ALKIŞ
*Vatan sınırlarını beklerken hain saldırılara karşı göğsünü siper eden Mehmetçiğe,
DUYDUNUZ MU?
*Bayram sonrası millet olarak yüreklerimizin yandığını,
*Artık bu tiyatroya bir dur denmesi gerektiğini,
*Türkiye’nin büyük devlet olduğunu göstermesi gerektiğini,
*Bir milyon Amerikan silahının Irak’ta kayıp olduğunu, muhtemelen teröristlerin eline geçtiğini,
*Amerikanın şimdilerde kriz ve seçimle uğraştığını,
*DTP’lilerin bir türlü PKK’ya terör örgütü diyemediğini ve demokrasiyi de asla hak etmediğini,
*Cumhurbaşkanı Gül’ün milletin gönlündekilere tercüman olduğunu, sıcağı sıcağına çok güzel konuştuğunu,
*Tayyip Erdoğan’ın öfkesini teröre karşı göstermesi gerektiğini,
*Teröristlerin köy halkı cumadayken saldırıya geçtiğini,
*PKK terör örgütünü artık bazı ülkelerin istihbaratlarının yönettiğini ve yönlendirdiğini,
*Şu anda Türkiye’nin uluslar arası toplumda haklı göründüğünü ve Türkiye’nin bunu iyi değerlendirmesi gerektiğini,
BBG EVİ DE HİKAYE ÇIKTI
Bir zamanlar en tepedeki komutanımız, Genel Kurmay eski başkanı ne diyordu? Terör kampları, kuzey ıraktaki terör varlıkları artık 24 saat gözetimimiz altında. Adeta BBG evi gibi her saniye izliyoruz. Açıklama böyleydi ancak bir de baktık ki 350 terörist elini kolunu sallayarak bizim sınır karakolumuzu hem de gündüz gözüne basıyor. Tam 7 saat silahlı çatışma oluyor, ağır silahlarla saldırıyorlar. Gögüs göğse çatışmalar oluyor. Bu nasıl oluyor? Nerede bu devlet? Bizim helikopterlerimiz, bizim takviye kuvvetlerimiz, bizim tanklarımız, toplarımız bomba yağdıran uçaklarımız nerede? Hani gözetliyorlardı, hani istihbarat paylaşımı vardı, en ufak hareketlerini dahi biliyorlardı? Hepsi hikaye mi çıktı? Milleti mi kandırdılar?Vatan evlatları canlarını verdiler, evlere ateş düştü, yürekler yandı, milletimiz yas içinde. Teröristlerin sayısız defa saldırdığı bu sınır karakolumuz için neden tedbirler alınmadı? Bunun hesabını kim verecek? Hadi dağlıca için gece diyorduk, yağmurlu diyorduk, kameralar kapatılmış diyorduk, hani bizim insansız uçaklarımız vardı, hani havadan izliyorduk,,, hepsi boş hikayeler miydi? Biz sınır karakolumuzu koruyamıyorsak, karakol şöyle dursun, karakoldaki askerimizi koruyamıyorsak bunda bir sakatlık var demektir. İçimiz yanıyor. Yüreğimiz kabarıyor. Gözyaşımızı tutamıyoruz. Onuruma dokunuyor. Elin gavuru, elin çapulcusu başka bir ülkeden elini kolunu sallayarak gelip benim sınır karakolumu basıyorsa Mehmetçiğimizi şehidediyorsa nasıl onurumuz kırılmasın, nasıl yüzümüz kızarmasın, nasıl yüreğimiz yanmasın? Koruyamıyorsan oraya karakolu yapmayacaksın. Koruyamıyorsan oraya milletin evlatlarını dikmeyeceksin. Gerekirse mayın döşeyip oraları o şekilde koruyacaksın.
