"Bu günü dünle tartışırsanız, geleceği kaybedersiniz"ÇÖRÇİL
Gazete dağıtırken yolda Dadaş Emlak’tan Zafer kardeşimle karşılaştık. Kendileri siyasetin içinde olduğundan günümüzün anakronik konusuna girdik. FİLİSTİN. Hocam, Bolivya katille ilişkiyi kesti bilmem kim elçisini kovdu vs. Sonra her zaman gazetesini verdiğim ve Kayseri kültürü ve basınının makablinde önemli bir ekölden gelen saygıdeğer Mustafa Yeğenağa’nın Sümer Matbaasına uğradım. İsrail ve ilişkilerden konuşurken Mustafa bey bir kelime söyledi. İhsan Hocam İsrail’le ilişkiyi kesmemize gerek yok. Çünkü kendisi”İnsanlıkla alakayı kesmiş vaziyette” ve mantıklı ve detaylı fikirler serdettiler. İmam Şafii Hz’lerinin şu sözünü virdi zeban edinmişti merhum amcam ve hocam Hacı Kemal Efendi –ra- “Bir insanla muhatap olunca bakarım benden üstünse ve alacağım, yararlanacağım hikmete sahipse ilişkiyi arttırır saygıda kusur etmem. Eğer benden cahilse o zamanda kıymetli zamanımı araya vermemek için uzaktan mesafeli dururum kişilere” gerçekten okuyan, yazan, düşünen akil insanlarla muhatap olmak insanın ufkunu açıyor. Dostunu ona göre seçmek gerek diye düşünüyorum.
BÜYÜK RUHLAR, FABL’LE İRŞAD EDER
TV programında tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu; “Dört beş adamın balyozla yapamadığı işi 20 gramlık anahtar doğru ve ayarında kullanıldığında rahatlıkla ve zahmetsiz görür”tarzı bir örnek serdetti. Ben mesnevi, bostan, gülistan, La Fonten kıssalarını o anahtara teşbih ederim. Derinlemesine ilim adamları için yeterli olmayabilir ama, işinde gücünde ve ekmeğinin peşinde devasa koşturan halkın imanını ahlakını ve düşüncesini geliştirmesi için yeterli bulurum. Araştırmak ve ilimde derinleşmek isteyeni kimse tutamaz ilmine kuvvet deriz.
KALLEŞ VE SAHTEKAR KÜÇÜĞÜN MAĞRUR BÜYÜĞE VERDİĞİ DERS
Masal bu ya. Fare bir gün buradan şurya kadar fare beyin yeridir,girmek,çıkmak ve piknik yapmak yasak diye tabela asmış. Ormanda sakin sakin gezen ve uyumak için münasip gölge arayan kral aslan da görmüş yazıyı ama gülümseyip geçmiş ve tabelanın asılı olduğu ağacın gölgesine yatıp uyumuş. Tam uykuya dalmıştı ki, acıyla irkilir aslan. Bir de ne görsün kulağının deliğine giren fare damarları kemiriyor, koparıp şiddetler yaralıyor. Aslanın çığlığı ormanı, yeri gökleri inletmiş ve bayılmış. Hayli zaman sonra uyanmış, kulağında bekleyen fare aslana alaylı alaylı sormuş benim yasağımı bir daha ihlal edecekmisin? Ormanın krallığını unutan, tatlı canının derdine düşen kral yeminler ederek söz vermiş bir daha yasağa uyacağını söylemiş”der Molla Cami Hz’leri “Lüccetül Esrarın”da. Başka insanları ve devletleri küçük gören büyükleri ayıktıracak bir kıssa.
HEP AYNI YANLIŞI YAPMAK EŞŞEKLİK DEĞİL Mİ?
Eşeğin suçu olmadığı halde hep aşağılanır. Sırtına binenlerle yüklenen yükleri keyfinden, isteyerek taşıyormuş gibi. Halbuki o, öyle yaratılmış yani yük taşımak, binilmek için. Nasıl inek süt vermek için yaratıldı onun gibi.
“Fil’le düelloya giren aslan hırpalanmış, bir iki gün yatmış ve açlıktan ölecek raddeye varmış perişanlığı. Tilkiyi çağırır ve çabuk bir eşek meşek bulda yiyelim açlıktan ölecem. Yoksa seni yerim diye tehdit etmiş.
Tilki bir miktar açılmış ve derede yayılan eşeği görmüş. Yaklaşır ve başlar edebiyata şu tepeyle diğerini geçersen bizim oralarda bir yoncalar öyle yeşillikler var ki bir daha buralara basmassın çayır diye demiş ve eşeğin ağzının suyunu aktırmış. Gel beraber gidelim gözünle gör, istediğin kadar da yayıl demiş eşeğin yeşilliğe iyice angaje olduğunu anlayınca.
Yola çıkmışlar ve bölgeye varmışlar. Kayanın dibinde zula olan aslan fazla aç olması hasebiyle erken atlamış eşeğin üzerine ve kaçırmış. Bu kez aslan tilkiyi daha beter sıkılar, ne edersen et tekrar getir o eşeği yoksa……
Tilki tin tin tekrar düşmüş zavallı. Bakmış eşek eski yerinde. Sen sahtekarsın, yalancısın beni aslana yedirmek istedin bana suikast tertipledin vs. Tilki hayır demiş eşek kardeş yanlışlıkla cin olan yere bastın gözüne aslan gibi göründü. Oralarda aslan maslan yok iki gözüm kör olsun demiş ve yatıştırmış. Ama orada çayır mayır diye bir şey göremedim demiş eşek. Çayır yüz ikiyüz adım ötedeydi cin çarpınca korkudan göremedin. Haydi gidelim bir daha bastığın yerlere dikkatli bas der ve razı eder eşeği.
Yola düşerler ve aslanın olduğu yere gelirler. Eski hatasından ve aceleciliğnden ders alan aç aslan dikkatli davranır ve tuzağa düşen eşeği yıkarak parçalar ve dört beş günlük açlığın perişanlığın acısını alır.
Eşeğin kellesiyle bacaklarını da bir kenara koyar ve tilkiye sakın bunalara ellemeye kalkma der suvarmak için dereye iner. Uzun zamandır bir şey yemeyen tilki açlıktan ölmek üzeredir. Gizlice eşeğin beynini çıkarır ve yer.
Sudan dönen aslan yaptığı kontrölde eşeğin beynin nerede olduğunu sorar. tilki : Sayın kralım onda beyin meyin görmedim ben, olsaydı sizi gördükten sonra buralara bir daha gelirmiydi, diyerek aslanı ikna eder.
Kendileri sürekli yanlış ve tembellik adilik edip, yapamadığının yönetemediğinin suçunu hristiyanlara, iç düşmanlara, dış düşmanlara yıkan deyyuslara çok ders vardır eşek kıssasında.
“FE’TABİRUU YA ULİL EBSAR-düşünün ey akıl sahipleri, düşüncenizi geliştirin, ilimde derinleşin ey akıl sahipleri- buyuruyor Kur’an ı Kerim