İsrail oğullarının bu gün katliamlarıyla gündeme giren ‘İşgal altındaki İslam toprakları ve Şehirleri’ üzerine ne zamandır yazmak istiyordum.
Her Hac döneminde beni derin bir hüzün her zaman kaplamıştır.
Hele Hacılar dönüp de, Mekke ve Medine’yi anlatmaya başladıkları zaman hüznüm iki kat artmaktadır.
Bu gün Furkanla Mekke ve Medine’ye bakan bir göz, şunları görecekti;
Evvel emirde,
*Sahabe mezarlarını bidat diye yerle yeksan eden, İngiliz stratejisi gereği tıpkı bu günkü Irak gibi bir krallık olarak ihdas edilen bir zihniyetin nasıl bu şahdamarımızdan öte kalbimizin şehrini putlarla donattığını görecekti.
*Şeytanın taşlandığı mekanı aynı zihniyetin bir türbe gibi nasıl tezyin edip bir mabet haline getirdiğini görecekti.
*Hac farizasını yerine getirmek için gelen insanların nasıl Mekke ve Medine de, Hac süresince muhasara edildikleri görülecekti.
*Dilenci mafyasını bu söz konusu İngiliz uşağı rejim tarafından nasıl ustaca kullanıldığı görülecekti.
*Peygamberimiz efendimiz (S.A.V.)’in doğduğu toprakları gezme özgürlüğünün nasıl ortadan ustaca kaldırıldığını görecekti.
Hem Mescidi Nebevi ve hem Mekke de Yahudi ürünlerinin sebil gibi satıldığı görülecekti.
Alkolsüz damgasıyla içki şişelerin içinde, satılan içeceklerin hangi psikolojik planlar için bu kutsal mekanlarımızın içinde satıldığını anlayacaktı.
Bu gün Ümmeti Muhammed’e ait olan bütün topraklar işgal altındadır.
Sadece topraklarımız değil işgal altında olanlar.
Kavramlarımız, dilimiz, düşüncemiz, hissiyatımız, ibadetlerimiz, kutsallarımız, kalplerimizin dışında her şeyimiz işgal altındadır.
Bizim elimize ne verilmişse, her şeyimizi işgal ettirdik küffara.
Bir tek Kalbimiz kaldı.
Çünkü o Allah’ın evidir.
Allah’ın evinin işgali mümkün değildir.
Çünkü Kalpler Allah’ın elindedir.
Bu gün Gazze de, Lübnan da, Afganistan da, Bosna da, Çeçenistan da, Bağdat da, İslam topraklarında şehit olanlar, kalpleri işgal edilemeyenlerdir.
O aziz şehitleri uğurlamak için İstanbul da –Diyarbakır da-Sivas da- Konya da- Kayseri de- Şam da…, toplananlar kalplerinin sesiyle sokaklara taşanlardı.
Bütün işgallere karşı Aziz İslam coğrafyasının herhangi bir yerinde direnen şanlı direniş çocuklarını selamların en güzeliyle selamlıyoruz.
İsrail oğullarının Gazze deki Kadın-çocuk demeden sivil katliamları aslında, İsrail oğullarının aczi yetinin ve bitişlerinin bir işaretidir.
‘El mülkü yebka meal Küfr-Vela yebka meal zulm’ ‘ün bir tezahüründen başka bir şey değildir.
Furkanla bakanlar göreceklerdir ki Zalimlerin en şedid oldukları an çöküş-bitiş anlarıdır.
Bu aynı zamanda bizim dirilişimizin bir müjdesidir.
Bu diriliş, kalplerini hastalıklardan korumuş, iman erlerinin, muvvahitlerin, velilerin-ariflerin, şahitlerin-Şehitlerin bereketiyle gerçekleşmektedir.
Önce mabedimizdeki putları yıkmaktadır bunlar.
Onların şahadetiyle bir ümmet dirilmektedir.
Vesselam.