Hak dostları yaşadıkları ve yeşerdikleri bahçelerin gülleridir. Çiçek çoktur ama gül’ün kadrü kıymeti başkadır. Evet gül olmazsa bahçeler bülbülsüz kalır. Çok zamandan beri insanlar maddeleştiği sekülarite revaç bulalı Kayserimiz ulema yetiştirmiyor, eskileriyle övünmeyi seviyor ama nesiller şeytanlaşıyor din ve kutsalı ayaklar altına alıyor. Yetişen ve yarım yamalak bilgi sahibi din önderleri de nizamı bozuyor kitabı kerimi nefislerine göre yorumlayarak halkımızı saptırıyorlar maneviyatımıza ateist dinsizlerin veremeyeceği telefatı veriyorlar. İnsanları yoldan çıkarmak kolay, nefsani şeytani olanı telkin ve ikna oldukça kolay ama hakikatı ikame etmek ve yaşamak nefsi emaresine zor geldiği için insanın gerçek alimler olmazsa cahil kesime söylenen vaazlar da tesir etmiyor. Çünkü söyleyenler çoğunlukla yetersiz, samimiyetsiz ve ihlassızdır elan.
Biz köşemize bundan sonraki yazılarımızda zaman zaman Kayseri ve civarında yaşamış ve yaşadığı biladı aydınlatmış ulemayı sahih ve sağlam kaynaklar ışığında yazmaya ve yeni nesillere onları örnek almaları boş ve hoş olmayan tiplerden yüz çevirmelerine çabalayacağız inşallah bu cümleden olarak, gazetemiz çalışanları Bekir Nurlukülekçi ile sevgili Mustafa Nurlu Külekçi kardeşlerimizin dedelerini kısaca yazarak başlayacağız inşallah. Mevlam hepimize şefaatçi kılsın.
KÜLEKÇİZADE HACI ALİ EFENDİ HOCA
Kayseri de halk arasında Külekçizade ismiyle anılan merhum Hacı Ali Efendi Hoca memleketi bulunan Kayseri’nin Çifteönü mahallesinde 1864 yılında dünyaya gelmiştir.
İlk tahsilini mahalle mektebinde ve medrese tahsilini de Melikgazi medresesinde zamanın büyük hocaefendilerinden bilhassa Kızıklızade Hacı Kasım Efendi den , Müfti Hacı Enver Efendiden ve Müritzade Ali Efendiden yüksek dersler okuyarak icazet almışlardır. Bilahere kendisi de olgun bir müderris olarak yetişmişler ve medreseden bir çok talebelere ders okutmuşlardır.Merhum ve mağfur hocaefendi hem ilmi zahiriden ve hem de ilmi Batıni ile uğraşan bir zati ali kadir idi.
Merhum Hoca Efendi, hanesinde gece sabahlara kadar mütalaası ile meşgul olup kırk yaşlarından sonra ayakları ve bacakları uzatılı olarak yatakta yatmamışlardır. Dizlerine belinden kemer ve kement bağladıklarını ziyaretine giden yakın komşuları tarafından mütevatiren rivayet edilmektedir. Hatta geceleri merhum ve mağfur hanesi üzerinden semaya doğru bir nur direklendiği yine komşuları tarafından beyan edilmektedir. 30-35 seneden fazla Kayseri’nin muhtelif camilerinde vaiz ve nasihat etmiştir.Bilhassa Camii Kebirde seher vaazını bırakmamışlardır. Derslerinin evvelinde ve ahirinde salatı elfiyeden sayılan büyük salavatı şerife-Bahri Envarike-yi ve büyük tövbe-Seyyidil İstiğfar-yi de mutadı olarak okurlardı.
Hariç kazalardan gelen halkın daveti üzerine vaiz ve nasihat ve yağmur dualarına giderler, eseri icabet vaki olduğu çok zaman yakınları tarafından görülürdü. Senelerden beri Ramazanı Şerif vaazı için Haymana ilçesinin Çalış ve Tutak köylerinde dahi halka tesirli vaizlerde bulunmuşlardır. Vaiz esnasında şu kelamı da çok çok tekellüm ederlerdi:
“ELLER BUĞDAY BİZ SAMAN
ELLER YAHŞİ BİZ YAMAN”
Buyurarak bir de geniş bir nefes alıp Allah aşkıyla of çekerlerdi.
Merhum ve mağfur Hoca Efendi 18 Şubat 1944 tarihinde rahmeti rahmana kavuşmuşlardır. Bu tarih merhumun mezar taşında dahi yazılıdır. Kabri şerifleri iyiler mezarlığındadır. RAHMETULLAHİ ALEYH.