ANNE ARARSA, BABA SORARSA SUÇ MU OLUYOR, SAYIN KENDİNİ BEĞENMİŞ HİÇOĞLU HİÇLER!
"Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf"bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle”İSRA SURESİ 23”
Bir yazarı mutlu kılan şeylerin başında okuyucu ilgisi ve alakası gelir. Yazı yazmayana bunu anlatmak belkizor ama böyledir işin hakikati. Bana gelen mail’lere baktığımda benden bilgili insanlara hitap ettiğimi idrak ediyorum. Hamdü senalar olsun tek kelimeyle. O değerli kardeşlerimizin yardımıyla biz aciz, bizim yardımımızlada kardeşlerimiz hak ve hakikat, hidayet istikametini buldurur Allah’ü Teala inşallah. Bazı yazıp çizen kardeşlerimiz geri dönüşüm olmadığından şikatet ediyorlar zaman zaman. Belki işin mağnetizmasını yakalayamamışlardır bilmem ama okuyucuyla kontağa geçebilmek çok önemli işin bamteli. Okuyucunun istediği tevazu ve duruşu bilmek esastır kanaatindeyim. Onun duygularına, bilgi ihtiyacına hitap etmeyen şeyleri karalamak kimseyi tatmin etmez ve günlük karmaşanın hır güründen bıkmış insan senin yazına vakit harcamaz. Olmazsa olmaz ve vazgeçemeyeceğini bulup yazacaksın ki vatandaş seni vakit ayırmaya değer bulsun. İnternet sitelerinden arakladığın replikleri zaten vatandaş senden evvel okuyor o şekilde yazara ve senin yazarlığına ihtiyacı yoktur derin ve değerli bilgiler sunmadıktan sonra.
Aşağıda anne baba şefkatini ve evlat cahilliğini resmeden iki alegori zikredeceğim, ayrı ayrı okuyuculardan geldiğini bilginize arzediyorum. Unutmayın anne ve baba verici evlat ise her zaman alıcı ve misallerde görüldüğü üzere çoğu zaman cahildir. Rahmetli babam Mecit Hoca’nın tabiriyle “CAHİLİN KUSURUNA BAKILMAZ” idare ve geçimi her zaman büyük koruyacaktır.
ANNE,BABALAR UNUTMAZ!
Annesi telefonu açtı ve oğlunu aradı gece saat 3.00 oğlu ben iyiyim anne siz nasılsınız? bir şey mi oldu siz iyi misiniz?” dedi.Biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim”dedi. Oğlu da anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarın da konuşabilirdik”deyince annesi “30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin oğlum, doğum günün kutlu olsun”diyerek telefonu kapattı.
80´ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: ´Bu ne oğlum?´
Oğlu şaşkın, cevapladı: ´o bir karga baba.´
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: ´Bu ne oğlum?´
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: ´Baba, o bir karga´
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: ´Bu ne?´
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: ´O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?´
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti: ´Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?´
Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
´Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımız daki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.´