ALKIŞ
*Türkiye’nin çetelerden kurtulması için büyük gayret gösteren ve tüm tehditlere rağmen cesurca operasyonlara devam eden Ergenekon savcılarına,
DUYDUNUZ MU?
*Sonunda Tuncay Özkan’ın da gözaltına alındığını,
*En son gözaltına alınan 50 kişi arasında Gürbüz Çapan(CHP’li eski belediye başkanı) Adil Serdar Saçan Eski Polis şefi, Tuncay Özkan, eski DGM askeri savcısı gibi isimlerin olduğunu,
*Konya’da Okyanus Şirketine düzenlenen baskında 30 kişinin gözaltına alındığını,
*dünyadaki ekonomik krizin Türkiye’deki zenginleri korkuttuğunu,
*Arapların yeniden Rusya’ya yakınlaşmaya başladıklarını,
*Deniz Feneri olayının aslında Alman İstihbaratının bir oyunu olduğunu,
*Yenidoğan mahallesinde bir karıkocanın yürürken üzerlerine yıldırım düştüğünü,
*Kayseri Gündem Gazetemizin yurtdışından çok sayıda okuyucusunun olduğunu,
*Ramazan ayında elektrik kesintilerinin bıktığını, milletin sürekli küfürler ettiğini, Elektrik şirketindekilerin ise kılının kıpırdamadığını, günlerini gün ettiklerini,
SU PARASI – ELEKTRİK PARASI
Eskiden su faturaları ile elektrik faturaları arasında bir fark olmazdı. Bir aileye ne kadar elektrik faturası geliyorsa o kadar da su faturası gelirdi. Bir dönem su faturası daha kabarmaya başlamıştı. Ancak son bir yıla baktığımızda su faturaları ile elektrik faturaları arasında dağlar kadar fark oluşmaya başladı. Ortalama bir aileye 20 milyon su parası gelirken bilemedin 25 milyon otuz milyon su parası gelirken aynı aileye 100 milyon elektrik parası gelmeye başladı. Yani su parasının dört katı. Ne oldu da bu kadar fark oluştu? Tamam elektrikli malzemeler artmış olabilir, su tasarrufu işe yaramış olabilir, ancak küresel ısınmanın olduğu bir dönemde su paraları anormal artması gerekirken elektrik parası artıyor. Çünkü dört kez zamlandı. Her zamlandığında yüzde onbeşten aşağı zam almadı. Haa. Uyanık elektrik şirketleri zam geleceği zaman faturaları göndermiyorlar, zam geldikten sonra zamlı tarifeden faturaları gönderiyorlar. FRANSA’DAKİ OKUYUCUMUN TEPKİSİ
Dün Fransa’dan bir okuyucum telefonla aradı. Mehmet Hocaoğlu olarak yazdığım yansıma bölümünde Deniz Feneri davasındaki Mehmet Gürhan ile ilgili yazdığım cümleleri bana yakıştıramadığını söyledi. Ben o yazıda Gürhanı tanıdığımı belirtip boyu ile ilgili alçak kelimesi kullanmıştım. Ta..Fransadaki okuyucum uyardı, haklıydı da. Bu boy meselesini yazmak bana yakışmadı. Kaldı ki oralarda neler oldu neler bitti bilemiyoruz bizim hariçten gazel çalmamız hoş olmadı. Ben sadece bu dava üzerinden Müslümanlara çamur atılmaya, Müslümanlar rencide edilmeye çalışılıyor ona içerliyorum. Yıllardır Faransa’da yaşayan aslen Kayserili olan bu okuyucum hatta Amaratlıymış, bizi sürekli takibeden yazılarımız okuyan Kayseri’yi sadece Kayseri Gündemden takibeden bir okuyucumuz. Gürhan ile ilgili yazdıklarımdan dolayı beni uyardığı için kendisine çok teşekkür ediyorum. Yanlış yapmış olabilirim.
