Kültür ve sanat adamlarından aldığım bazı mail’ler beni etikiliyor. Ankara Altındağ belediyesinin düzenlediği etkinlikler ise insana parmağını ısırtan cinsten. Mesela geçenlerde İlber Ortaylı ilmi bir konferans verdi. Belediye başkanı Veysel Tiryaki de ona ödül verdi. Daha sonraki haftalarda da TV den hepimizin bildiği Tayfun Talipoğlu nu davet ettiler ve Talipoğlu dikkat çekici-sizin de ilginizi çekeceğini sandığım tesbitlerde bulundu
“Talipoğlu, “Yaşadıkça, Gördükçe…” başlığı altında topladığı kişisel deneyimleri izleyenlerle paylaştı. Sözlerine “Her duyduğunuza inanmayın, her okuduğunuza kanmayın” diyerek başlayan Talipoğlu, hem bireysel huzurun hem de toplumsal barışın ancak peşin yargılardan uzak, insanların yaşamlarına saygı duyularak ve insanları ürettiklerine göre değerlendirilerek yakalanabileceğini söyledi.
Uzun yıllar hazırlayıp sunduğu Bam Teli adlı programla Anadolu’nun her köşesine gittiğini ve bu sayede Anadolu’yu ve Anadolu insanını tanıma fırsatı yakaladığını kaydeden Talipoğlu, “Ben ne öğrendiysem Anadolu’da öğrendim, orada yaşadıklarımdan öğrendim. Gördüğüm en önemli şey ise önyargılı, peşin hükümlü olmamak gerektiğiydi” dedi. Anadolu kadınını ‘erkeklerden daha delikanlı’ sözleriyle tarif eden gazeteci, “Okula yeni başlayan kız çocukları canavar gibiler, erkek çocukları ise ne demeli biraz ebleh. Soruyorum nedenini, kızlar kendileri yanıtlıyorlar: Erkeklerin bir şey başarmak için hiçbir şey yapmasına gerek yok. Biz ise çok çalışmalı ve her fırsatı değerlendirmeliyiz’ diyorlar. Haklılar, Anadolu kadını eğer mahalle baskısı olmasaydı ve fırsat verilseydi ekonomik alanda çok daha üretken ve başarılı olurdu. Şimdi görüyorum ki kadınlar iş hayatına çok daha cesur hamlelerle atılıyor. Bu ülkenin kadınlarına çok güveniyorum, biliyorum ki büyük işler yapacaklar” dedi.
Bizde orada durarak biraz ağır ol diyoruz sayın Talipoğluna. Klasik ezberi, kadınların dışlandığı falan fişmekan tatavaları tekrar etmek çok sevdiğimiz yapımcınin karizmasını aşındıran kadim ezberlerden. Ama olsun, eleştirilmeye değer fikirler serdettiği de iyi ve yararlı.Demekki anadoluyu ve erkeğini tanıyacak kadar kalmamış anadoluda. Sadece evliya çelebilik edecek kadar teğet gezilerle epey kişiliğini ve düşüncelerini geliştirmiş ama erkeğini tanıyamamış. Biraz da feminist jargonun hala para ettiğini sanmasının da payı var eksik tesbitlerinde diye düşünüyor insan. Doç. Dr. Celal Türer gibi-kendisi felsefecidir- "ahlak öğrenilmez, yaşanır"demişti konferansında. Sayın Talipoğlu´nun sözleri ile adeta korelasyon teşkil etmektedir. Okuyalım.
“İnsan yaşadıklarıyla insan olur” diyen Talipoğlu, gidişat iyi değil diyerek çocukların dış dünyadan soyutlanarak cam fanuslarda yetiştirilmemesi gerektiğini vurguladı. “Toplumsal değerler birlikte korunur. Hepimiz magazin programlarından şikâyet ediyoruz ama izliyoruz. Çocuklarımıza iyi örnekler sunmalı ve bunu yaparken tarafsız olmalıyız” diyen Talipoğlu, “Biz kimseden demokrasi ya da insan hakları dersi almak zorunda değiliz. Kendi değerlerimiz ve insanlığımız dünyaya örnek olacak kıymettedir” diye konuştu. Söyleşi sırasında Nazım Hikmet ve Yavuz Bülent Bakiler’den iki şiir okuyan Talipoğlu, seyircilerin ısrarı üzerine kendi yazdığı şiirlerden birini de izlyenlerle paylaştı
Şimdi çocuğun cam fanusta olması zannedersem apartmanda betondan başka şey görmemesidir. Bence de eşşekten düşüp kafası yarılmayan, kırda kelebek kovalamayan, derede eliyle balık tutmayan-oltası olmadığı için- ve tarlada tırmık çekmeyen, sap toplamayan koyunların başını tutup annesine sağdırmayan, tarlalardan yemlik toplamayan çocuğa çocuk denmez. Dense dense modern camekanlı hapishanede nefes alıp veren idame i hayat ettiren bir nasipsizdir.
Geçen akşam İslami İlimler Araştırma ENSTİTÜSÜNE de Doç. Dr. Celal Türer’i izledim. Kendisi felsefeci de olan doçenti izleyip Tayfun Talipoğlunu akabinden okuyunca aklın yolunun bir olduğunu ilimsiz eğitimsiz –konu ahlaktı- ne ahlak ne de insani bir hayatın doğru şekilde yaşanamayacağına kanaat getirdim. Fikir ve felsefeden mahrum yetişmiş birinden ahlak ve insanlık bekleyemeyiz. Bunun da sorumlusu kaynakları zararlı ve popülist kanallarla tüketen umera, yönetici kesimdir fikrine vardım. Doç Dr Celal Türer bey Yunanlı filozof Horasın şu sözünü dinleyicilerle, bizlerle paylaştı. “İnsanlarla ilgili olarak bildiğim en önemli şey, insanların yaşamayı bilmediğidir”
Evet sayın ulemamız ve umeramız bizlere yaşamayı, sevmeyi, adam olmayı, doğru ve insanca yaşamayı öğretin halkın sorumluluğunu, mesuliyetini yüce Allah sizlere yükledi. Toplantıyı tertipleyenlere teşekkür ederim.
Daha önceleri de Prof. Dr M. Z eki Duman ı davet eden Enstitü “Tefsirin İlkeleri”konulu konunun cahili bizleri mest eden o konuda doyuran bir panel izletmişti. Evet Kayserimizde de fikir çilesi çeken kurumların ve sivil oluşumların bulunması bizleri umutvar kılıyor hamdolsun. Haydin cemaati müslimin! İlimde, kültürde ve aklı geliştirecek etkinlikte yarışalım.