15 MEHTEÇİĞE KARŞILIK 23 TERÖRİST Mİ ÖLMELİYDİ?
Hani bir Türk dünyaya bedeldi, hani bir Mehmetçiğe karşı bin teröristti? Karakoldaki 15 mehmetçik şehidolurken 21 tanesi yaralanırken bunun karşılığı 23 terörist mi öldürülmeliydi? Oraya gelen 350 teröristin tamamının öldürülmesi gerekiyordu. Ya da takip sonucu bire karşı yüz teröristin canı cehenneme gönderilmeliydi. Bu böyle gitmez. Ardık bu sıklet bu yükü kaldırmaz. Topyekünse topyekün, savaşsa savaş, işgalse işgal. Her şey yapılmalı. Bunların kökü kazınmalı. Tam 25 yıldır devam eden bölücü terör neden bitirilemiyor? Neden kökü kazınamıyor. Cumhuriyetimizin yaşının üçte biri bölücü terörün saldırıları ile geçmiş. Halen yılda yüzden fazla şehit veriyoruz.
BİLDİK SÖZLER, HEP AYNI NAKARAT
Her saldırı sonunda hep aynı şeyleri yaşıyoruz. Yürekler yanıyor, analar bacılar ağlıyor, evlatlar ağıtlar eşliğinde toprağa veriliyor. Gözyaşlarımızı tutamıyoruz. Yapılan açıklamalar hep aynı nakarattan öte gitmiyor. Hain terör cezasını çekecektir, hesabı sorulacaktır, kararlılıkla sürdürülecektir falan filan….. Tam 25 senedir hep aynı nakarat. Milletimiz artık inanmaz oldu. Milletimiz artık her saldırıdan sonra nelerin söyleneceğini adeta ezberledi. Sınırötesi herakat sınırötesi gibi yapılmalı. Ezip geçmeli. Silindir gibi dağı taşı dümdüz etmeli. Bunun için milletimiz her ferdi gereken neyse onu yapmaya hazırdır.
Kaç genelkurmaybaşkanı değişti, kaç kuvvet komutanı değişti, kaç hükümet geldi geçti, kaç başbakan, kaç cumhurbaşkanı değişti. Ama bir şey değişmedi. Bölücü terör… Verilen şehitlerimiz, ateş düşen ocaklar, ağlayan analar, hep aynı görüntüler. Yıl 1983 hain terör başlıyor, yıl 2008 sonu neredeyse 2009 oluyor ve değişen hiçbir şey yok. Yine bölge halkından dağa çıkanlar, yine onların partileri, yine komşu ülkelerin topraklarından yararlanmalar, yine Amerika ve İsrailin yardımları, yine toplu şehitler….Allahım sen büyüksün, Allahım sen bilirsin.
DOĞU İLLERİNİN YEŞİLKART SAYISI
Dün bir internet sitesinde illere göre yeşilkart dağılımını inceledim. Batı illeri, içanadolu illeri nüfusunun on veya onbeşte biri yeşilkartlı iken güneydoğu ve doğu illerinin nüfuslarının yarıdan çoğunun yeşilkartlı olduğuna şahidoldum. Kars, Ağrı, Şanlıurfa, Hakkari, Şırnak, batman, Mardin, Siirt, Bitlis, Bingöl, Van, Ağrı, Muş, Tunceli gibi illerde yarı yarıya yeşilkartlı. Nüfusu beşyüz bin yeşilkart sayısı 300 bin, nüfusu 80 bin yeşilkart sayısı 40 bin. Nüfusu birbuçuk milyon, yeşilkart sahibi 800 bin. Böyle bir şey olur mu? Neredeyse nüfusun tamamı yeşilkartlı olacak. Devlet onların sağlığını ücretsiz karşılıyor, ilaçlarını ücretsiz alıyorlar, tedavilerini bedavaya yaptırıyorlar, hatta onlara kömür de dağıtılıyor. Fakat teröre gelince bir türlü bitmiyor. Halen dağa çıkan kürt gençleri var. Terörist olmak için, Türk askerine silah sıkmak için sabırsızlananlar var. Bunu görünce için yanıyor.
MIŞ
*Şehit cenazelerinde Türk-Kürt kışkırtması yaşanabileceği uyarıları yapılmış.
DAMLA
İnsanların felaketine sebep şey ikidir, biri kendine güvenmek, iki, kendi gibi bir âcize güvenmektir. Ya? Allah’a güvenmek lazım.