ALKIŞ
*Tüsiad’ın fırsatçı felaket tellallığına sert tepki gösteren KTO Başkanvekili Ahmet Erkan’a,
DUYDUNUZ MU?
*Son zamanlarda Ak Parti binalarına yönelik saldırıların arttığını,
*Yerel seçime aylar kala ülke genelinde tüm muhalefetin Ak Partiye yönelik toplu muhalefete başladıklarını,
*Başbakan Erdoğan’ın muhalefete çok sert bir şekilde yüklendiğini,
*Global krize rağmen Türkiye’de durumun çok kötü olmadığını, ihracatın artmaya devam ettiğini,
*Amerika’da konut fiyatlarının dip yaptığını ve 70 bin dolara dairelerin satıldığını,
*İran’ın güç kazanmaya devam ettiğini, Pakistan’ın da Amerikadan rahatsız olmaya başladığını,
*Kayserispor’un büyük sükse yapmaya devam ettiğini, en başarılı sezonlardan birini daha geçirmeye aday olduğunu,
*Havaların soğumasıyla birlikte vatandaşların hastalanmaya başladığını,
*Vilayetin bu yıl kalorifer yakmayı serbest bırakma kararını daha erkene alması gerektiğini,
KRİZİ FIRSAT BİLENLER YİNE İŞÇİ Mİ ÇIKARTACAK?
Dün KTO Başkanvekili Ahmet Erkan’ın Tüsiad’a karşı sert bir çıkış yaptığını gördüm. Gerçekten de Erkan çok haklı. Bu bir kısım zenginler, aynen bir kısım medyada olduğu gibi bunlar hiçbir zaman ülke menfaatine çalışmış zenginler değiller. Emperyalist bir politika izlemişler sürekli kendi çıkarlarını düşünmüşler, ülke çıkarını hiçbir zaman gözetmemişler, vatandaşı ise hiç düşünmemişler. Düşündükleri tek şey nasıl olur da katakulle yaparak katrilyonlara katrilyonlar katarız demişler. 2001 krizinde olduğu gibi. Şimdi bunlar baktılar ki Amerika’da kriz var, hemen yerini yapmaya başladılar. Efendim kriz vardı da keriz bulamayız mı da…. Asıl dertleri ülkeyi yeniden İMF’ye ipoteklemek. Dertleri krizi bahane edip istikrarı ortadan kaldırmak, krizi bahane edip etik kuralları çiğnemek, fabrikalarından işçileri çıkarmak. Hükümetten daha fazla taviz koparmak. Her kriz söylentisinde şehrimizde bile bunu fırsat bilenler çıkıp fabrikalarında yıllardır çalışan işçileri bir çırpıda çıkarmışlar, onları kışta kıyamette mağdur bırakmışlardır. Bahane de var… Kriz bizi vurdu işçiler kapıdışarı. Daha sonra asgari ücretten yeniden işçi al. Giriş çıkış yap işçilere tazminat hakkı da verme. Tek taraflı yapılan sözleşmeler.. neler neler… Sonra kul hakkından bahsedildiğinde pişkin pişkin otur. İnşallah şehrimizde bu krizi bahane edip işçi çıkarmaya, işçilerin kazanılmış haklarını iç etmeye çalışan zenginlerimiz bu kez çıkmaz. TÜSİAD’a kalsa millete bir gram koklatmazlar. Onlar ülkeyi sadece biz yiyelim derler. Ülkeyi biz idare edelim derler. Onun içindir ki ülkemizde TÜSİAD’ın adı çok kötüdür, inandırıcılığı hiç yoktur, kapitalist dünyanın temsilcisi gibi görülür.
