Kriz var ama beş yıldızlı oteller tıklım tıklım dolu, Yılbaşı rezervasyonları tam gaz gidiyor. Kriz var ama lüks oto peynir ekmek gibi satılıyor. Kriz var ama çarşıya çıktığınızda her on arabadan biri Jeep. Kriz var ama plazma ekranlar kapış kapış. Kriz var ama kredi kartı alanların sayısı giderek artıyor. Kriz var ama azgın azınlık lüks tüketim maddelerine hücum ediyor. Kriz var ama kimilerinin bir eli yağda bir eli balda. Kriz var ama yurdışı turları dolmuş durumda. Kriz var ama uçak biletleri erkenden tükeniyor. Bu ama…lar mama…lar sürüp gider.
Aslında kriz yine garibana var. Yoksula var, fakir fukaraya var. Bir lokma ekmek için canını dişine takıp 12 saat vardiyalı çalışıp ardından da işten atılma korkusu yaşan emekçilerde var. Kriz işsiz kalabalıkta, kriz helalinden kazanıp evine haram lokma götürmek istemeyende var. Kriz yevmiyesi 15 milyon olan açlık sınırının altında yaşayanlarda var. Çocuğuna harçlık veremeyende var. Kriz yarım ton kömür alamayanlarda var. Tamam kriz dönemlerinde çok olandan çok gider az olandan az gider hesabını biliyorum ancak az olanınki kalmayabilir ve neticede öyle oluyor. Allah çok versin çok olandan çok gitse dahi onlar yine lüks arabalarında lüks villalarında biraz düşünceli de olsa devam edip gidebilirler. İstisnalar hariç elbette. Tümüyle servetini kaybedip intihara sürüklenenler de çıkabiliyor ya da konkordato ilan edip iki yılı garanti altına alanlar da.
Kriz elbette tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de var. Ancak şu yurdum insanına Yılbaşı yaklaşırken bir göz atın. Kimler nerelere rezervasyonu şimdiden yaptırmış bile. Bolu Abant, Uludağ, palandöken, Prag, Mısır Kahire, Paris, İtalya Venedik, Malezya Tayvan, Dubai turlarında yer kalmış mı ya da kaçtan gidiyor bir bakın. Bir varlıklı ailenin Bangok-Kualalumpur-Singapur turu için kaç lira gerekiyor? Yaklaşık 10 bin avro. Yani 22 milyar. Özel masraflar hariç. Onları da sayarsanız 30 milyar. 30 milyar ile 30 tane fakir va gariban ailenin kısa vadede birçok ihtiyaçları karşılanabilir ve Allah razı olsun diye dualar alınabilir. Ülkede kriz çıkaranlar, tuzu kurular, devletin koltuğuna oturmuş milyarları alıp sonra fanzati yapma usulü ile yoktan kriz çıkaranlar, siyasi krizler, yargı krizleri, irtica krizleri çıkaranlar bunlar değil mi? Şimdi soruyorum 70 milyar maaş alan rektörler, 100 bin dolar maaş alan kartel gazetecileri ve köşe yazarları, ermeni muhabbeti ile milleti oyalayan geyikler, amaçları farklı farklı olup fırsat kollayan menfaatçi tayfalar, patronlarının işlerine koşturup onların trilyonlarına trilyon katmaya çalışan ardından da sanki milleti savunuyormuş havalarına girenlere ne demeli? Herkes bir yol tutturmuş gidiyor. Kimileri krizi bahane edip yüzlerce işçi çıkartıp şu soğuk kış günlerinde binlerce insanın gözyaşını akıtıyor. Kimileri ar damarı çatlamışcasına lüks içinde yüzüyor. Kimileri eski genelkurmay başkanının bir tarihte içki içmediğini gündeme taşıyarak resmen bu milletle alay ediyor. Bu güruh var ya bu güruh.. Fakir fukaraya yarım ton kömürün verilmesini bile engellemeyi bir zafer kabul edebiliyor.
Şu piyasada konuşulanlara bir bakın, şu Türkiye’nin ve şehrimizin gündemine bir bakın. Ermeni meselesi, özür kampanyası, yüksek yargıda gerilim, Ergenekon’un marifetleri, siyasi düellolar, içki içilecek ve içilemeyecek şehirler sınıflandırması, TESEV’in abuk subuk raporları, yılbaşını nerede geçireceksin yarenlikleri…… Vatandaşı bir tane ilgilendirecek konu var mı Allah aşkına?