Ortam yine çok gergin, Ergenekon operasyonları tam gaz. Ülkü Ocakları eski başkanı da alındı. Elektriğe kamyon kamyon zam geliyor, altından kalkacak hal kalmadı. Deniz Feneri, Deniz Baykal, Fener Bahçe falan filan… tüm bunları geçelim önceki gün meydanda kalede yaşanan bir provokasyonun analizini yapalım ve ardından iki gün sonra Amerikaya gidecek olan ve Birleşmiş milletlerde Kayseri’deki Belediyecilikle ilgili bildiri okuyacak olan Başkan Haseki’nin yükselişine gelelim.
Önce Bizans oyunu diye bizim manşetten verdiğimiz olay. Bir televizyon kanalı Anatolia diye belgesel çekiyormuş. Adında meymenet yok. Anadolunun ismini Anatolia diye lanse etmek hangi Türk’e yakışırsa? Kaleye sen tut belgeselci olarak Haçlı bayrağını çek, gündüz gözüne, hem de Ramazan ayının tam ortasında. Kayseri gibi muhafazakarlığı ile ün yapmış bir memlekette. Bunu yapanların gayesi neydi acaba? Bir provokasyon mu yoksa bilgisizlik ve vurdumduymazlık mı? Her ne olursa olsun Kayseri önemli bir tehlike atlatmıştır. Allah korusun bazı şeylerin şakası olmaz. Kaleye Haçlı bayrağını asarsan cevabını da görürsün. Zaten oruç kafalara vurmuş, dini duygular had safhaya çıkmış, Bürüngüz Camiden çıkan Müslümanlar Haçlı bayrağını görünce ne yapacak sanıyorsunuz? Birileri bunları da düşünerek Kayseri’de bir provokasyon hazırlamış olmasın? Tepki gösterenlere sonuna kadar katılıyorum. Çünkü zaman zemin ve her şey yanlış. Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz, satarsanız karşılığını da alırsınız.
Gelelim Haseki Başkan’ın Amerika seyahatine. Doğru oturup doğru konuşmak gerekirse, Başkan Haseki işini iyi biliyor. Bakın Kayseri’yi nerelerden aldı nereye getirdi. Meydan ve Hunat’ın önü(kağnı pazarı bile çamurdan geçilmezdi hatırlayın. Hiltonun olduğu yerde İstanbul oteli vardı Pazar kurulurdu yağmur yağdığı zaman çamura batardınız. Her taraf gecekondu olmuş imarlı yapı parmakla gösterilecek kadar az, geri kalmışbir Kayseri portresini aldı ve on küsür yıl içinde model şehir haline getirdi.
Bugün Amerikaya Birleşmiş Milletlerin davetlisi olarak gidip NEW-YORK’ta yoksulluğa karşı belediyecilik, sosyal belediyecelik hakkında bildiri sunacak. Kayseri modelini anlatacak. Bu kuşkusuz büyük bir şey. Gurur duyulacak bir tablo. Kayserinin ünü dünyaya yayılmış olacak. Sosyal belediyecilik denilince gerçekten de Kayseri deyiverip geçmeyin. Kim yardım toplamaya geliyorsa Kayseri’ye geliyor, kim hayırsever ararsa Kayseri’ye geliyor. İlk aşevleri uygulaması neredeyse Kayseriden başladı. Gıda paketi dağıtmalar, yaşlılara beş yıldızlı huzurevleri, kimsesizler için sığınma evleri kömür yardımı, ekmek yardımı ilaç dağıtma kampanyaları..Kaymek kursları, kadınlar çarşısı, bedavaya spor kursları, bilgisayar kursları, meslek edindirme kursları ne ararsan var. Bir belediyenin ne yapabileceği noktasında her şey düşünülüyor. Araçların özelleştirilmesi, yemeğin özelleştirilmesi, tasarruf, kaynak üretme bunlar da cabası. En önemlisi de yolsuzluk yok. Bir Kayserili olarak Birleşmiş milletlerin Yoksulluğu önleme konferansında sosyal belediyecilik alanında Kayseri modeli ile ilgili bildiri sunmak için Amerikaya giden Haseki’yi başarılı bulmak sanıyorum yağcılık ve yalakalık olmasa gerek. Bence asıl kusur tüm başarılara rağmen bunları görmeyip işe hep tersinden bakan, sürekli eleştiren mantık hastalıklı bir mantıktır. Dürüst bir mantık olamaz. Ne yapsan da yaranamazsın. Neden? Çünkü bu belediyeler Ak Partili… El insaf yahu kardeşim. Bak adam Amerikalara Kayseri modelini anlatmaya gidiyor. Davet edilmiş. Kayserinin belediyeciliği yoksulluğu önlemede başarılı olmuş ki davet etmişler. Biraz da siz kabul etseniz…