“CİHAD”UMDESİNE AÇILAN ULUSLARARASI HAÇLI SEFERİ
Batı ve emperyalist ABD devasa medyaları, ekonomik, askeri ilişkiler bağlamında hegomonya tesis ettikleri gelişmekte olan ülkeler diye tesmiye ettikleri yarı bağımsız, kendi eksenlerindeki ülkelerin direk dolaylı demokrasi oyunlarıyla atadıkları yerli işbirlikçilerilerinin de gönüllü katkılarıyla şekillendirdikleri ve istedikleri anda yanlış söylemlerini doğru gibi empoze ettikleri kavramlar pek çoktur. Kelime ve kavramlarla oynanan bu coğrafyaların merkezinde çoğunlukla İslam ülkeleri ve Kur’an’ın-dinimizin temel kavramları gelmektedir.
Yazımızın konusu ; İlim Hikmet Vakfı tarafından Kadir Gecesi’nde tertiplenen Ramazan Kayan’ın konferansında “Hakka Cihadihi”ayeti ve cihadla ilgili önemli yorumları dile getirerek düşünmektir.
ABD ve hegemonya sahibi diğer emperyaller, “Cihad fi sebilillah”ı kıtal ile EL-KAİDE ile özdeşleştirmişler ve kosmosta yaşayanların beynine böyle pis bir imajı kazımışlardır bildiğiniz üzere. Peki doğru mu bu imaj? Hayır!
Hz. Peygamber SAV’in mübarek dişlerinin kırıldığı ve ilk Müslümanların en ağır kayıpları verdikler savaş olan Hendek Savaşı sonrası Medine’ye dönüşte irad buyurdukları”Küçük cihaddan büyük cihada döndük, diyince sahabe kiramın şaşırdığı ve “Ya Rasulallah bundan büyük cihad olur mu demeleri üzerine.” En büyük cihad, nefisle ve şeytanla yapılan cihaddır”hadisi şerifi cihadın sırf kital ve kılıçla yapılan tek yönlü İslami bir terim olmadığının kanıtı olarak yeter kanaatindeyim.
Bir düşünürümüzün yorumuyla, aslında uygarlık planında savaşlardaki yenilgiyi doğurmuştur. Yani cihadın hakkını verememek hegomonya savaşındaki toptan yenilgiyi ve yok olmayı getirmiştir. Cihadın diğer şekillerini devreye sokmayı bilsek ve o şekillerdeki ilmi teknolojik çabaları kazansak bu kadar küçülmezdi müslümanlar. Cihadın cihanşümül ve Kur’an’ın kastettiği kapsamda algılanmamasının ceremesini çekiyoruz kanaatindeyim.
Hz. Peygamber SAV’in “Sahibi Seyf-kılıç sahibi”vasfı asırlarca yanlış yorumlandı. Sahibi seyf olması, Hz. Peygamber SAV’in uluslar arası- devletlerarası ilişkilerde mahkum değil, hakim egemen konumunda olması, hükmedici olması anlamındadır.Yoksa, kılıçla insanları katletme gibi vahşet kokan anlamı asla yoktur.
Sahibi seyf deyimi de değindiğimiz güçler ve içerideki ilahiyatçı taslakları tarafından tahrif edilmiştir. Militarist bir felsefeye feda edilerek kokutulmuştur. Ama aslı dediğimiz şekilde ve ulvi gayelerle insanlığın ihtiyaç duyduğu hak ve adalet düzenini sağlamaya matuf bir deyimdir.
Resulullah SAV her savaşta kılıcını bir arkadaşına verirdi. Hiçbir savaşta kılıç kullanmamıştır ve hiçbir insanı katletmemiştir. Hatta O eşsiz Peygamber SAV cansız eşyaya dahi sert şekilde el sürmemiş bir rahmet ve mağfiret timsaliydi. Emperyalist zalimlerin yakıştırmalarından tenzih ederiz.
İslami düşüncede olan pek çok mütefekkir çağımızın cihadı artık insan hakları ve özgürlükleri yolunda ki çabalarla mücadelelerdir diye düşünmektedirler ve katıldığımız düşüncelerdir.
BATININ BOZDUĞU ANLAM YARARLARI İYİLEŞENE KADAR CİHADI AĞZINA ALMAMAK EN BÜYÜK CİHADDIR!
Cihada kıtal yalanınını yüklemekteki Batı-emperyalist hilesinin ve üçkağıtçılığının hedefi kendi geçmiş kirli ve katil tarihi haçlı ve barbarlıklarını başkalarına yıkma orospuluğudur düşüncesini savunanlarda vardır.
Batı ve beynelmilel emperyalizm, Aziz İslamın mübarek cihad emrine karşı sinsi bir haçlı seferi yürütüyor. Cihadı kıtalle özdeşleştiriyor, öyle değil ama öyle gösteriyor. Bunu yapacak medyatik ve ekonomik gücü fazlasıyla varolduğu için.
Öte yandan tanklı, füzeli gövde gösterileri yaparak milleti korkutan İslam ülkeleri de kendi kalelerine –İran- gol atmakta ve kendi öz kurumlarına zarar vermektedirler düşüncesinde olan düşünürlere de fikir evreninde raslanmaktadır. Yüce cihad umdesine eziyet ve işkence eden, zarar veren içeriden, bizden olan ama aklı, fikri bilgisi kıt mücahid ve mücahide taslakları da ayrı bir kriz konusu oluşturmaktadır.
Yazar, Ömer Lütfi Mete’nin tabiriyle;”Mübarek cihad emriyle ilgili olarak dışarıdan ve içeriden açılan anlam lekeleriyle yaraları iyileşene kadar o lafzı hiç kullanmamak en doğru, halisane bir tutum ve belki de en büyük mücahidliktir.” Ama cihadı aralıksız ve insanlığın yararına olacak kriterlere riayet ederek, fiiliyatta icra ederek. Ama yaygara yapmadan. Yazıya Hac Suresi 78. ayeti ile noktalayalım.
“HEM ALLAH CC YOLUNDA GEREKTİĞİ GİBİ CİHAD EDİN! SİZİ O SEÇTİ. ÜZERİNİZE DİNDE BİR GÜÇLÜK DE YÜKLEMEDİ. BABANIZ İBRAHİM’İN DİNİ GİBİ.