Okul yıllarında, özellikle edebi sanatlarla ilgili dersler ve üniteler insan hafızasında gerçekte olduğundan büyük iz bırakır, bahse konu olan eserler günlük hayatta konuşmalarda yahut okumalarda edebiyat hocalarını, sınıf ve öğrencilik atmosferini zihinde canlandırarak nostalji oluşturmaktadır.
Orta kısım Türkçe öğretmenimiz Galip Doğan ve Lise kısmında Edebiyatımıza giren Musa Kazım Karaca’yı –ömürleri sıhhatli ve uzun olsun-hatırlarım önemli kitaplarla haşir neşir olduğumda. Her iki hoca da sol görüşlü insanlardı. Galip Doğan aşırı entel takılırdı.Ve ideolajisinin propagandasını satır aralarından vermeye çalışırdı, bunu da beden dili ile istiare sanatını harmanlayarak yapmaya çalışırdı. İmam Hatip okulunda hocalık yapmak karizmasını çiziyor gibiydi.
Zenginler çocuklarını koleje gönderdikleri halde niçin İmam Hatip Okulu yaptırırlar repliği ağzından düşmezdi.
Edebiyat hocamız Musa Kazım Karaca’nın solculuğu ve ideologluğu yöntemi ılıman olduğu için mi bilmiyorum dobraydı. Her şeyi okumamızı, özellikle Dosto’yu çok öne çıkarırdı. Yapmacık değildi ve 35 yıl sonra da olsa Allah razı olsun diye dua etme ihtiyacı hissediyorum. En azından okumak zorunda olduğumuzu aşıladığı için. Zira insan okuyunca hakikati ordan buradan değil ilimden öğrenir.
HRISTIYAN TARİKATININ BAŞ YAPITINI EDEBİYAT –SANAT DİYE TERCEME ETMEK NEYE HİZMETTİR?
Batı Edebiyatını ve ilgili eserleri görürken Dante’nin “İlahi Komedyası” üzerinde o kadar duruldu ki, gelmiş geçmiş en büyük sanat-edebiyat yapıtlarından olarak hafızamıza nakşoldu.
10-15 yıl evvel edindiğim ama başka kitaplardan sıra gelmeyen eseri bayramın ilk günü açınca dehşete düştüm. Baştan sona Hrıstıyanlık ve onun dinsel-kilise ritüellerinden oluşuyor. Yani İncil’in romanlaştırılmışı. Ya peki bunda şaşıracak ne var diyebilirsiniz. Adam ideolojisini sanatsal kalıba dökerek, dinini sevdirmek, empoze etmek de isteyebilir, dediğinizi duyar gibiyim ama benim zihnimin arka planındaki taaccüp şudur.
Mesela atamız Adem aleyhisselama hakaret ediliyor her geçtiği yerde. Şu kelimeyi okuyunca bu yazıyı yazmamın vacip olduğunu durumdan vazife çıkardım. "O, anadan doğmayan adam kendini mahvetmekle kalmadı kendinden sonrakileri de mahvetmiştir.!" Hrıstıyanlığın amentüsünü bilmeyen bir orta okul talebesinin bir hak Peygamber –Dinimize göre-le ilgili okuduğu bu hakeratamiz cümle ile nasıl bir ruh haline gireceğini, hangi tereddütleri geçireceğini teemmül edelim bakalım.
Dante rüya ve fantezi karışımı eserinde Hz. Meryem’le ilgili olarak kendi teolojisine göre övücü ama bizim itikadımız açısından aşırı sakıncalı şeyler yazıp çiziyor ki insanın aklından şu geçiyor:
Acaba bir eserin şaheser sayılması için batılı birinin kaleminden çıkması yetiyor mu? Milli eğitimimiz de sanat eseriyle Hrıstıyanlığın tarikat kitabını tefrik edecek bir kurul yok mu? Diye dehşete düşüyor insan. Eser Hrıstıyanlıkla ve bilmem kilisenin şu tarikatının baş eseridir. Yazarı da falan Papaz efendidir ama biz şu sanatsal üstünlüklerinden dolayı müfredatımıza koyuyoruz şeklinde bir açıklama yapılarak programa konulması gerekmez mi?
"Ey gerçek Allah-haşa- olan İsa"diyor bir başka yerde. Kur’an’a inanan ve Müslüman ana babadan doğan bir çocuk roman diye aldığı bu kitapta bunları okusa nasıl bir ikileme girer diye düşünmemek elde değil.
Günahkar ve adi insanlara telmih yapılırken sık sık "HAVVA OĞULLARI"denilerek Hz. Adem atamızın hanımı Hz. Havva anamıza hakaret edilmektedir. Cennetteki yasak meyveden yiyerek Hz. Adem’le beraber cennetten kovulmalarına sebep olduğu için.
Dante’nin Hrıstıyanlığı onun göğe yaptığı manevi yolculuk. Kilise ve başka bir dinin konu edimesinden rahatsızlık duyuyor değiliz. Bizi üzen derse giren hocalarımızın da talebeler gibi cahil olması.
Eğer İlahi Komedya kitabı-sözde roman- İbni Arabi veya Cüneydi Bağdadi KS Hazretlerinin İslami bir tasavvuf tarikat kitabı olsa Fetullahçı-Tarikatçı Milli Eğitim Müfredatı manşetiyle çıkardı bütün basın yayın haberleri. Azıcı uyanık ve akıllı olalım verilen her şeyi yemeyelim, araştırıcı, seçici olalım kültürlerin ve ekonomilerin acımasızca vuruştuğu şu kosmosta.
Ben 35 yıl sonra yanlışı tesadüfen keşfettim, artık internet var ihmal eder uyanık olmazsak ne din kalır ortada ne de milli kültür. Siler geçerler küresel popüler emperyalist dayatmalarla. Okuyup öğrenmek, öğretmek ve cehalete direnmek çağımızın ve her asrın birinci cihadıdır kanaatindeyim.
Kitap baştan sona Hrıstıyani ütopyalarla doludur, o tarafı beni enterese etmez. Beni ve Müslüman neslimizi gençliğimizi şüphe ve tereddüte düşürecek anlamlar içeren kitaptaki noktalara kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştım. Dante’nin eserini analiz edenlerin bana hak vereceklerine inanıyorum.