Seçim sathına girilmesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen, henüz siyasi bir hareketlilik göze çarpmıyor.
Dünyadaki küresel krizi bir tarafa koyduğumuzda, Kayseri açısından ve de özellikle de iktidar partisi açısından, adayı ve sonucu belli bir seçim çalışması süreci yaşanıyor.
Politik manevra ve yarış ortamından çok, ‘Ak Parti’nin bir önceki seçimde almış olduğu oyları yüzde kaç artıracağı’ üzerinden, büyük ölçüde aynı başkanlarla, ‘yola devam’ etmesinin bunda payı da yok değil.
Bu bakış açısının ötesinde, ülkemizi de etkisi altına alan küresel ekonomik krizin halkı çepe çevre kuşatan negatif sarmal etkisi ile bir ‘buhrana’ dönüşüp dönüşmeyeceğine de önümüzdeki üç aylık seçim döneminde tanıklık etmiş olacağız.
Elektrik ve doğalgaz faturaların cepleri boşalttığı, elleri yaktığı, 160 dolardan 40 dolarlara düşen petrolün varil fiyatındaki düşüşten halkın nasiplenemediği bir atmosferin seçimin sonucuna etki edip etmeyeceğini de göreceğiz, bu seçimin sonunda.
Büyük bir kesimin, işiyle ve geleceği ile ilgili belirsizlik endişesinin ayyuka çıktığı bir konjonktürde, seçimin ve sandıktan çıkan sonucun, hangi problemin çözümüne ne tür bir katkısı olacağını şimdiden kestirmek zor değil.
Pırıl pırıl, modern ve kalkınmış bir dünya şehri olma yolunda yapılan vaatlerin ve atılacak adımların bu kesimin teveccühüne ne düzeyde etki edeceğini hep beraber göreceğiz.
Ne yazık ki seçime çeyrek kalmasına rağmen, henüz halkın öncelikli gündemine girememiştir, seçim. Bundan sonra da gireceği konusunda ciddi endişeler var.
Küresel ekonomik krizin, çetin kış koşullarıyla beraber etkisini daha da artıracağı düşünülürse, Allah korusun, kitlesel işsizlik ve işten çıkarılmalarla beraber krizin derin darbeleri altında yapılacak bir seçimde, insanların sandığa bile ne kadar teveccüh gösterecekleri meçhulken, geçim derdinden başka bir derdi olmayan kitleyi, memleketin yolu, suyu, kaldırımı konusunda duyarlı hale getirmek kolay bir iş olmasa gerek.
Türk siyasi hayatında seçimler çoğu zaman, kötü gidişata dur demek için bir fırsat ve umut olarak lanse edildi halka. Değerlendirdiğinde kendisi için bir fırsat ve geleceği için bir ‘umut’ özelliği taşımayan bir seçim için, lokal vaatler, küresel ekonomik buhranın etkisini ne kadar kırabilecek?
İktidar partisinin ‘kadim başkanlık’ geleneği, muhalefetin ‘dolgu aday’ arayışları da, bu atmosfer içinde seçmeni pek ‘enterese’ etmeyebilir.
Adaylığa ‘konmak’ ve konduktan sonra konuşulmak, tanınmak, tanıtılmak gibi propaganda süreci içinde, kendi ‘başı derdine düşmüş’, geleceği konusunda ‘umut ışığı’ arayan büyük bir kitlenin, bu adaylara ne kadar kucak açacağı, adayların vaatlerine karnının ne kadar tok veya aç olduğunun da hesaba katılması gerekiyor.
Kasabın et, koyunun can derdinde olduğu bir atmosfer içerisinde, maalesef, adayların seçmenleriyle ortak bir vizyon etrafında kenetlenmesini sağlamak, kasabın ve koyunun ortak gayeye kitlenmesi kadar zor.
Verdiği oyun karşılığını, iş, aş, tayin, makam, mevkii vs. talep edecek olan seçmen de adaylarla daha bir ‘dişe diş’ pazarlığa girecek belki de, gelecekteki belirsizliği bir nebze de olsa elimine etmek için.
Velhasıl, bu hengamede, birincil gündem olarak seçimin zihinleri meşgul etmediği, insanlara gelecekleri ile ilgili bir umut vaad etmediği bir süreçde, insanların önlerine konan sandıktan çok farklı ve sürpriz sonuçlar da çıkabilir.
Bu seçimin şehrimiz açısında ortaya çıkaracağı bir başka parametre de, onbeş yıllık belediyecilik tecrübesiyle, altı yıllık iktidar olanaklarıyla, Çankaya’ya Cumhurbaşkanı çıkarmış bir parti olarak, Ak Parti’nin oylarını koruyup, halkın teveccühüne hangi oranda mazhar olacağıdır. Hal böyle iken, önceki seçimlere göre Ak Parti oylarında oluşabilecek yüzde beşi aşacak negatif bir eğilimin çok derin yaralar açacağı muhakkak.