Ne kadar çok sevmeyeni varmış meğersem.. Fenerbahçe’ye sahasında dört çeken ve o karşılaşmadan sonra kaçacak delik arayanlar, şimdilerde Ankara yenilgisi ile adeta göbek atıyorlar göbek.
Kayserispor’un yenilgisini ‘bayram’ gibi karşılayanların haddi hesabı yok. Maçın bitiş düdüğü ile gerek birlikte izlediğim, gerekse stat dışında ayaküstü sohbet ettiğim kişilerin ağzı kulaklarına vardı.
Fenerbahçe’yi Şükrü Saraçoğlu stadında çimlere gömen, o ateşli taraftarın karşısında şov yapan Kayserispor’un o tarihi zafere imza atmasını içine bir türlü sindiremeyen kişilerin çoğunluğu gerçekten beni tedirgin ediyor.
Kayserispor’un yenilgisini dört gözle bekliyorlarmış meğersem.
Dedikodular, laflar, birbiri ardına yapılan eleştiriler vs, vs…
Yani Kayseri’de çok kullanılan bir söz var, “ içimizdeki İrlandalılar’
Kayserispor’un ‘yenilgisi’ onların ‘galibiyeti’
Ne kadar acı, ne kadar ekmeksiz bir insanlar bunlar…
Kayseri’nin ekmeğini ye, suyunu iç, takımını sahipsiz bırak, galibiyete değil, mağlubiyete göbek at, sonra ben ‘Kayserispor sevdalısıyım’ diyerek kendini avut (!)
Yazıktır, günahtır. Bunca emeğe, bunca başarıya büyük saygısızlıktır.
Nedir bu kin, nedir bu öfke, nedir bu düşmanlık?
Hangi takım olursa olsun, mutlak hataları vardır. Hangi yönetim olursa olsun mutlaka bir yanlışı vardır. Dolayısıyla bunlarda bir insandır. Hata da yapacaklar, yanlışta yapacaklar.
Bir karşılaşma kaybetti diye asmak-kesmek mi lazım?
Yok Tolunay hoca müdahalelerde geç bulunuyormuş, yok transferlerde istenilen veril alınamamış, yok bilmem Süleyman Hurma şunu yapmış bunu yapmış.
Akla hayale gelmeyecek suçlamalar ardı ardına geliyor.
Menfaat uğruna başarıyı kabullenmek istemeyenlerle etrafı çevrilmiş bir takım ve o takımın yöneticisi olmak kadar zor bir iş olmasa gerek.
Ey bu takımın üzerinde oyun oynamaya çalışan zati muhteremler…
Atalarımız ne de güzel söylemiş,
Boşboğazı cehenneme atmışlar, ´odun yaş´ diye bağırmış.