Davos Fatihi Başbakan Tayyip Erdoğan’ın o gök gürültüsünü andıran tavrı sadece bizleri değil, dünyadaki tüm Türkleri ve hatta tüm Müslümanları ayağa kaldırmış ve gururlandırmıştır. Artık Avrupa’daki Türklerimiz daha gururlu bir şekilde ben Türküm diye dolaşmakta, bir uçtan diğer uca tüm Müslümanlar da bu yürekli çıkışı yapan Türk Başbakanı’nı İslam’ın yeni lideri olarak algılamakta. Kendilerini yeniden Osmanlı’nın bir parçası olarak görmeye başlamakta.
Başbakan’ın İsrail Cumhurbaşkanı’a hitaben sen bir katilsin mealindeki sözleri ve ermeni asıllı modöratör’ün eline vurarak one minute,, one minute… Yani bir dakika bir dakika diye başlayan o patlama anını televizyonlarda yüzlerce defa seyrettim her seyrettiğimde acayip derecede gururlandım, duygulandım gözlerimden akan yaşa engel olamadım. Ama her seferinde.
Zaten yakın tarihimizde son elli yıldır güvendiğim ve beğendiğim iki önemli siyasetçi vardı. Birisi Tayyip Erdoğan diğeri Bülent Arınç. Her ikisi de duygusal, her ikisi de vicdanlı ve merhametli, her ikisi de çocukları çok seviyor, her ikisi de çok güzel konuşuyor. Her ikisi de sözünü daldan budaktan esirgemiyor. Erdoğan’da artı olarak bir özellik daha var. Liderlik yapısı. Son derece güven veren, öfkelendiğinde ise karşısında kim olursa olsun, ne olursa olsun gerekirse ipleri tümüyle koparma pahasına inandığı değerleri haykırabiliyor. Halk gibi konuşuyor, halk gibi inanıyor, halk gibi duygusal, halk gibi seviniyor ve halk gibi üzülüyor. Şimdiye kadar halktan kopuk yöneticilerle boşuna zaman kaybetmişiz. Bakın 7 kez gidip 8 kez gelen Demirel halen neden bahsediyor, İsrail’in bizi dövebileceğinden. Bir lider tebasını bu kadar korkutur mu? Ama Tayyip Erdoğan yüreklere su serpiyor. Tüm mazlumlara tüm milletimize büyük güven aşılıyor. Biz tarihi titretmiş ecdadın torunuyuz diyor.
Tam bir misyon adamı. Özellikle milletimizin başına gönderilmiş gibi. Ona yön veren şiirlere bir bakın. 1997’de kendisini cezaevine götüren şiir neydi? Minareler süngüdür kubbeler miğfer, camiler kışlamız müminler asker. Türk milletinin içinde aynı zamanda tüm İslam toplumunun dini ve milli hassasiyetlerini birleştiren müthiş bir kahramanlık şiiri. Ama Erdoğan bu iki cümleden dolayı hapis yattı. Erdoğan’ın bombalı şiirleri bunlarla sınırlı değil. Son davos’ta ona ilham veren Mehmet Akif’in zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem, biri ecdadıma saldırdı mı boğarım, boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım, şeklinde başlayıp Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum, kesilir belki ama çekmeye gelmez boynum, dizeleri ile devam eden o müthiş şiir. Başbakan Erdoğan’ın yine Mehmet Akif’in Tükürün şiirini de müthiş derecede beğeniyordur.
Tükürün, milleti alçakça vuran darbelere, tükürün onlara alkış tutan kahpelere, tükürün ehli salibin(batı dünyasının) o hayasız yüzüne, tükürün onların asla güvenilmez sözüne, medeniyet denilen maskara mahluku görün, tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün…..
Tayyip Erdoğan Mehmet Akif ve Necip Fazıl’ın şiirleri ile yoğurduğu, hitabeti güzel, cesur ve kahraman bir liderdir. Bunu ben demiyorum artık dünya diyor. Bu olay bir partı pırtı olayı değildir. Türk milletini ve Müslümanları ayağa kaldıracak, tarihteki ihtişamlı dönemlerini yeniden getirecek bir başlangıcın önderinden bahsediyorum. Erdoğan MHP’nin lideri olsaydı tüm samimiyetimle söylüyorum yine aynı duyguları onun için söylerdim. Ya da Anap’ın başında olsaydı. Zaten Ak Parti dediğiniz şeye baktığınızda büyük oranda Tayyip Erdoğan’dan ibaret olduğunu görmekteyiz. Onun sürükleyiciliği, onun rüzgarı, onun karizması. Parti içindeki toplananlara da yine göz attığımızda sağcısı solcusu, eski ANAP’lısı DYP’lisi MHP’lisi, RP’lisi. Olay bir liderlik olayıdır. Ve artık Recep Tayyip Erdoğan gerçek bir lider olarak dünyaya kendini kabul ettirmiştir.