Zira bu olay yani Deniz Feneri olayı aslında bambaşka bir olay olabilir. Yani para çıkarmak zor olduğu için Türklerin Almanya’dan para çıkarabilmesi için birtakım yollara girişilmiş olabilir. Dolayısıyla bu hadiseyi de Alman istihbaratı ortaya çıkarmış olabilir. Yani yardım paraları iç edildi olayı değildir aslında. Belki de kaynağı bilinmeyen bir paranın Türkiye’ye sokulması olayıdır.
ÜNİVERSİTEDE GÜVENLİKÇİ TERÖRÜ
Pazar Günü KPSS sınavının olduğu sıralarda Eğitim fakültesinde insanlıkdışı bir olay yaşanmış. Kucağında üç yaşında bir çocuk bulunan bir veli yani vatandaş öldüresiye dövülmüş. Kimler tarafından güvenlikçiler tarafından. Kapıyı kapatıp bağırta bağırta dövmüşler. Üç yaşındaki çocuk ağlar bir yandan kapının dışındakiler adamı güvenlikçilerin elinden kurtarmak için kapıyı zorlamışlar ama açamamışlar. Bu insanlık dışı hadise Ramazan ayında yapılır mı? Ne için oldu, niye oldu hiçbirini bilmiyorum. Belki adam haksızdı onu da bilmiyorum, ancak benim bildiğim şey adamın öldüresiye dövüldüğü. Hayvan bile bu kadar dövülmezken bir insana bu yapılır mı? Bu güvenlikçiler nasıl insanlar? Sürekli kendilerini kral zannederek terör estiriyorlar. Üniversitede birtakım şeylerin artık değişmesi lazım. Güvenlik temizlik, yemek bilmem ne…..
AK PARTİDE ORTALIK KARIŞMIŞ
Ak Parti ile ilgili Kocasinan Kongresi öncesi delege seçiminin yapılmaması yerel basında haber konusu da olunca genel merkez olaya el atmış. Noter kanalıyla tesbit yaptırılmış sanıyorum. Genelbaşkan Yardımcısı Kocasinan İlçe Başkanını Ankaraya çağırmış. Milletvekilleri durum değerlendirmesi yapıyorlarmış. Zaten Milletvekilinin kardeşinin ilçe başkanlığı yapmazı tüzük gereği sıkıntılı olduğu için bu konuda ciddi bir karar da alınabilirmiş. Bildiğim tek şey masabaşı demokrasiye Ak Parti Genel Merkezi’nin izin vermemeye kararlı göründüğü ve bu olaya el attığı…
ÜNİVERSİTEDE TEMİZLİK İHALESİ
Üniversitede temizlik ihaesi yapılıyormuş. Yıllardır değişmeyen kalıplar var. Bakalım yeni Rektör bu dönen çarkı değiştirecek mi? Neden sürekli bu çark böyle dönüp gidiyor kardeşim bunun sorumluları kimlerse gelsin buraya demeye cesaret edebilecek mi? Yoksa o da bir süre sonra sisteme ayak uydurup ooo bu çark güzel işliyormuş devam etsin mi diyecek? Devlet Hastanesinde aynısı oldu, doğumevinde aynısı oldu, Üniversitede de değişiklik olacağını sanmıyorum. Keşke Rektör bey hey ne oluyor orada dese de bizleri yanıltsa. Biz de desek ki “Helal olsun, cesur rektörmüş, iyi ki bu seçilmiş, Üniversiteyi adam edecek” deriz. Ya da çoook bekleriz. Çünkü üniversitede köşeyi dönenler öyle çok ki……
MIŞ
*Ergenekon yakında Kayseri’ye sıçrayabilirmiş. Sıçrarsa bakalım kimlere sıçrayacak?
DAMLA
Üç şeyde yanılan iflah olmaz. Eş , iş, arkadaş.Ben bunu düzeltirim der ama düzeltemez. Kendisi onun gibi bozulur. Bir sepet sağlam incirin içine bir tane çürük incir koysanız ne yapar hepsini bozar.