerçekleşen 6-5 oldu. Tüm millet derin bir oh çekti. Çünkü Piyasalar berbat olacak ve Türkiye geriye gidecekti. Allah yine yardım etmişti. Hayatı boyunca ettiği gibi. Çünkü o samimi bir insan. Teslimiyetçi bir yapıya sahip. Duygusal ve vicdanlı birisi. Cesur, vakarlı, şımarmayan, gösterişi sevmeyen, gönlü hep mazlumlardan yana olan, zafer sarhoşluğu gibi hafif davranışlardan uzak duran bir yapısı var. Bakın kapatılmama kararı alınmasından sonra bile konuşmasına bakın. Ne kadar vakur, ne kadar kucaklayıcı, ne kadar teslimiyetçi.Allah da onun kalbine göre veriyor ve ona yardım ediyor. Erdoğan’ın yıldızı neden parlıyor, neden onu kimse yıkamıyor diye soranlara duyurulur. Allah bir adamı sevdiği zaman tüm insanlara sevdirir. Birinden de sevgisini aldığı zaman tüm insanlığa yerdirir. Her şey onun güç ve kudretindedir.