Tzu Çang, Başkalarının güvenini nasıl kazanabiliriz? Diye srunca, üstad dedi ki:"Sözlerinde samimi ve doğru, yaptıklarında saygılı ve dikkatli olursan, vahşi insanların ülkesinde bile olsan, başkalarının güvenini kazanırsın. Fakat sözlerinde samimi ve doğru olmazsan, yaptıkların saygıyla dikkate sahip değilse, kendi ülkende bile bunu başarabilir misin? Ayakta dururken bu ilkelerin karşında durduğunu gör. Arabadayken boyunduruğun üzerinde bunları gör. Böyle yaparsan her yerde başarırsın.
Tzu Çang’ın kuşağının üzerine yazdığı sözler bunlardı.
CAMİDE ARTİST—ASKER GÖRÜNCE AĞLADI
Yine bir ara TRT için çektiğimiz”Vatan Sağ Olsun” ismindeki bir film için Tokat’tayım. Orada bir yüzbaşıyı canlandırıyordum. Komutan kıyafetleri üstümde, postallar ayağımdaydı. O an kıyafet değiştiremem, ama namaz da kılmam lazım. Askeri kıyafetlerle kılacağım mecburen..
Köyün camisine gittim hemen. Girer girmez zaten gözler şöyle üzerime çevrildi. Herkes şöyle bir yan gözle bana baktı. İmam da bana baktı. Hepsi durdular şöyle birkaç dakika. “Herhalde beni tanıdılar” diye düşündüm! Üniformalar aklıma hiç gelmedi. Zira 15 gündür o kıyafetler üstümde benim. Durdum namazımı kıldım.Tam çıkarken, yaşlı, nur yüzlü, kısa boylu bir beyamca ağlayarak yanıma geldi ve dedi ki:
--Komutanım, Allah CC razı olsun, bu günleri de mi görecektik! Seni camide görmek ne güzel bir şey, komutanım.
Ben ne diyeceğimi şaşırdım. Beyamcam çok mutlu, gözyaşları içinde. Ne diyebilirim ki o anda, şaşırdım! Ama yalan da söyleyemem:
--Beyamca, dedim. Affet, hakkını helal et! Ben komutan değilim. Ben film çekimi için böyle giyindim. Film çeviriyoruz biz burada, ben aslında oyuncuyum!
Şöyle bir baktı bana titreyerek:
--Olsun be oğlum! Komutan değilsin, ama artistsin sen. Bir artistin bizim camimizde namaz kılması bile çok güzel bir şey…
Bu, çok güzel bir duyguydu benim için. Demek ki, bazı kesimler halkla—camiyle bütünleşmemişti, vatandaşlar camide asker ve artist görmeye hasretti…..
“POSTMODERN DERVİŞ”İN KİTANINDAN
Naklettiğim kıssa geçen hafta “Namazda Diriliş” etkinlikleri müvacehesinde Kayseri’ye gelen ve verdiği konferanasta seyircisi salonlara sığmayan kıymetli Yaşar Alptekin’in yaşam öyküsünden alınmıştır.
"Bakan gözleriniz gören gözleriniz olsun. Bazıları ölümle namazı ihtiyarlara has sanıyor demişti konuşmasında. Adamın biri vefat etmiş, zebaniler aldı götürüyor cehenneme. Adam yırtınıyor. Kimseden fayda yok diye ümidini kesmiş. Tam cehenneme atılırken bir el uzanır ve kurtarır, ateşten.
Yahu sen kimsin, madem beni kurtarabilecektin şimdiye kadar niçin müdahele etmedin, der. O elin sahibi de hani dünyada hep ertelediğin namazlar vardı ya.. İşte ben oyum. Sen beni hep en sona bıraktığın için ben de seni kurtarmayı en son ana erteledim der”şeklinde sohbet etmişti sayın Yaşar Alptekin.