ALKIŞ
*Bazı basın organlarının akreditasyon sınırlarını kaldıran yeni Genel Kurmay Başkanı Başbuğ’a,
DUYDUNUZ MU?
*Baykal ile Aydın Doğan’ın tek yumurta ikizi haline dönüştüklerini,
*Artık Doğan medyasının ağzıyla kuş tutsa da inandırıcılığının sıfıra indiğini, M. Ali Brand’dan Ekşi’ye hiçbir tanesinin şahsiyetinin kalmadığını, patronlarının tutması durumuna düştüklerini,
*Önceki gün Mithatpaşa da meydana gelen cinayetin aslında bir namus cinayeti olduğunun ileri sürüldüğünü,
*Bahçeli’nin Ali Babacan’a kendisini eleştirdiği için randevu vermediğini,
*Kayseri’de de garnizonun akreditasyonu kaldırıp kaldırmayacağının merak edildiğini,
*İsrail’de Yahudilerin yarıdan fazlasının haham okullarında eğitim aldıklarını, dini okullarda eğitim alanları daha yüksek makamlara getirdiklerini, ancak bizde olayların tamamen ters işlediğini,
*Kayseri’nin tek CHP’li vekili Kulkuloğlu’nun tamamen şehirden kopuk ikinci bir Eskiyapan pozisyonuna düştüğünü, CHP’lilerin bile onu seçtiklerine pişman olduklarını,
*Erciyesspor’un hiçbir umut vaat etmediğini, aslında bu durumun da fena olmadığını, şehrin işi gücü bırakıp bir de Erciyesspor ile uğraşma durumunda kalmayacağını,
GAZETECİLİĞİN ARKASINA SIĞINAN İŞADAMI
Aydın Doğan’a gazeteci denilebilir mi? Hangi gün hangi gazetesinde bir yazısı çıkmış. Toplum için ne düşünmüş, kamu yararına hangi projeyi ileri sürmüş. Aydın doğan işadamıdır. İhaleleri alan, ihalelere giren, her yıl katrilyonlarca para kazanan bir aşadamı. Gazeteciliğin arkasına sığınmaya çalışmasın. Gazeteciği de sadece parasına para katacak ihalelerde baskı unsuru bir silah olarak kullanıyor. Bunu son zamanlardaki deşifrelerden öğrendik. Başbakana gitmiş, yeşil alanı bana verin demiş, bir çırpıda 2 milyar dolar para getirecek bir haksız isteğe ısrar etmiş vermeyince Başbakan’a çamur atmaya kalkışmış. Bunu yeni mi öğreniyoruz?Hayır Aypdın Doğan oldu bitti böyledir. Petrolofisini beş kuruş vermeden nasıl aldı, daha sonra üçte birini üç katına nasıl sattı? Kızını nasıl TÜSİAD’a nasıl başkan yaptı?Bu adamın gazete ile gazetecilikle uzaktan yakından alakası yoktur hiçbir zaman da olmamıştır. İşi gücü parasına para katmak bunun için de basınını kullanmak tetikçi gazeteciler çalıştırmak. Menfat temininden başka ne olabilir ki? Şufnu hiç düşünemiyorum:Aydın Doğan milletin menfaatine bir şey yapacak? Asla ve kat’a. Çünkü o kendinden başka kimseyi düşünmez.
ŞAHSİYETLERİ TÜKETEN GAZETECİLER
Aydın Doğan’ın tutması ve tetikçisi olduğunu ilk ispata kalkışanları görüyorsunuz. Ahmet hakan’dan başlıyor, Y. Yılmaz’dan devam ediyor, Ekşi’nin tipinden ve yazdığı basit içeriksiz boş yazılardan ve saldırganlığından son olarak da Hasan Cemal’den anlaşılıyor. Anladığım kadarıyla biri muhtemelen Aydın Doğan ya da Ertuğrul Özkök onlara haydi kurt saldır demiş. Veyahut ey tutmalarımız biz size boşuna mı aylık yüz milyar yüz milyar para veriyoruz. Saldırın, hücum edin. Bakın Tayyip Erdoğan patronumuzu karalıyor. Ellerinize çamurları alın sıvamaya başlayın. Bundan böyle bu gazetecilerin, sözde köşe yazarlarının yazdıklarına kim inanır? Oktay ekşinin zaten hiçbir saygınlığı yoktu. Yazdığı yazılar da son derece basit ve sıradandı. Kimsenin onunla ilgilendiği yoktu. M. Yılmaz’da sadece patronun menfaatine yazı yazan gazeteci olarak biliniyordu. Ertuğrul Özkök zaten Aydın Doğan’ın baş kahyası. Şuna saldırılacak saldır, şuna yağcılık yapılacak yap. Ben Ahmet Hakan ile Hasan Cemal’e şaşırdım. Ahmet Hakan’a da o kadar kızmadım. Hakan zaten sütünün gereğini yapıyor. Kendisi ben döndüm demedi mi? Artık Aydın Doğan’ın tetikçisi olduğunu söylemedi mi? Yazdığı yazılar dikkat çekmek yazıları değil mi? Kaybedecek bir şeyi olmayan, her şeyini kaybetmiş, dümdüz bir serseri mayın tipi bir insanın psikolojisi neyse Ahmet hakan’ın ki de öyledir. Kanal 7’de üç beş milyar ile çalışırken, Aydın Doğan’a tetikçi olunca maaşı on katı yirmi katı arttıysa 30-40 milyara hatta daha fazlaya çıktıysa başı dönmüştür. Sarhoş olmuştur. Bana ayda 40 milyar 50 milyar, 100 milyar maaş veren patronuma layık olmalıyım, onun için her şeyi yapmalıyım diye düşünmektedir. Bu da anlaşılabilir. Ama Hasan Cemal’in ki biraz lüks oldu. Sanıyorum ona da neden sessiz kalıyorsun, Başbakan’a en etkili gazeteci sensin, haydi sen de patrondan maaş alan birisisin yaz kardeşim bir şeyler demişlerdir. O da önceden Başbakan’a telefon açıp durum böyle böyle ben şimdi bir şeyler yazacağım kusuruma bakma demiştir. Yazdığı şeyler çok ağır değil ancak dost yaralayan cinsten.
