Bunlar sakat, bence askerliğe elverişli değil…
Yarsav başkanı ile ilgili medya bastırdıkça bastırıyor.
Askerlik yapmamak için aldığı çürük raporlar nedeniyle.
Adam mesleğe atıldıktan sonra doğu görevi yapmamak için torpille Kırıkkale’ye tayini çıkartmış…
Yani ne uğraşıyorsunuz kardeşim, zaten adamlar sakat, bu nedenle bunlara ‘Mehmetçik’ olma gibi bir şeref verilemez, iyi ki sahte çürük raporu almışlar…
***
Milli Takımı Başarılı kılan…
CNN Türk de haber izliyorum.
Spiker ABD seçimleriyle ilgili taze yorumları almak için ABD’ye bağlanıyor.
Oradaki muhabir daha sözünün başında; Amerikan halkı ABD’yi ve Dünyayı yönetecek yöneticiyi seçiyor…, diye söze başlıyor.
Batının emperyalist işgalinden bir istiklal harbi ile kurtulmuş bir ülkenin elit tabakasının batıya karşı kompleksini anlıyorum.
Ve fakat bu kompleksin bir karakter ve kişilik haline dönüşmesine asla tahammül edemiyorum.
Küçük yaşlardan beri ne zaman dünya atlasını açsam, elimi Balkanların üzerine koyup, Endülüs medeniyetini kurduğumuz İspanyaya kaç ülke kalmıştı diye sırtımı Afrika’dan uzak Asya’ya kadar olan coğrafyamıza yaslayarak bir fetih medeniyetinin mensubu olarak bakıyorum.
Gündelik hayatınızın içinde elde ettiğiniz başarılar kişiliğinize-hedeflerinize-tasavvur ve hayallerinize bağlıdır.
Benim hayalim bütün bir yeryüzüne adaletle hükmeden bir millete mensup olmaktır.
Tasavvurum asla Edirne’den Kars’a kadar hiçbir zaman olmamıştır.
İnancım şudur ki, benim mensup olduğum Millet hükümran olmadıkça, yeryüzünde ne adalet olacaktır ve nede kapitalizmin nesnelleştirdiği bir tüketim hayvanı haline getirdiği insanlığın yeniden kendi özüne dönmesine bir imkân olacaktır.
1989 yılında, ‘Tarihin sonu’ diye bir makale yazarak, modern sonrası kapitalist emperyal dünyanın rakipsizliğini vurgulayarak büyük tartışmalara yol açan, küresel derin güçlerin devşirme düşünürü Francis Fukuyama, ‘Demokrasinin fikir sahasındaki tek ve gerçek rakibi Siyasal İslam´dır.’ Diyor.
Ve ekliyor;
Şayet muhayyel bir mazinin esirleri olmayacaksak, gayri-demokrat dünyayı anlamak için ince farklılıklara yer veren bir kavramsal çerçeveye ihtiyacımız var. Ve kendi fikirlerimizin kuvveti hakkında fazlaca cesaret kaybına uğramamalıyız hatta ki "post-Amerikan" bir dünyada bile.
Demokrasi
Siyasal İslam
Kavramsal çerçeve
Post-Amerikan bir dünya
İşte bu dört kavram üzerine inşa edilen bir ideolocya örgüsünün mahkûmları olan bizim coğrafya…
Francis Fukuyama, ‘Demokrasi’ karşıtı olarak karşısına koyduğu; gayri demokrasi-‘Siyasal İslam’
Bu kavramsal çerçeve, Post Amerikan bir dünya için olmazsa olmaz temel şarttır.
İslam, insanlık tarihi boyunca (Hz. Adem A.S.’den bu yana) Kabil ve onun yol izleyicilerince, insanların indinde, hep bir tezin antitezi durumuna düşürmek için ondan bir ‘Siyasal İslam’ üreterek gelmişlerdir.
Bu gün Batının yaptığı, Habil’e karşı Kabil’in, Hz. Musa A.S. ‘a karşı İsrail oğullarının, Hz. İsa A.S.’a karşı Bizanssın, Hz. Ali’ye karşı Beni ümeyyenin,
Hz. Hüseyin’e karşı Yezidin yaptığından farklı bir şey değildir…
Hayatı (Dünya ve Ahreti) kuşatan bir DİN’i dünyevileştirerek antitez durumuna düşürmek..,
Eğer tez-antitez bağlamında illede bir tanımlama yapılacaksa;
Tez olan insandır.
Antitez olan şeytandır.
Biz şeytanın hile ve desiselerinin peşine düştüğümüz günden beri kompleksliyiz.
***
Avrupa takımlarından düzinelerce gol yiyen bir takım dünya 3. sü oluyor.
Ardından Avrupa şampiyonasında yarı final oynuyor.
Bir Lig takımımız, (GS) UEFA şampiyonu olup süper kupayı alıyor…
Milli Takımın Başında, sporcuları Cuma namazlarına götüren Fatih Terim diye Anadolu çocuğu bir hoca.
Ve Cuma namazına giden Milli duyguları ve kimliği yüksek oyuncular…
Başarılı olan Lig takımımızın hemen hemen tüm oyuncuları öyle…
Başarıyı paraya-maddi şeylere endeksleyenlere Hakan Şükür ve arkadaşları adamakıllı bir ders vermişlerdir.
Msp ve Erbakan Hoca ile başlayan bir siyasal hareket ve devamında AKP ve R.T.Erdoğan’la gelen siyasi başarının temelinde de, Milli Takımı başarıya götüren özelliklerde değer bazında ortaktır.
Kaldı ki bu özellikler ait oldukları Millet-Medeniyete vurulduğunda % 3-5 tir.
Şimdi Milli Takım bu değerlere sahip oyuncuları kaybettikçe düşecek.
AKP ve Lideri sahip oldukları değerleri dünyevileştirdikçe kaybedeceklerdir.
Mensup olduğumuz Millet ve onun değerlerinin suyunun suyunun suyu bu kadar başarı getiriyorsa, yarım-yamalak bir tabiyyetle, varın siz düşünün dört başı mamur bir teslimiyetle nasıl bir başarı getirecektir.
Vesselam.
|