“Kişinin kemalinin/olgunluğunun derecesi dilinin altındadır. Derecesi konuştuğuna göredir.”HZ. MUHAMMED SAV
Seçimin yaklaşması bahane edilerek “Merkez Medya” tabir edilen kesim her zamanki insiyaklarına uygun söylem ve görüntülere giriştiler. Akılları sıra sayın Kılıçdaroğlu eksenli oluşturacakları kamuoyu sayesinde CHP ye seçim kazandıracaklar. İsimlerini tek tek saymaya gerek yok, her zamanki koro. İrticaya karşı! Çağdaş ve kendilerine karşı olanlara karşı banal, hatta küfürbaz cemaat. Tv’leri, gazeteleri radyoları ile bilumum AKP’ye muhalif şirket.
İÇLERİNDEN BİR AKILLI:”EYVAH BİZİM MEDYA AK PARTİYE BİR SEÇİM DAHA HEDİYE EDECEK!
Bu cenah, yıllar yılı Tv’lerinin izlendiğini, gazetelerinin bakılıp okunduğunu, yaptıkları devasa reklamlar sayesinde tirajlarının yüksek olduğunu ama milletin, sosyal bilimcilerin yengeç sepeti dedikleri seçim sandığı önlerine geldiği zaman oylarını o karaladıkları, küfür ve hakarete boğdukları yakaya attıklarını hala aklü fikir edemediler.
Neyse ki içlerinden bir tanesi çıktı ve adeta feveran etmeye başladı akıllı adam. Yahu biz bu söylemlerle hep kaybediyoruz. Yapmayın, bu boktan jargonu bırakın hep bu uslup bizim sırtımızı yerden kaldırmayan, yani tekrar bir daha rezil olmayalım yorumcumuz tahmincimiz hep seçim bitince itten rezil oluyor, mealinde tefsir edilecek şu yazıyı yazdı. Bende adamı takdir ettim. Çok şukür elli yaşında olsakta akıllı bir tane çıktı içlerinden dedim. Şöyle diyor:
“Merkez-kartel-medyada bulundukları için kendilerini dünyanın merkezi zanneden gazeteci meslektaşlarımız “Salla Kılıçdaroğlu dökülecekler” ve “CHP’ye desteği marşa dönüştürmek”üzere. Meslektaşlarımız arasında bu salgının hızla yayılacağını ve her seçimde olduğu gibi bu seçimi de kendi elleriyle AK Parti’ye hediye edeceklerini düşünüyorum.
Çünkü bu mağrur arkadaşlarımız tiraji ve reytingi yüksek medyalarda yer bulabilmelerine istinaden kendilerini “bir kamuoyu yapıcı, kanaat önderi”yaptığını vehmediyorlar.
“LENİN’İN İŞARETİYLE AYAKLANDI PARTİZAN”MARŞINI ANDIRAN ÜTOPYALAR
Merkez medyadakileri zannediyorlar ki, şöyle etkili birkaç tane çakıştırınca “Lenin’in işaretiyle ayaklandı partizan”marşındaki gibi, fabrikada çalışan işçiler ve tarlasındaki köylüler koşup oylarını CHP’ye akıtacaklar.
Her seçimde ve her platformda yanlış yapan bu havalı kesimin yanıldıkları ve bilemedikleri püf noktası şu;”Kendileri merkez –kartel-medyada “Siyaset yapıcı’ veya ‘Kamuoyu önderi’ olarak değil, aralarından bazılarının yeni yeni kafasına tak ettiği şekilde maalesef, figüran ve SHOWMAN kategorisinde bulunuyorlar. Esas siyaset yapıcılar patronlarıdır. Kimsenin kendi kendini kandırmaması lazım.
KAMUOYU BU KATEGORİDE OLANLARI KİME OY VERMEYECEĞİNİ BELİRLEMEK İÇİN İZLİYOR
Medyada bulunan hatta izlenen bu medya varlıkları toplum tarafından onaylandıkları için vardır, diyemeyiz.”Çoğu zaman kızıldığı, acındığı, nefret edildiği veya bir ‘eğlence mahsülü’olarak bakıldığı için de ünlüdürler.
Bunların yani politik medya varlıklarının tesiri çoğu zaman Sibel Can veya M. Ali Erbil den daha düşüktür. Türk kamuoyu da genellikle kime oy vermeyeceğini tayin için izler bu ukala kesimini.
Bunlar aldıkları tiraj ve reytinge bakarak yanlış düşünen bu kesimin medyadaki halleri içler acısı. Onlar mı halkı yönlendiriyor, HALK MI ONLARLA EĞLENİYOR; bunun analizini yapmaktan acizdirler.
Bu halleriyle, siyasi fikirlerini beyan etmeye çalışan ama izleyicilerin sürekli bacaklarını dikizlediği VJ’lere benzerler.
Akıllarıyla insanları yönlendirmeye çalışırlar ama maalesef sonuçta organlarıyla tanınırlar. Onlarda da güzel bacak bulunmadığından ağırlık eksantrik süsü verilmiş kişiliklerine ve örneğin penis yazılarına kayar.
Bu arkadaşların destekleri CHP nin başına gelebilecek en büyük felakettir. Bu arkadaşlardan birisi “Ben bir yazı showman’iyim diyerekten kendini deklere etti. Size de bize de CHP ye de geçmiş olsun diyelim.
Kamuoyu ağzından penis lafını düşürmeyen bir medya ucubesini elbette izleyecektir ama öyle bir ahlaksızın siyasi görüşünü asla paylaşmayacaktır.
Toplum ile medyanın “çıldırtan diyalektiği”böyle çalışırken gazetecileri yazı yazan ve güçlü siyasi kanaatleri olan birer Ajdar figürüne dönüşmekten, mesleğin temellerine dönmek, doğru dürüst haber ile analizin peşinden koşmak kurtarır, diye düşünüyorum.”
Diyerek endişelerini ve önerilerini dile getiren sayın yazarın aklı selimine katılmamak mümkün değil. Ama bunları yazan sayın yazarın bu insanlarla aynı kulvarda nasıl bulunduğunu da merak etmiyor değilim.
Çarşaf açılımı ardından Kur’an Kursunun gündeme getirilmesi darbelerden ve apoletlilerden artık umut kesildiğini halkın gücünün karşısında hiçbir gücün sökmediğinin anlaşıldığının kanıtı. Ergenekon davası başlayalı irtica orkestrası ötmez oldu. Bu halk böyle işte. Kendisine hile düşünenleri, kandırmaya kalkan dangalakları böyle terbiye eder. Doğru dürüst adamları da layık olduğu yere getirir makamla mevkiyle ödüllendirir, vesselam….