Şimdiye kadar çok kez yabancı basınla görüştüm. Fransız Le Monde.Lexpansiyon, Amerikan Chicago Tribün, Alman ZDF televizyonu, falan filan. Ama şu sıralarda her gün görüştüğüm İngiliz BBC televizyonu ile Kayseri üzerine sorulu cevaplı enteresan görüşmemiz sürüyor. Aslen bir Türk olan ancak Londra’a BBC televizyonunda çalışan Merve hanım Kayseri’yi soruyor ben bildiklerimi anlatmaya çalışıyorum. Enteresan bir soru sordu: Kayserililer Hilton’da düğün yapar mı?, lüks lokantalar, markalar var mı, zenginler nerelerde alışveriş yapar? Bu sorulara cevaplar verirken şöyle düşündüm. Demek ki yabancılar ya da Kayseri’yi tanımayanlar acaip bir yer zannediyor şehrimizi. Ben de dedim ki “ Hilton’da değil zenginimiz orta hallimiz bile düğün yapar. Hatta Hilton’daki düğünler beğenilmez bile. Hilton olunca sanki şey mi oluyor, Komprador falan… bizim insanımız Hilton’da spora da gider yüzmeye de ben de Ramazandan sonra kahvaltıya giderim dedim.
Çok şeyler sordu, çok cevaplar verdim. Bir de ben sorayım dedim, neden Kayseri ile yabancı basın bu kadar çok ilgileniyor dedim. Valla bilmiyorum dedi. Diğer ajanslar televizyonlar ve gazeteler araştırma yaptığı için biz de yapıyoruz dedi. Yani Falanca yaptı biz de yapalım mantığı. Ben tatmin olmadım bundan. Çünkü son beş yılda inanılmaz derecede yabsancı ilgisi var Kayseri’ye. Sadece benim görüştüklerim 10’u buldu. Ama düşündüğüm zaman neden Kayseri ile bu kadar ilgilendiklerini buldum. Neden ilgilenmesinler ki? Bu kadar hızla gelişen ve bu hızlı gelişmeye rağmen inançlarını ve değerlerini de kaybetmeyen bir şehrin yapısı insanları araştırmaya değerdir. Hem Ak Parti rekor oy alıyor hem yüzlerce fabrika kuruluyor, hem modern, hem İslami kimlikli insanlar, müthiş bir ihracat ve ticaret zekası var, Sanayisi son derece ilerlemiş, devletten yatırım almadığı halde kendi yetenekleri ile dikkat çekiyorlar. Cumhurbaşkanı bu şehirli, Odalar borsalar bu şehirli, en zenginler bu şehirden çıkmış, belediyeciliği model olmuş. Eh tüm bunları yan yana koyunca Kayseri’yi incelemeyecekler de nereyi inceleyecekler…. Kayseri gerçekten son on yılda yıldızı parlayan bir şehir oldu. Her zaman söylüyorum, kağnı pazarlarından, at pazarlarından, bit pazarından, kerhane mahallesinden kurtulup artık Hiltonları ile Kayseri Parklarıyla, Migros’ları, Beğendikleri ile anılan, Bellona’sıyla, İstakbal ve Yataş’ıyla tanınan, Kayserisporuyla hafızalara kazınan, Abdullah Gül ile devletin zirvesinde yer bulan bir şehir olarak yıldızı parlıyor. Dışardan gelen daha iyi kavrıyor ama şöyle bir kendimize baktığımızda Çok şükür hangimiz bugün gidip şehrin en lüks restorantında yemek yiyemiyoruz? Hangimizin arabası çok kötü/ Hangimiz Hiltonu beğeniyor(Yani artık Hiltonu bile beğenmeyen bir şehiriz) Hangimiz evine internet almadı, hangimizin bilgisayarı yok. Bu saydıklarımı herkes yüzde yüz yapıyor anlamında söylemiyorum. Ancak şehrin orta halli normal bir vatandaşı bir öğretmeni. Bir memuru, bir işçisi. Bir esnafı, bir küçük büfe sahibi bunları yapabiliyor. Sadece çok yoksullarımız var bunlara da elimizden gelen yardımı yapmaya gayret ediyoruz. Allah onları da tüm sıkıntılarından gidersin. Yani öz olarak dediğim şu… Kayseri çok değişti, büyük ve göz kamaştıran bir yapıya sahiboldu. Bunda emeği geçenlere teşekkürü borç bilmeliyiz.