Seçim-geçim geyikleri ile magazinel lakırdılar günlük yaşamı kapsamaktadır. Bizim çocukluğumuzda babalarımız mala davara yemini otunu verir, öğleni kıldımı camiden çıkan amcalarla misafir odalarına otururlar, mızraklı ilmihal, karadavut veyahut bostanül arifin’den okurlar. Sesi güzel amcalar ilahi kaside okur ablalarımız da onlara çay ikram eder, zaman zaman yemek ikram edilir ilkindi namazına kadar bu şekilde vakit geçirilirdi.
İlkindi namazına gidilir, kılınır çıktıktan sonra bitmeyen mal-melal meşgaleleri. Ama mutluyduk. Allah CC cümlesine rahmet eylesin okunan kitapları ilahi ve kasideleri yürekten gözler yaşla dolu olarak şevkle, aşkla dinlenirdi. Biz de onlar gidince çok nadir görebildiğimiz çaydan bir tanesini ablalarımla kavga ede ede içmeye çalışırdık.
Günümüzde hacı emmiler de cıvıdı. Torunla beraber oturuyor maç seyrediyor, dizi seyrediyor fanatiklik ayaklarına yatıyor. Ezanı Muhammedi okunduğu halde utanmıyor, kalkıp cemaate iştirak etmiyor. Dedesi camiyi cemaati bilmeyen torunun kafasında da namaz cami cemaat gidilmese de kılınmasa da olan fantezik bir muamelat olarak algılıyor doğal olarak.
KADERİ “YOLUK TAVUKLAR”
Komünistlik geldimi adam paltosuyla şapkasını dışarıya asıp istediği eve girecek istediği kadınla yatacak ırz namus diye bir şey kalmayacak mavallarıyla bu millet yarım asır korkutuldu. Şimdi ekrana çıkıp apış arasını gösteren çağdaşların fikir makablleri tarafından. O zamanın bıçkın dernekçileri ve komünistlikle mücadele ederek 5.500 fidanın toprağa verilmesine katkı yapan bir cenahın …başkanları sık sık Stalinin kasaplığı Katin ormanlarında yaptığı katliamlar ve onun “Yoluk Tavuk” ideolojisini şeddeli ve harekeli jestlerle çok sık anlatırlardı.
Aklen fikren ve maddeten çaresiz ve çırıl çıplak bırakılan zavallı insanlarımı gördükçe bu yoluk tavuk sendromunu hatırlarım. Tabii o zamanlarda biz de kitap okuyor ve kömünizmle mücadele ediyorduk. Bir kitap okurduk kahveye giderdik. Milletin kafasını o kadar şişirirdik ki adamları bir daha kahveye uğramaz ederdik. Kahveci Canip’i iflas ettirecek hale getirmiştik.
Votkaların ve kadehlerin gidip geldiği kafaların flulaştığı bir tarikat toplantısında milletin iyice motive olduğunu gören insan kasabı Stalin mürit/müjiklerine soruyor. Sorduğu müjikleri ise kırlaşmış saçlarını ihtilalcilikte, bürokraside eskiten emektarlarıdır. Söyleyin bakalım halkın yönetimimize boyun eğmesi, yani kayıtsız şartsız bize biat etmesini sağlamak için ne yapmalı, hangi Marksist ana/ara taktiği uygulamalıyız?
Votkanın ırzına geçtiği beyinlerden sürgün, hapis, hak hukuk karışımı küflü düşünceler püskürtüldü votka cemaatine.Ama üretilen laflar kasabı kesmiyor. Şöyle okkalı bir iki kadeh votka yuvarlıyor aşk ve şevkle. Dinleyin lan diyerek başlar retoriğe.”Yönetimi ele geçiren halkın haşa-Allahıdır, en yücesidir. Halkın o başbuğ karşısında başın eğip itaat etmesi için yapacağınız en önemli şeyi şu içi boş beyinsiz kafalarınıza çivi gibi geçireyim. Hizmetiçer! Gelin buraya der çağırır ve emreder—Çabuk bana bir tavuk getirin… İstenen tavuk hızla gelir. Stalin votkacılarının ali huzurunda başlıyor tavuğu canlı canlı yolmaya. Sonunda cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıveriyor.
Şimdi izleyin nerye gidecek bu şaşkın tavuk bakayım, der. O dada kaçmadığı yer bırakmıyor zavallı tavuk. Üşüyor tüysüz olduğu için ve sonunda dönüp dolaşıp Stalinin yani kendisini bu çaresiz hallere düşüren kasapın pantolonunun içine çıplak kafasını sokuyor. O da cebinden çıkardığı bir avuç yemi zavallı tavuğa veriyor. Yemi gören tavuk artık Stalin’e tapıyor.
Ağızları açık kalan göbekleri sarkık kömünist bürokrat votka cemaatine kalın pos bıyıklarının altından gülerek şunları söylüyor Stalin:”Gördünüz mü halk dediğiniz kuru kalabalık bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak. O zaman yönetmek kolay, sevk idare senin ellerine geçer.”dedi.
Birbirine kitap atma. Anayasa kitabıyla meydan muharebesi cenklerini bu kafayla bir okuyun bakim. Okuması ve beyni olanlar bakalım danışıklı döğüşlerle nasıl yolundun. İnek Şabanlarla uyutularak, sinek Ramazanlarla ….rek. Bilmem ne maçlarıyla kafayın içi boşaltılıp football-ayak topu gibi içi hava dolu kafalı varlık haline getirilmen daha rahat yolunman içindir benim anlamak istemeyen dankalak hemcinsim.
Büyüklerin büyüklüğünü yaptığı, uyanık, aslını neslini bilen, inancına uygun yapıp eden yaşayan insanlar olduğu zamanlarda asla gençlik şunu önleme, şunu getirme yalanlarıyla boğazlanamayacaktır. Uyanık olalım kendimizi bilerek yaşayalım efendim. Yengeç kutusu önünüze geldiğinde Yahudi’ye haddini bildirenleri düşünerek şut atalım.