Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ün siyasete atılıp yükselişe geçtiği günden buyana çeşitli çevrelerden (yurt dışı destekli) karalamalar yapıla gelmiştir.
Beklide bu karalama kampanyaları içinde en çirkin olanı soy ve sülalesi ile ilgili yapılan iftiralardır.
Kamuoyunda ‘Ergenekon terör örgütü’ olarak bilinen ekibin bir üyesi de ‘Musa’nın çocukları’ adlı çok çirkin bir kitap yazmıştı.
Şimdi de, CHP’li Arıtman aynı teraneler içine girdi.
Kaldı ki soy ve sop açısından bir kritere vurulacak olursa Sayın Cumhurbaşkanı’na bu konuda iftira edenler çok zor durumda kalırlar.
Bu Millet kimin ‘Dul Kadın Kesesi’nden konuştuğunu çok iyi bilmektedir.
Bir diğer yandan kaldı ki, bu aziz Milletin kriteri de soy-sop değildir.
Devlet eliyle zaten başlatılmış Ermenilere yönelik bir yeni politika vardır.
Bu yeni politik açılım önemlidir.
Ve fakat kimi aydın-yazar –sanatçı v.s çevrelerin başlatmış olduğu ‘Ermenilerden özür dileme’ kampanyası da ve bunun karşısına çıkan eleştiri kampanyası da yanlıştır.
Bizim aydınımız oldum olası kraldan çok kralcı olmayı sever.
Düşüncelerinde samimi iseler devletin Ermenilere yönelik başlattığı yeni politik açılıma destek versinler.
Öte yandan mal bulmuş mağribi gibi bu işi tefe koyup işin içine Sayın Cumhurbaşkanı’nın sülalesini de katarak küçük köy tilkisi olanların politika malzemesi sıkıntılarını gidermek için hep böyle davrandıkları kamuoyunun malumudur.
Bu aziz milletin kriterine göre bir insanın geçmişi değil kendisi önemlidir.
Bir insanın annesinin-babasının, atasının-ceddinin Ermeni-İngiliz-Alman-Rus v.s olmasından çok kendisinin ajan ve hain olmamasıdır esas olan.
Bu aziz Millet Müslüman olan birçok farklı etnik kökene mensup insanlardan müteşekkildir.
Arıtman gibiler sayın Abdullah Gül ‘Dul Kadın Kesesi’nden Cumhurbaşkanı olsaydı tıpkı İslam köylü gibi soy-sopla uğraşmayacaktı.
Vesselam.