ALKIŞ
*Her türlü provokasyonlara rağmen güneydoğuya giden ve meydanlarda konuşan Başbakan Erdoğan’a,
DUYDUNUZ MU?
*Kayseri’nin yeni stadyumu bitmeye hazırlanırken vatandaş ilgisine sahne olduğunu,
*Raylı sistem deneme sürüşlerinin Aralık ayında başlayabileceğini,
*Kapanan belediyelerin son umudunun da Anayasa Mahkemesinde söndüğünü,
*DSP ile CHP arasına Karayalçın’ın adaylığının girdiğini,
*CHP’nin ulusalcılığı terk etme kararı aldığını,
*MHP’nin bazı doğu ve güneydoğu illerinde aday göstermeyebileceğini,
*Ergenekon savcısına yönelik iddiaların asılsız çıktığını,
*Aydın Doğan’ın Erdoğan’dan yüz bulamayınca Gül’e yanaştığı iddialarının ortaya atıldığını,
*Güneydoğuyu üs olarak kullanan terör örgütünün ayaklanma çıkarma niyetinde olduğunu,
*Başbakan Erdoğan’ın son derece sertleşmeye başladığını,
*Kayseri’de yerel seçimlerin öncesinde siyasette bazı guruplaşmaların oluşmaya başladığını,
*BBC ekibinin Hisarcık’ta çekimler yaptığını,
SON UMUT DA TÜKENDİ
Hükümetin daha doğrusu Başbakan’ın ısrarla çıkardığı yasa tüm illerde büyük sıkıntılara neden olmuştu. Kayseri’de de bazı belediyelerin kapanacak olması o yörelerin büyük tepkisini çekmişti. Olay Anayasa Mahkemesine gitti. Umutlar oraya kalmıştı. Kapanmak istemeyen belediyeler özellikle de belediye başkanları tüm umutlarını Anayasa Mahkemesine bağlamıştı. Geçtiğimiz haftasonu mahkeme karar verdi ve iptal istemini reddederek yasayı onaylamış oldu. Son umut da tükendi. Artık bu belediyeler kapanacak, yerel seçimlere de giremeyecek. Merkezdekiler en yakın merkez ilçelere bağlı mahalle olacak, taşrada ise köy haline dönüşecek, başka bir tabirle 1980’lere geri dönüş yapıldı.
AYAKLANMA PROVALARI
Terör örgütü bölge halkını kışkırtarak hükümete ve devlete karşı ayaklanma provaları yaptırmaya başladı. Tunceli, Diyarbakır, Van ve Hakkari’de Başbakan Erdoğan’ın gezileri sırasında çıkan olaylar ayaklanma provası değil de nedir ya? Basın mensuplarını bile şehre sokmuyorlar. Başbakan’ı tehdit ediyorlar şehrimize ayak bastırmayız diye. Polise saldırıyorlar, kamu binalarına saldırıyorlar. Örgütbaşı içerden sinyal veriyor, beni zehirliyorlar diyor, bana işkence yapıyorlar diyor, bir parti bunu kışkırtarak sahipleniyor ve terör örgütünü harekete geçiriyorlar. Askeri birlikler karşısına kamplar kurarak bir nevi mevzileniyorlar. İçsavaş benzeri görüntüler oluşturuyorlar. Dünyaya karşı sanki Türkiye’de bir içsavaş başlamış imajını kolaylıkla veriyorlar. İşte bu durumda ne yapmak lazım? Ülke olarak topyekün aynı kararlılıkla, bu işten siyasal rant gözetmeksizin mücadeleyi birlikte yapmak lazım. Askeri ile polisi ile, tüm siyasi partileri ile sivil toplumla birlikte. Ülkeyi kaosa sürüklemeden.
BAŞBAKAN CESARETLE ÜZERİNE GİDİYOR
Başbakan Erdoğan tüm kışkırtmalara, saldırılara, protestolara rağmen olayın üzerine üzerine gidiyor. Hakkari’ye gidiyor DTP’li belediye başkanını yerden yere vuruyor. Örgütün güçlü olduğu illerde büyük bir cesaret gösterisi sergiliyor. Başka bir siyasetçi olsa inanın göze alamaz. Hatta bölgeye gitmekten bile çekinebilir. Ama o gidiyor üslubunu da sertleştiriyor hatta meydan okuyor. Bu durum Ak Parti’ye puan kazandırır mı kazandırmaz mı onu seçimde göreceğiz. Ama ben şunu söylemek istiyorum Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı ülke topraklarının en ücra ve örgütün en etkili olduğu ilçelere bile giderek orada örgüte meydan okuyabiliyorsa bu büyük bir cesaret örneğidir takdir edilmesi gerekir.
MIŞ
*Zaman gazetesinin televizyonlardaki reklamı gerçekten de çok etkileyici bolunuyormuş. Dinci, hortumcu, liberal, sosyalist damgaları ve ardından Zaman’ı okuyup bir daha düşünün yazısı son derece etkili bir reklam olarak görülüyormuş.
DAMLA
İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını harcarlar.