İnşallah Deniz Feneri adındaki Almanya’daki dernekle ilgili iddialar yargı neticesinde doğru çıkmaz. İnşallah Kanal 7 televizyonuna aktarılması, bazı şahısların ceplerine indirilmesi gemi alınması gibi iddialar doğru çıkmaz. Eğer çıkarsa Türkiye’deki İslamcı çevreler olarak büyük bir düşünce travması geçireceğimizden şüphe yoktur. Ya bu suçlamalar Aydın Doğan ve onun ekibinin bazı istihbarat örgütleri ile ortaklaşa düzenledikleri bir komplo olarak akıllarda kalacak ya da yargı kararını vermiş resmen yetim malını boğazından aşıran hırsız Müslümanlar deşifre edilecektir. Keşke birinci şık doğru çıksa.
Şaban Dişli olayı da savunulacak gibi bir şey değil hele bu Deniz Feneri olayı düşününce insanın midesini bile bulandırabiliyor. Son Gaziantep olayı ciddiye alınmalı, varsa böylesine yetkisini kötüye kullanan ceplerini dolduranlar, menfaat ve çıkar çevreleri onlara karşı büyük bir hamle yürütülmeli.
Yok deyip kestirmek atmak kolay, ama ben bazı şeylerin de yaşandığı kanaatindeyim. Ankara’da Melih Gökçekle ilgili yıllardır çeşitli iddialar ortaya atılmıyor mu, İstanbulda geçmişte Ali Müfit Gürtuna ile ilgili bu dönemde bazı firmalarla ilgili ciddi iddialar ortaya atıldı. Ta oraya gitmeyelim. Kayseri’de yok mu ona bakalım. Bal tutan parmağını yalıyor. İktidarın Başbakanın Cumhurbaşkanının yakınlığını kullanarak ihale alanlar yok mu dersiniz? Ben falancanın falancasıyım diye kükreyen, edepten yoksun rantiyeci, çıkar ve menfaatini düşünen kişiler yok mudur? Herkes çok iyi biliyor ki vardır. Hatta bunlar kimlerdir diye sorsam teker teker isimlerini bile sayarlar. Olmaması gereken şeyler. Devlet malında tüyü bitmedik yetimin hakkı vardır. Hele Deniz Feneri Almanya Derneğinin yaptığı ise eğer doğru çıkarsa en büyük alçaklık olarak tarihe kazınacaktır. Fakir fukaraya verilmek üzere alınan paralardan bir hak iddia ederek medyaya, şahsa , kişilerin ceplerine gitmişse eğer bunun hesabını öte dünyada zaten kimse veremez. 28 Şubatta da hatırlarsanız Mercimek olayı bu şekilde patlak vermişti. Bu Mehmet Gürhan dedikleri de bu Mercümeklerin aynı gurubundan ve aynı çevrenin insanı. Hatta ben bile tanıyorum. Ankara’da Milli Gazetede ok çalıştığım yıllarda 1989 yılında Mehmet Gürhan da oraya gelirdi. Milli Görüşçü fanatik birisiymiş gibi bir hava içindeydi ancak çok yılışık, çok sulu, İslami çerçeveye yakışmayan bir tipti. Her geldiğinde ondan gıcık kapardım. Allah korkusu olmayanlar fakir fukaranın malını yemeyi sıradan bir çay içmek gibi görenler, yetim malı yemenin nasıl cehennem azabına maruz bırakacağını düşünmeyenler bu işi yapıyorlarsa eğer paçalarına da dolaşacaktır. Tekrar ediyorum inşallah bu iddialar boş çıkar dava beratla neticelenir, bu pislikten kurtulurlar. Aksi takdirde İslami çevrelerin üstüne çalınmış büyük bir leke her yerden görülebilecektir.
Başbakan’ın çıkışı ise bir adamımı bile düşmana kelle olarak vermeyeyim aksi takdirde daha fazla keller ve tavizler isteyecekler en sonunda benim kellemi isteyecekler o halde vermeyeyim, haksız bile olsa ilk kelleyi vermemeye çalışayım mantığıdır.
Bir yerde bakıldığında o da ne yapsın demek geliyor içimden. Karşı taraf da samimi değil yani aydın Doğan gurubu. Resmen bunu şantaj olarak kullanıyorlar ve Müslümanları rencide etmek zedelemek için de bayraklaştırıyorlar. Geçmişte Mercimek olayı ve Aczimendileri nasıl kullandılar nasıl kin ve düşmanlık gösterdiler hep birlikte gördük. Sabıkaları var bu konuda o yüzden güvenmiyorum. Allah bir dediğinden başkasına inanmam. Tamamen haberleri kendi çıkarları doğrultusunda yapıyorlar. Ahmet Hakan da çıkmış patronu Aydın Doğanı savunmak için Erdoğan’a hakaret etmiş. Ahmet Hakan’ın bu kadar ucuza satınalınabileceğini, bu kadar ihanet edebileceğini hiç sanmıyordum. O dönemde Ahmet Hakan da Kanal 7’deydi madem Zahit Akmanla ilişkilendiriyorsun kendi yazarın Ahmet Hakan tam bu işin ortasındaydı. Onun maaşları da mı Deniz Fenerinden geldi yoksa? Ahmet Hakan açıklasın işte.