Tarihin gelmiş geçmiş en büyük krizini yaşayan ABD’ye siyahi bir liderin seçilmesini Obama bir ümittir diye başlığına ve sayfalarına taşıyan iflah olmaz Amerikan uşağı ve Amerikancı medyanın son günlerdeki tavrı beni çok rahatsız etti. Yalnız Cenab-ı Hakkın gücünün yeteceği, kolay kolay altından kalkılamayacak devasa krizi Amerika için fırsata çevirmek idealinin kalemsel tetikçileri son nefesine kadar yağcılık ve yalakalıktan vazgeçmeyeceklerdir beslendikleri güce av köpekliği yapmaktan. Bu olay ve o tür yazıp çizmeler bize de uşak ve satlık kalemlerle aynı değirmene su taşıyan ukala çenesi düşükleri deşifre etme fırsatı verdi, yani ulusalcı, milliyetçi hatta işine geldiğiğinde dindar tiyatrosu oynayan bu tiplerin gizli VAŞHİNGTON PORTAKALI olduklarını gördük ve bundan sonra ülke,rejim, ordu ve tarihle ilgili getirecekleri yorumlara o kriterde bakacağız bu da bizim fırsatımız oldu.Gelelim son seçimlere.
Türkiye ABD´de cumhuriyetçilerin Türkiye´nin ´stratejik değeri´ni daha iyi anladığa inanıyor herhalde, hep böyle düşünlerek cumhuriyetçiler desteklendi velakin Cumhuriyetçilerin Türkiye’ye bakışı´nın Türkiye´yi nasıl zorda bıraktığını görmek için Irak´ felaketini düşünmek lazım.Türk- Amerikan ilişkilerini hâlâ eski tabirle,"salt stratejik" görmek Pentagon´un Türkiye vizyonuna köle olmak demektir diyorlar, ilişkilerden anlayanlar. Pentagon refleksleriyle gösterdi ki,Türkiye´yi bir ileri karakol olarak niteler. Türkiye, ABD´NİN BÖLGESEL POLİTİKALARINI DESTEKLEYİCİ,TAMAMLAYICI bir müttefiktir onlar için. Dolayısıyla Türkiye´yi KİMİN, HANGİ REJİMLE yönettiği önemli değildir. Yani, demokrasi ve ülke halkının REFAH SEVİYESİNE, bakma dertleri yok. İstedikleri, Türkiye´nin yanlarında-emirlerine amade biraz kaba düşer- olması, talep edileni yapmasıdır. Hatta demokratik rejimi de sorunlu bulur Türkiye´ye salt stratejik bir müttefik olarak bakanlar. Demokrasi, işleri karıştırır, ittiafakı yönetmeyi zorlaştırır, gerekli kararların alınmasını imkânsız kılabilir. 1 Mart tezkeresine gösterilen tepkileri hatırlayalım. Amerikan conileri Batman’a gelip yerleşememişler ve Batman’ımız ikinci İncirlik olmaktan kurtulmuştu.Türkiye´de demokrasi geliştikçe ABD´nin her istediğini yapan bir ortak-ülke- görünümü ortadan kalkıyor. Bu durumda ´her kafadan bir ses çıkan´ demokrasi yerine, Ankara´da "nitekim"li hitabeti kuvvetli, istediği anda ve yerde tank yürütebilen, dostunu düşmanını bilen ´üç-beş iyi partnerin varlığı yeter ABD için.Türkiye´nin ulusalcıları ile Amerikan neo-conların-savaş yanlısı lobi- işbirliği işte böyle bir stratejiye dayandı AK Parti hükümeti teskereyi reddedene kadar. TBMM yerine üç-beş üstün yetenekli ve de Türkiye’yi halkından ve meclisine seçtiği insanların sevdiğinden fazla seven birkaç kişinin iktidarında ABD´nin ileri karakolu yapmak. Ama bu anlayış artık yürümüyor ve yürümeyeceği görüldü, denendi. Yeni dünya düzeninde artık, Türk-Amerikan ilişkilerinin DEMOKRATİK ORTAKLIK esasında yeniden dizaynı gündeme gelmesi, gerekiyor. Yeni başkanla yönetimin Türkiye´yi ´demokratik ortak´ olarak algılayıp algılamadığı ilişkilere istikamet ve yol haritası çizecektir. Türkiye’yle ilişkilere demokratik ortaklık zaviyesinden bakılmadığı sürece sağlam ve sıhhatli bir işbirliği ve ilişki tesis edilemeyecektir. Zira eski çamlar bardak olmuştur. Nerde o eski "Bizim çocuklar-aur boys-"dönemi. Şimden geru, bu işlere milli irade karar vermek istiyor.
Türkiye-ABD ilişkilerinde , ´stratejik´ perspektifi ´demokratik´ bir vizyona taşıma eğilimi yüksek aday Barack Obama sonunda seçimi kazandı. Obama´nın reformist hatta biraz revizyonist yaklaşımı Amerikan yönetimine sinen saldırgan neo-con eğilimlerin etkisizleştirilmesinde önemli bir fırsat. Bakarsınız bu, bizim bazı sorunlarımızın çözümüne-demokrasi ve insan hakları- de katkıda bulunur.
Daha da önemlisi, Obama´nın kazanması Türkiye´deki ulusalcılar ile onların Amerika´daki uzantılarının neo-conlar üzerinden Türkiye´yi karanlığa sürükleme oyunlarının da önünü tıkayabilir,diye düşünen az değil. Bu bağlamda Ergenekon yargılamalarının devam ettiğini hatırlamakta fayda var. Bu nazik sürecin salimen yönetilmesinde neo-con etkisinde olmayan bir Amerikan yönetiminin varlığı da tarihi bir değişime,şeffaflaşma vesile kılınabilir. Darbeci-krizci gladyo’nun tasfiyesi, ancak, bu işin kurucusu-NATO-başımıza belayı sarıcısı olan Amerikalılarla birlikte mümkün. Bunun için de neo-conlar üzerinden Türk ulusalcıların darbeci-krizci emellerine sekte vurulabileceğine inanılıyor. ABD’den onaysız hiçbir eylemde bulunamayan bu oluşumlar, Obama’yla girilecek demokratik ve akıllı diplomasiyle Türk milletinin sırtından indirelebilir diye düşünüyoruz. Obama seçildi ne olacak şimdi hocam diye soranlara onun da aşması gereken handikaplar çoktur şimdilik bakacak ve göreceğiz diyebiliyoruz. Yas tutar mı diye sorduğumuz kesim ise asla tutmaz. Zira Berlin duvarı yıkıldığında görüldü ki sahip değiştirmekte o kadar mahir davranıyorlar ki. Derhal yeni duruma göre hizaya girmekte acele edeceklerinden zerre miskal şüphemiz yoktur.