|
Zerkavi ile ilgili yazdıklarımdan sonra epey mail aldım. Hepsini ne yazık ki, tek-tek cevaplamaya imkânım yok. Ancak hanımının kamu oyununa yansıyan beyanları okumalarını tavsiye ederim. El-Kaide ve Taliban'a gelince: 'Pakistan'da 8 binin üzerinde medrese bulunmaktadır. Bu okullara 200.000'in üzerinde Pakistanlı ve Afganistanlı öğrenci devam etmekteydi. Pek çok medrese 19. yüzyıldaki İslami canlanma ile Kuzey Hindistan'da Utar Prateş'teki Deobandi hareketinden doğmuştu. Deobandi bünyesinde fotoğraf çekimine bile izin vermeyen bir katı hareketti. Bu medreselerde öğrencilere Taliban-Deobandi karışımı bir eğitim verilmekteydi ki bu "Bir Taliban her türlü tavizi vermeyi reddeder" cümlesiyle özetlenebilir. Pakistan'da elli yıl önce yalnızca bir medrese vardı. 2000 yılına gelindiğinde Karaşi'de bir tek medresede 8 bine yakın öğrenci bulunmaktaydı. Medreselere devam eden öğrencilerin yaklaşık % 30'u başta Afganistan olmak üzere Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika ülkelerinden gelmekteydi. Bu medreselerde eğitim daha ziyade, Kuran'ın ezberletilmesi ve bazı temel bilgilerin verilmesinden ibaretti. Öğrencilerin geneli çok fakir ailelerin öğrencileriydi, eğitim ise iki seneden dokuz seneye kadar değişmekteydi. Örnek olarak Ziyaü'l-Medar is'te 5-16 yaşlar arasında değişen 150 öğrenci Kuran ezberlemekteydi. Yalnızca Kuran ezberlemek için çok uzun olan bu eğitimde kalan boş vakitleri Taliban'ın ideolojik din eğitimi doldurmaktaydı. Mesela bu medreseler bünyesinde faaliyet gösteren Hareketü'l-Ensar A.B.D'nin teörist örgütler listesinde yer almaktadır. Zamanında pek çok İslamcıyı etkilemiş olan Taliban İslamın kaynağı, dar ve engebeli bir Hindistan kasabasının yolu üzerindeydi. Burası Daru'l-Ulum medresesiydi ve 1866'da Hindularla mücadele için açılan bu medresede öğrenciler yalnızca Kuran ile uğraşmaktaydılar. Deobandi mensupları kendilerini Ehl-i sünnet esasları üzerine eğitim almış insanlar olarak görürler. Okul ciddi biçimde Hanefi mezhebi üzerine eğitim vermekteydi. Geçmiş dönemlerde 67.000 kitaplık bir kütüphanesi de bulunan bu medrese II. Abdülhamid'den de ciddi maddi yardımlar almıştı. Deoband okulunun devamı sayılan bir medrese 1947'de Pakistan'da Hakkaniye adıyla açıldı. Fakat 2000 yıllarda bu medresenin klasik Deobandi medresesiyle hiçbir benzerliği kalmamıştı. Bu medrese Pakistan'da Cemiyet-i Ulema-i İslam isimli örgüt ve partinin kontrolündeydi. Buradaki öğrencilerin yaşları 8-9'dan 30 hatta 35'e kadar çıkabilmekteydi. Genç öğrenciler, günlerini sınıflarda bağdaş kurarak, Kuran ezberlemekle geçirmekteydiler. İleri sınıflarda Tefsir ve hadis de okutulmaktaydı. Bu medresenin mollalarından Mevlana Hak, Usame bin Ladin'in destekçilerindendi. Taliban Afganistan'ın özel şartlarından doğmuş bir örgüttür ve bu örgütün başı Molla Muhammed Ömer'dir. Pakistan'ın kuzeybatısındaki Akaro Khattak eyaletinde bulunan Daru'l-Ulum medresesinde okuyan bir grup öğrenci tek gözünü Ruslarla çarpışırken kaybetmiş bulunan mücahit komutanı Molla Ömer'in komutasında birleşmişti. Molla Ömer 1959 yılında çiftçilik yapan bir köylünün oğlu olarak doğmuştu. 1994'e kadar Afganistan'da çok az tanınmaktaydı. 1989'dan 1992'ye kadar kendi kuvvetleriyle yalınız çarpışıyordu. Ömer eski mücahit komutanlarının Afgan halkını soyduğunu, onlara eziyet ettiklerini gördü ve bu durumdan dehşete kapıldı. Bu komutanlar, uluslar arası yardım konvoylarını gasp ediyor ve halka yardım dağıtımın engelliyorlardı. Molla Ömer işte böyle bir ortamda ortaya çıkmıştı. Halk arasında onun rüyasında Tanrı'dan Müslümanları kurtarma ve koruma görevi aldığına dair efsaneler yayılmıştı. O da kendisini Tanrı'nın kanunlarını yeryüzünde hâkim kılmak için çaba sarf eden biri olarak görüyordu. Afganistan halkı "Taliban" adıyla ilk defa 1994 yılının yaz aylarında karşılaştı. Afgan askerleri bu silahlı grubu önce Birleşmiş Milletler askeri zannetti. İçlerinde 150 civarında Pakistanlı milis gücü ve bunların yönetiminde 50'ye yakın tank vardı. Bu kuvvetler İpsin Budak'ı işgal ederek yayınladıkları bildiride hiçbir Afgan yerel fraksiyonuyla ilişkili olmadıkların bildiriyorlardı. Taliban'ın ilk kez (20 Eylül 1994 yılında) Kandahar yakınlarında Dand şehrindeki bir okula yerleşerek faaliyete başladılar. Taliban, Ömer'e yaklaşık 1000 yıldır kimseye verilmemi olan emirü'l-müminin unvanını verdi. Üzerine giydiği elbisenin Hz. Muhammed'in hırkası olduğu yolunda söylentiler yayıldı. Ancak Ömer'i asıl güçlendiren Pakistan hükümetinin kendisiyle 20 Kasım 1994'te yaptığı "yol güvenliği anlaşması" idi. Böylece Afganistan ticaret yolları Taliban'a teslim edilmişti. Aynı zamanda Pakistan istihbarat servisi de Talibanla her türlü ilişkiyi geliştirdi. İçeride katı bir şeriat rejimi uygulayan Taliban, yurt dışına sevk edilen afyonun en güvenilir nakliyecisi oldu ve bu işten 100 milyon dolara yakın para kazandı.' Talibanla El Kaide arasında örgütlenme bakımından hiçbir bağ bulunmamakla birlikte her iki örgütün itikadi anlayış biçimi selefidir. Bu ortak anlama biçimi ve dünya güçlerinin Afganistan stratejisi Usame Bin Ladin önderliğinde Taliban hareketinin bir araya gelmesini sağladı. Vesselam
|