ERCİYES PROJESİNİN BİR UCUNDAN TUTULDU
Son haftalarda dikkat çeken bir gelişme var. Erciyes projesinin hayata geçmesi ile ilgili işaret fişekleri sayılabilecek bazı gelişmeler oluyor. Kar ünitelerinin ihaleye çıkarılması, oradaki işletmelerin ihaleye çıkarılması, sosyal tesis alanlarının ihale edilmesi. Aslına bakarsanız ben Erciyes Projesinin çok uzayacağı kanaatindeydim. Ama daha erken başladı. Yerel seçim öncesi bir gösteri midir yoksa gerçek ve samimi bir çalışma mıdır bunu seçimden sonra daha rahat göreceğiz. Şimdi devam eden hızlı çalışma seçimden sonra bir iki sene beklemeye bırakılırsa işte o zaman gereken tepki gösterilir. Gerçi gösteriş olduğunu sanmıyorum, çünkü milyarlarca ihale yapıyorsun.
MHP’DE ŞEKERDEN ELİNİ ÇEKSİN
Önceki gün yazımda bazı MHP’lilerin Kayseri’de MHP’nin güçlenmesi için Şeker bağlantısının kesilmesi gerektiğine inandığını yazmıştım. Bu yazım üzerine Şeker’den en üst düzey temsilci arayarak şunu söyledi. “Asıl MHP Şeker’in üzerinden kalksın. Şeker onlardan kurtulsun asıl o zaman bak Şeker Fabrikası nasıl büyük sıçrama yapıyor. Aslında düşündüm de haklı. Yıllardır herkes bilir ki oradan çıkmayan siyasilerin kimler olduğunu, ihaleleri kimlerin aldığını, hatta birisi işe girecekse hangi MHP’liden geçtiğini, zamanında diyorum çok iyi biliyoruz….Şimdi iki tarafın da birbirinden şikayetçi olması gayet normal.
TEMİZLİK -GÜVENLİK - YEMEK İHALELERİNİN KAYMAĞINI KİMLER YİYOR?
Son zamanlarda hormonlu büyüyen şirketlere bir bakın. Onlar da kendilerini iyi biliyor kamuoyu da çok iyi takibediyor. Koca hastaneleri postanaleri, koskoca Üniversite ve fakülteleri, doğumevlerini kamu kurumlarını, belediyeleri, Kaski’leri TEK’leri bunların temizlik ihalelerini kimler alıyor, yemek ihalesini sürekli kim kazanıyor, güvenlikleri kime emanet? İçerden adam bularak şartnameleri kendisine göre hazırlatanlar, içeriden ortak bulanlar, komisyon alanlar, diğerlerine çıkma verenler, sıradan insanların bileceği bir hale geldi. Her biri kendilerince kendi mafyalarını da kurmuş durumda. Parayla her şeyi satın alacağını düşünen bu basit kişiliklerin devlete ve kamu kurumlarına kene gibi yapışmalarına devlet büyüklerinin müsaade etmemeleri lazım. Onlar kendilerini iyi biliyor. On sene öncesinde açlıktan nefesi kokan, davar çobanlığı yapanlar bugün neredeyse tüm aile fertlerine 4X4’ler almakta, zırhlı araçlar kullanmakta. Devletin valisinin bile binemediği araçları onlar metreslerine bile almakta. Bir hastaneden üç tirilyon, bir hastane yemeğinden beş trilyon , bir üniversite temizliğinden yılda on trilyon kazananlar, elbette bunu kazanabilmek için birileri ile paylaşmayı da vaat etmişlerdir. Ama bu dünyada devlet bunlara dur diyemiyorsa, bu kirli çarkı durduramıyorsa öte dünyası var bunun. Haram malın hesabını orada nasıl verirler bilemem. Tabi inançları varsa?
MIŞ
Bugün 11 eylül’ün yıldönümüymüş.
DAMLA
Mal mülk sahibi olmak her zaman hayra alamet değildir. Allah muhafaza etsin, çok devlet sahibi olmuştur fakat öyle hekime gider ki, elini süremez. Yani o malının hayrını göremez. Her zaman hayırlısını istemeli. Mal mülk sahibi olabilir insan, Allah demeye vakit bulamazsa neye yarar.