BAŞBAKAN’IN HAMDOLSUN’U
Bu iktidardan kurtulmalı, bu Başbakan’ın indirmeli diye yırtınanlar, yeri göğü inletenler, demokrasiyi bile ortadan kaldırmaya teşebbüs edenler Başbakan Erdoğan’a neden bu kadar düşmanlar bunu bir türlü anlayamıyorum. Halk gibi yaşıyor ondan mı, halk gibi konuşuyor ondan mı, kimseye eyvallahı yok ondan mı? Ya da dillerine doladıkları “Hamdolsun”dan mı? Evet Başbakan’ın sıkça kullandığı kelime Hamdolsun.. Manası Allaha hamdüsena ederim. Allaha teşekkür ederim, şükrederim. En kısa manası Elhamdülillah. Milletimizin en sık kullandığı kelime. Elhamdülillah. Yemek yedikten sonra, su içtikten sonra söylediğimiz kelime Elhamdülillah. Ya da iki dost bir araya geldiğinde biri diğerine sorduğunda nasılsın? Diğerinin cevabı Elhamdülillah. Çok şükür iyiyim. Yani milletimizin en sık kullandığı kelimeyi Başbakan Erdoğan da en sık kullanıyor. Ama birileri bundan son derece rahatsız. Hamdolsun kelimesini, yani başka tabirle Elhamdülillah demesini eleştiriyor, hazmedemiyor, suratı değişiyor. Neden kardeşim. Elhamdülillah denilmesinden korkulur mu? Allaha şükreden kelimeden ürperti duyan önce imanını bir yoklasın. Müslümanlığını bir sorgulasın. Ha Allaha inanmıyorsa o zaman ürperti duyabilir. Çünkü inançsızın Elhamdülillah ya da Hamdolsun kelimelerini duyunca rahatsız olması normal bir durum.
Başbakan halk gibi yaşıyor, halk gibi konuşuyor, halk gibi sinirleniyor, halk gibi inanıyor. Halk gibi vicdanlı ve insaflı. Halk gibi olmayı bir Başbakan’a yakıştıramayanlar ise halkı hiçe sayanlardır. Halkı sadece sömürü aracı olarak görenler, güdülecek koyun ve etkisiz eleman zannedenler halk gibi olunmasından rahatsız oluyorlar.
KOCASİNAN BELEDİYESİNİN GÖRÜNMEYEN HİZMETİ
Kocasinan Belediyesi Kayseri’nin en bakımsız, en ücra denebilecek, hatta gelir seviyesi en düşük bölgelerinde açtığı dev yollarla aslında çok büyük bir iş başardı fakat göze görünmüyor. Gaziosman’ı Yavuzları bilir misiniz? Oradaki gecekondulaşmayı, dar sokakları, çıkmaz sokakları, tenekeden çatıları, topraktan damları, kanalizasyonsuz yolsuz, susuz elektiriksiz yılları. Ya da Bağdat çaddesinin on yıl önceki halini. Baştan sona kadar açılmış büyük kanal. Kanalın içinden tüm şehrin pisliği akıp gidiyor. Her tarafı açık pislik yayıyor. Şimdi ise şehrin en prestijli bir caddesi. Dört şeritli çift yol. Kanaldan eser yok. Etrafı yüksek binalarla doluyor.
Ihlamur yolu denilen gecekonduların arasından fuardan Osmankavuncuya çıkan cadde. Boztepede açılan yollar, Sancaktepede açılan caddeler, Yeşilmahallenin bir eski durumu bir de yeni durumu. Atatürk Lisesinden Bağdat Caddesine kesişen büyük cadde. Argıncıktaki modernleşme, Barboros’un onbeş yıl önceki durumu ile şimdi ikinci Alparslan olması hali… Daha saymakla bitiremeyiz. Gözle görülen ancak reklamı fazla yapılmamış işler bunlar. Belki de Kocasinan Başkanı fazla reklamı sevmiyor. Ama hakkını vermek lazım. Kocasinan’ın onbeş yıl önceki durumu % 90’ı gecekondu olan bir ilçenin nasıl değiştiğini ve şimdi nasıl modernleştiğini görmek lazım. Anlatmak lazım.
MIŞ
*PKK’nın Apo’nun kontrolünden çıktığı sürekli söylenip duruyor. Peki kimin kontrolüne girdi? APO kimin kontrolündeydi?
DAMLA
Dua, müminin silahıdır ve dinin direğidir. Göklerin ve yerin nurudur.
* Allahü teâlâ günahları görür ve örter. İnsanlar ise, görmez ve söyler.
* En büyük sermaye, Allahü teâlâya güvenip, insanlardan bir şey beklememektir.