Başkan Özhaseki aşırı gıda zehirlenmesinden dolayı Amerika’ya gidememiş. Bilindiği gibi Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Gül’ün uçağı ile Haseki Başkan Amerikaya gidecekti. Cumhurbaşkanı Gül ile birlikte gidecekti. BM toplantılarına katılacak Haseki Başkan da Kayseri Modeli konusunda bildiri sunacaktı. Ayrıca Fethullah Hocaefendi’nin 25 eylül’deki iftar yemeğine katılacaklardı. Gül katılınca heralde Haseki Başkan katılmamazlık edemezdi. O da katılacaktı. Ama olmadı Başka gideceği gün akşam aşırı gıda zehirlenmesi teşhisi ile hastanede bir süre tedavi gördü şimdi evinde istirahatte. İşin iki boyutu ortaya çıkıyor. Birincisi Başkan’ın zehirlenmesi, kim zehirledi, niye zehirledi? Hastane raporu şiddetli besin zehirlenmesi yani gıdadan, ya da sudan mı zehirlendi, ortalıktaki salgının kaynağı ne?
Olayın İkinci boyutu,Hocaefendinin iftarına katılamayışı. Elinde olmayan sebeplerden dolayı. Yoksa Başkan Cumhurbaşkanının özel uçağı ile Amerikaya gitmek, sonra BM’de Kayseri modelini anlatmak, daha sonra da Fethullah Hocaefendi’nin iftar yemeğine katılmak istemez miydi? Elbette isterdi diye düşünüyorum.
Birinci boyuta tekrar dönelim. Bu yıl ishal, kusma, aşırı su kaybından oluşan salgın hastalık adeta şehri kasıp kavurdu. Tüm aileler hasır gibi bu salgınla günlerini geçirdi. Doktorlar sudan dediler. Kaski suyumuz demiz dedi. Vatandaş damacana suyu aldı yine salgından kurtulamadı. Bildiğim kadarıyla Başkan Haseki orucun başında da yine böyle bir salgına yakalandı, orucunu tutamadı bir iki gün. Şimdi yine ciddi bir şekilde hastalandı. Yine orucunu tutamadı. Amerika’ya gidemedi. Olabilir. Başkana buradan geçmiş olsun demek istiyorum, Allah korusun başkaları zehirleme girişiminde bulunmasın da tek sudan olsun, salgın olsun. Ama bir de sağlık konusu var. Başkan’ın bu ardı ardına aşırı rahatsızlıkları sağlığında ciddi sorunlar oluşmak üzere olduğunu da ortaya koyabilir. Allah korusun. Sağlığına dikkat etmeli. Yaş geçiyor ömür tükeniyor. Dünya bir gölgelik gibi her şey bomboş. Tek gerçek ölüm, tek gaye Allahın rızasını kazanmak.
Neyse işin ikinci boyutuna bakalım yeniden. Gıdalar bozuk. Satıcılar Allah korkusu olmadan millete ne kakalarsam o iyi olur düşüncesiyle mal satıyorlar. Tavuklar, kıymalar, etler hijyenik değil. En büyük pastane görümündeki unlu mamuller bile en pis çıktığı için denetimden ceza almış düşünsenize.
Meyveler hormonlu. İnsanlar menfaatçi, doktorlar paracı, ürünler sahte, Çin malı heryerde . ucuz etin yahnisi yenmez atasözü…
Halkın sağlığı ile oynanıyor, öyle ki denetimde en önemli kurum olan Büşükşehir’in Belediye Başkanı bile gıdadan zehirleniyor. Demek ki bozuk gıdalar sos veriyor. Siz bakmayın alışverişmerkezlerinin koca koca olduğuna, lüks mal satıyor gibi göründüğüne, siz bakmayın büyük büyük restorantlara pastanelere. Kaliteli gıda kullanıyor sanıyorsunuz. Heyhat keşke öyle olsaydı. Geçtiğimiz gün bir pastaneci anlatıyor. Bozuk sütü getirdiler bir köyden. Beşyüz kilo, yarı fiyatına veriyordu ben almadım falanca aldı dondurma yaptı diyor. Allahtan korkmadıktan sonra her şey yapılır, sonuçta olan millete olur. Kimi at eti satıyor, kimi it eti. Kiminin mutfağına gir bak, kokudan duramazsın, kimi mamullerin üretildiği yerleri görün.
Her neyse bu konulara dah sonra sık sık döneceğiz. Şimdilik başkana geçmiş olsun diyor sizleri Allaha emanet ediyorum.