Obama’nın başkanlık koltuğuna oturmasıyla beraber dünyada olabilecek muhtemel değişimlerin işaretlerine, seçim başarısının hemen akabinde tanık olmuştuk aslında.
Dünya milletlerinde oluşan çoşkunun yanı sıra, Müslüman toplumlarda oluşan ‘Bilal soylu’ siyahi bir ‘müslüman evladının’ Amerikanın başına geçiyor olmasının verdiği sevinç, ABD’nin özellikle İslam Dünyası üzerine politikalarında bir kısım değişikliklerin olacağının işaretlerini de vermişti.
Yaklaşık elli yıldır ABD’nin İslam Dünyası üzerine uygulamış olduğu, baskı, yıldırma, sindirme, işgal ve şiddete dayalı politikalarının da yeniden gözden geçirip, dünya üzerinde ‘daha ılımlı, daha light’ politikalarla, Obama’nın sempatik görüntüsüyle, dünya halkları nezdindeki güvenini yeniden kazanmaya çalışacak Amerika, Barak Obama ile.
Peki neler olacak, neler değişecek, Obama’nın gelişiyle?
Özellikle Müslüman halkları bir aya yakındır, derin üzüntü ve bir o kadar öfkeye boğan, İsrail’in Gazze’ye saldırısı, bir anda duracak Obama’nın gelişiyle. Başkanlık Sarayındaki koltuğuna oturur oturmaz yapacağı konuşmasında, ‘Dünya halklarının artık kan, gözyaşı ve savaş istemediğini, özgürlük ve demokrasi üzerine kurulu bir barış düzeninin’ işaretlerini verecek.
Yine aynı konuşmasında, İsrail saldırısı ile ilgili, Müslüman yüreğine su serpen, İsrail’i ince bir dil ile tenkit de edip, bölge barışını önceleyecek. Amerikan askeri gücünün, Afganistan’dan ve Irak’tan kademeli olarak çekilmesi gerektiği üzerinde durup, ‘bölge barışını’ gerçekleştirmenin yolunun, bölgeyi halkların özgür iradesine bırakmaktan geçtiğini söyleyip, çekilme takvimini de açıklayacak.
Obama’nı seçim başarısından sonra kırk kurban kesen Ağrılı Şeyho ağa, başkanlık koltuğuna oturmasından sonra da, köyünde kırk gün kırk gece davul çaldırıp, doğan torununa isim olarak ‘Burak Hüseyin’ adını verecek.
Bu ve benzer olaylar İslam coğrafyasının bir çok yerinde farklı tezahürleriyle yaşanacak.
İslam Dünyasının fısıltı gazetesi, gizliden gizliye, doğarken ‘bir kulağına ezan, bir kulağına kamet’ okunan Obama’nın ‘gizli Müslüman olduğunu ama bunu saklamak zorunda olduğunun’ şayiasını yayacak. Amerika’nın müsteşrikleri ve Amerikancı ilahiyatçılar da boş durmayacak, temel İslami kaynaklardan habire Obama’nın ‘meşruiyeti’ ile ilgili ilintiler kurmaya çalışacaklar. Zalim Firavun sarayından çıkan siyahi Musa örneği, ‘yed-i beyza’/beyaz eli ile kararan dünyaya barışı getireceği, mehdi hadislerinden ‘uzun boylu siyahi’ arayışlarıyla ilgili de birçok ‘dini terminolojik’ uyarlamalar yapılacak.
Obama, ilk ziyaretlerini de Orta Doğu ve İslam dünyası’na gerçekleştirecek. Dini ve tarihi mekanları da ziyaret edip, o bölgenin Müslüman çocuklarını kucağına alacak, halkın ‘Ya Huseyn!’ sloganları eşliğinde. Bush’un soğuk ve mütecaviz görüntüsü yerini, Obama’nın sıcak siyahi ve mütebessim görüntüsüne bırakacak.
Ülkemize geldiğinde ise Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızla, ‘sen, ben bizim oğlan’ muhabbeti tarzında görüşmelerine tanık olacak, Ankara ve İstanbul’un geniş caddelerinde ellerinde Amerika bayraklarıyla, Başkan’a tezahüratta bulunan insanları göreceğiz.
Kutsal mekanlarda Türk Hacıların ‘küçük sevimli zenci bebeklerini kucağına alıp resim çektirme ve annesine bana ver de götüreyim’ tarzı işaret diliyle isteme sevecenliğinde olduğu gibi Obama ile aynı kare içinde resim çektirmek için yarışacaklar, tüm insanlar, Sultanahmet meydanında.
Cumhurbaşkanıyla, Sultanahmet’te huzur duruşunda bulunurken, kameralar birbirleriyle, Obama’nın gözbebeklerindeki flu buğulanmayı çekmek için yarışacaklar. Dinimizin ne kadar güzel, ne kadar barışcıl, ne kadar akılcıl ve insancıl bir din olduğunu, kendisinin de hatta zaman zaman Kur’an okuduğunu Obama’nın ağzından duymamız, bir kısım yazar çizerlerimizce ‘çağımızın Ebu Talib’i yakıştırmasına neden olacak.
Küreselleşme ve işgal protestolarında Amerikan bayrağı yakmak isteyen gençlere çevredeki halk müdahale edip, yakmalarına engel olacaklar. Ve ‘aslan gibi adam niye karşı çıkıyorsunuz, Bush olsa daha mı iyiydi?’ gibisinden tepkilerini ortaya koyacaklar.
İslam dünyası ve Müslüman lisanında, (sanki ‘puşt’ dercesine) ismi Bush gibi lanet ve öfke ile anılmayacak, ‘Başkan Obama’ veya ‘Başkan Hüseyin Obama’ tarzında ‘bizden biri’ tarzlı ifadelerle hitap edilecek.
Marshall yardımlarından nemalanan ve kılcal damarlarında bu yardımlardan faydalanan babalarımız ve dedelerimiz’in Kenedy için ‘tevatır adamdı, öldürdüler’ serzenişi, Obama için daha ileri bir mesafeyi çağrıştıracak.
Amerika’nın yeni dünya düzeni Obama ile beraber, sempatik, sevecen ve yumuşak yüzüyle, özellikle İslam Dünyası üzerinde ‘yeniden güven tazeleme’ gayretlerine dönüşecek ve şu küresel kriz ortamında çok yüksek maliyetli olan ‘güç ve şiddete dayalı egemenlik kurma’ projesi, çok daha düşük maliyetli, hatta hiç maliyet teşkil etmeyen ‘sempatik ve seve seve’ egemenlik kurma yöntemine bırakacak kendini.