Kur’an ı Kerim okurken şeytandan sakınmanın-EUZUBİLLAHİ MİNEŞŞEYTANİRRACİYM- Kur’ani deyimiyle istiazenin sırrı şudur ki, ilahi kelamı okuyan, duyular ve duyumlar üstü, his ve idrakin en güvenilir olanına hazırlanmakta, Kur’an’ın sonsuz bereketinden kalbine bir şeylerin akması için, semavatın kapısını çalmaktadır. Allah Teala’dan gelen ilham akışından bir şeyler hırsızlamak için kol gezen şeytan, baş düşmanı insana sunulacak nasiplerin tamamının veya bir kısmının aşırılmasına çalışacaktır. İnsan EUZÜ….. çekmekle bunun şuurunda olduğunu ilan etmekte, Allah’ın yardımına sığınmakta ve kendi iç kudretlerini sefere hazırlamaktadır. Bundan da anlaşılır ki, istiazede bulunmak gaflet üzere olmamalıdır.
EUZÜ…şuurlu olarak çekilmediği sürece gereken korumayı sağlamaz. Ve maalesef istiazeyle başlayan nice Kur’an ı Kerim okuyuşlar vardır ki, ilham, feyiz ve erişin kapılarını aralamak şöyle dursun, okuyanın gırtlağından aşağıya bile inmez. İlla ki şuurlu ve duyumsayarak çekeceğiz EUZU BİLLAHİ MİNEŞŞEYTANİRRACİYM’i. Şimdi sohbetimizin öznesi olan şeytan- İblis meselesine Kur’an ı Kerim deki tarif ve tasvir zaviyesinden bir göz atalım.
ŞEYTAN—İBLİS
Şeytan, İblis’in kuvvetine, yaptırım faaliyetine verilen ad olup, sık sık İblis yerine de kullanılır. Kuran bunu daha çok, İblis’in tavrı, tarzı, metodu askeri, yardımcısı ve bazen de etkisi gibi kullanıyor. Bu bakımdan İblis’in çoğulu olmasına rağmen, şeytanın çoğulu vardır ŞEYATİN ve bu şekilde Kur’an da 18 yerde kullanılmaktadır.
11 yerde kullanılan İblis’e mukabil, şeytanın 88 yerde tekil ve çoğul olarak geçmesi İbis’in öneminin, İblis’in kendisinden çok etkilerinde aranması gerektiğine dikkat çekmektedir.
FONKSİYONLARI BİR
Kur’an ı Kerim şeytanla İblis’in fonksiyon bakımından aynı olduklarını gösteriyor. Başka bir deyimle, İblis ve şeytan aynı varlık veya kuvvetin iki adıdır. Bu şöyle de ifade edilebilir: Şeytan İblis’in faal hale geçişinde aldığı ad, kuvvetlerinin tümüne verilen ad; İblis de, şeytan denen karanlık ve şer kuvvetlerin kaynağı, babası olan varlığın özel adıdır.
İNSANIN BAŞ DÜŞMANIDIR.
Şeytan, her şeyden önce insanın düşmanıdır. Allah’ın düşmanı değil. Çoğumuz Allah’ın düşmanı şeklinde yanlış algılıyoruz. Şeytanın Allah CC katındaki tavrı isyankarlık ve nankörlük duruşudur. Yani şeytan Allah’a büyüklendi ama dengi değil-haşa- kölesidir, kuludur. Asi, isyancı, nankör bir kuldur. Kur’an ı Kerim bu noktayı vurgulamakla, varlık ve oluşta iki ilah veya yaratıcı kudret düşüncesine imkan vermemek gayesindedir.
Şeytanı Allah’ın düşmanı bilmek, hayır ve şer için iki ayrı gücün varlığını kabule götürür ki, bu Kur’an ı Kerim’in temel anlayışı olan TEVHİD-birlik- akidesine zıttır. Şeytan, her ne kadar bir şer ve karanlık küvvetiyse de, Allah’ın irade ve takdiri içinde faaliyet gösterir. Mutlak kudret onu, oluş diyalektiğinin bir kutbu, bir parçası olarak, bizzat kendi hür iradesiyle varlık alanına çıkarmıştır. O, insanın aksine ve insanı tahrip için çalışır. Allah’ın aksine, Allah’ı zor durumda bırakmak için değil, Esasen, Kur’an ı Kerim, İblis’e Allah’ı kabul ve O’nun yüceliğini itiraf ettirerek, şeytanın ikinci bir ilah gibi algılanmasını baştan engellemiştir.
KABE’DE İLK DUA
Erzurum Vaizlerinden Mehmet Kırkıncı Hoca’ya"Kabe’yi ilk defa görenin yapacağı dua mutlaka kabul olacağı için nasıl dua edelim? Diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
"—Ya Rabbi, burada ve bundan sonra da edeceğim bütün duaları kabul eyle"diye dua edin.
YALANCININ KAZANCI
Aristo’ya sormuşlar:"—Yalan söylemekle ne kaybederiz?"Cevap vermiş:"—Doğruyu söylediğimiz zaman bile, karşımızdakini inandıramamayı."