ALKIŞ
*Şu kriz günlerinde yoksula el uzatan ve darda kalanlara yardım eden hayır sahiplerine,
DUYDUNUZ MU?
*Son birkaç ayda Türkiye genelinde işsizler ordusuna bir milyon kişinin daha katıldığını,
*Kayseri’de işten çıkarılanların sayısının binlerle ifade edildiğini,
*Amerikalıların Obama kehaneti ile uğraştıklarını,
*Ergenekon’da Veli Küçük’ün ifadelerinin devam ettiğini, Üzeyir Garih Cinayetinde de Ergenekon parmağının araştırıldığını,
*Yerel seçimlerin hem kış hem de kriz havasında geçecek olmasının mevcut belediye başkanlarını sıkıntılandırdığını,
*Türk gençliği ile yapılan rüşvet ve vergi kaçırma anketinden anormal sonuçlar çıktığını,
*Kutsal topraklara giden hacıların geri dönmeye başladıklarını,
*Tuncay Özkan’ın hapiste parti kurduğunu ve Genel Başkan olduğunu,
*AİHM’nin Türkiye’ye Ermenilerin mallarını verin şeklinde ceza verdiğini,
*Hurdacıların da artık bir sitesinin olduğunu ve oraya taşındıklarını,
VAY TÜRK GENÇLİĞİ VAY
…
Türkiye genelinde Türk gençliği üzerinde bir anket yapılmış. Vergi kaçırır mısın, rüşvet alır mısın? Ne çıksa iyi, % 58 evet vergi kaçırırım, % 41 rüşvet alırım çıkmış. Bu tabloyu görüp de vay Türk gençliği vay demeyip de ne diyeceğiz. Üzüm üzüme baka baka kararır. Her gün onlarca yolsuzluk haberini izleyen gençler artık bunun doğal bir şey olduğunu düşünmeye başladılar. Yani müthiş bir değişim yaşanıyor, korkunç bir değişim. Hem idealsiz, davasız, hayalsiz bir gençlik, hem de her şeyi mübah gören bir gençlik. Üstad Necip Fazıl demek ki boşuna söylemiş bir gençlik istiyorum… şeklindeki hitabesinde. Fatihin torunları, yediklerini üzümün bağındaki çubukların üzerine paralarını takıp giden ecdadımızın torunları şimdi vergi de kaçırırım, rüşvet de alırım demeye başlamış. Olacağı bu zaten. Aman irtica hortluyor diye imam hatipleri kapat, Kur’an kurslarını yasakla, dini kötü bir şeymiş gibi baltalamaya çalış sonra da aman efendim bakın gençlik neler söylüyor de…. Onlara Allah korkusunu öğretme çünkü irtica olur, Peygamber Efendimizi öğretme şeriat gelir, onlara hayayı, imanı sakın anlatma düzen değişir… Eeeee. Ne öğretilecek bu gençliğe. Her birinin kafasında nasıl iş bulurum, nasıl para kazanırım, nasıl rahat yaşayabilirim, nasıl çalışmadan para kazansam düşüncesi var başka bir şey yok. Bizim gençliğimiz zamanında değil Türkiye’yi dünyayı kurtarmaktan bahsederdik. Bir hayalimiz vardı, bir idealimiz, idolümüz vardı. Şimdiki gençlerin idolü ya Mustafa Sandal, ya bilmem kim….Çok şey kaybettik. Hepimiz kaybettik. Bizim kaybettiğimiz yetmiyor gibi bizim durumumuzu gören çocuklarımız da kaybetti. Biz birçok şey kaybettik onlar her şeyi kaybetti. Bu duruma kafa yoranlar acaba bunun çaresine bakarlar mı, bakıyorlar mı? Ne olacak yeni neslin hali diye kara kara düşünen var mı dersiniz? Pek olduğunu sanmıyorum.
Aslında bu iş okumayla falan da ilgili değil. Okuyan da idealsiz oluyor, okuyan da nasıl rahat hayat yaşarım düşüncesinde okumayan da. Demek ki eğitimde bir sorun var hem de çok büyük bir sorun.
CAMİLERİ NEDEN YAKIYORLAR?
Son günlerde İstanbul’da 8 cami yakıldı. Resmen ibadethanelerimiz kundaklanıyor. Bu alenen bir provokasyondur. Birileri ülkeyi karıştırmak için yollar arıyor en son aradıkları da camileri yaktırmak sonra birkaç kişiye de cemevlerini yaktıracaklar, sonra kavga ve kaos ortamı oluşturmaya çalışacaklar. Bu filimler çok izlendi. Irak’ta bile izlendi. Şii-Sünni çatışması çıkartmak isteyenleri dünya izlemedi mi? Hükümetin alevi açılımı üzerine politika üreten karıştırıcı guruplar bundan nasıl bir vazife çıkartabiliriz diye düşündüler ve bu basit yolu seçtiler gibime geliyor.
MHP İL BAŞKANI İNSİYATİF ALMAK İSTİYOR
MHP İl Başkanı son günlerde tam anlamıyla insiyatifi eline almak istiyor. Parti içinde elbette. Ben bu partinin İl Başkanıyım demek istiyor. Ben rakiplerimizi yıpratmaya çalışırken kim onlara destek veriyorsa onları sorgularım, çünkü ben bu partinin il başkanıyım demek istiyor. Hem Özhaseki’nin ben de eskiden ülkücüydüm sözlerini alarak yerden yere vuruyor hem de ona destek çıkan KTO Başkanını ima ederek ona göndermeler yapıyor. Aslında parti içindeki diğer guruba gözdağı veriyor. Bakın sizin gittiğiniz yol yol değildir, siz rakiplerimize hizmet ediyorsunuz, safınızı belirleyin diyor. Mektup zaten yerli yerine ulaşıyor. Bu arada yerel seçim olduğu için Ak Parti’nin belediye başkanlarını da suçlamak gayet normal görünüyor. Ama ihanet kelimesi gerçekten bana da biraz ağır geliyor. Kayseri küçük bir şehir. Herkes cenazede, düğünde yan yana gelebiliyor, çarşıya çıksa karşı karşıya gelebiliyor. Bundan dolayıdır ki keskin çizgiler çekmek pek de sürdürülebilir olmuyor. Gerek politikacılar gerekse sivil toplum liderleri bu dengeyi gözeterek geri dönüşü olmayan yola girmek, bir daha yüzüne bakamayacak hale gelmek istemiyor. Çünkü siyaset başka bir şey, aynı şehirde kederde, sevinçte bir arada yaşamak başka bir şey.
MIŞ
*Duyduk duymadık demeyin dağdaki teröristler de seçmen olarak yazılmış.
DAMLA
Mal kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.