Cumartesi günü oğlumla beraber, şehit düşen bir Mehmetçiğin cenaze törenine katıldık.
Oğlum ilk defa bir cenaze törenine katıldığı için oldukça hem çok duygulu ve hem de, heyecanlıydı.
Dış işleri bakanımız Sayın Abdullah Gül, Kızının düğününü bırakıp gelen Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Özhaseki ve Sayın Valimiz başta olmak üzere askeri ve sivil üst düzey bürokratlarımız da katılmıştı.
Oldum olası şehit cenaze törenlerine katılamam. Çok duygusalım. Gözyaşlarımı tutamayacağım için hep uzaktan gözlemler ve dua ederim.
Ama o gün, oğlumun ısrarıyla katıldım ikimizde orada bulunan cemaat gibi gözyaşlarımızı tutamadık.
Kaçırılan bir askeri yüzünden bütün bir Filistin’i kan gölüne çeviren İsrail’le ilgili haberleri gözyaşlarıyla seyreden millet, doğal olarak şehit Mehmetçiğin cenaze töreninde tepkilerini yüksek sesle dile getirdi.
Ak Parti il başkanından başka bir partinin il başkanını gözlerim aradı ama göremedim.
Günahlarını almayayım beklide katılmışlar ben görememişimdir.
Hüzünlü bir ortam da olsa, insan gazetecilik yanını bir tarafa bırakamıyor. İster istemez gözlemci titizliğiyle inceliyor.
Her rütbeden Mehmetçiğin katıldığı törende, her birini tek tek gözlemledim.
Her birinin yüzünde derin bir hüzün olmasına, gözyaşlarını içlerine akıtmalarına rağmen bir çelikten –tunçtan derin ifadeyi gördüm.
Bu arada ÜLKÜCÜ kardeşlerime, parantez içinde belirmeyi bir zorunluluk hissettiğim konuyu da illaki yazmalıyım.
Kardeşim, musalla taşının, teneşir tahtasının partisi olmaz.
Cenaze törenleri siyasi propaganda yerleri değildir.
Hepimiz bu davasını güttüğümüzü söylediğimiz aziz milletin edebiyle ahlakıyla hareket etmemiz lazım.
Milliyetçi demek, milletinin ahlakı- edebi ve irfanıyla hareket eden demektir.
Yaptığımız el işareti bir siyasi semboldür.
Bir siyasi sembolün ne işi var aziz bir şehidin cenaze töreninde…!?
Bu aziz vatan için şehit olanların partisi, siyasi bir kulübü yoktur.
Şehit olanlar millete mal olduğu için o milletin bayrağına sarılır.
Bu aziz milleti millet yapan maddi ve manevi değerler yaşasın için canını hiç gözünü kırpmadan verdiği için Millete ait olmuşlardır.
Aziz Milletimizin değerleri, neşvünema bulduğu için(yeşerdiği-yaşadığı için) bu topraklar vatandır.
Milliyetçilik, bir milletin tarihinin ve değerlerinin siyasi pazarlamacılığı değildir.
Bu milletin değerleriyle bütünleşmekle ancak milliyetçi olunur.
Bu aziz Milletin iman ettiği kitap: Nefsinizi düzeltmedikçe düzelmez ve düzeltemezsiniz… Diyor.
Gerçek Milliyetçiler ve Ülkücüler isek, ilk görevimiz; Milletimizin değerlerine sarılmak, milletimizin ahlak ve edebiyle edeplenmektir. Bu aziz Milletin değerleriyle hemhal olduğumuzda, aramız dan, arsızın-hırsız-mafyanın- itin- çakalın çıkmasına imkan ve ihtimal yoktur.
Camilerimiz bu topraklar üzerine attığımız vatan mühürleridir. Cami cemaatinin bir tek mensubiyeti vardır oda bu millettir. Hiç kimse camiye partisiyle, takım –kulüp taraftar rozetiyle karşılanmaz.
Musalla taşında tek değer geçerlidir.
O da, mensubiyettir.
Aziz vatan şehitlerini selamların en güzeliyle selamlıyorum vesselam.