ALKIŞ
*Fakir fukaraya yardımda eleştirileri kale almayan Tunceli Valisi’ne,
DUYDUNUZ MU?
*Diş hastanesinde sevklerin durduğunu yeni düzenleme yapılana kadar vatandaşın dişte sıkıntı yaşayacağını,
*MHP’li adayların kapı kapı gezdiklerini ve iyi çalıştıklarını,
*Diğer partilerin de adaylarının neredeyse tamamının netleştiğini,
*Seçim yaklaşırken anketlerin havalarda uçuştuğunu,
*Amerika’nın Ermeni Tasarısını kabul etmeye meyilli olduğunu,
*İsrail’de seçimlerin bugün yapılacağını,
*Türkiye’de fakir fukaraya yardım yapılmasını engelleyen bazı tuzukuruların yoğun gayret içine girdiğini,
*Ak Parti’nin Alevi ve kürt açılımı ile CHP’nin Kur’an Kursu açılımının halk tarafından seçim yatırımı olarak değerlendirildiğini,
*Ergenekon’da üst üste tahliyeler ve takipsizlik kararlarının alınmaya başladığını,
*Ak Partili belediye başkanlarının da civar mahallelerde ziyaretler ve kalabalık toplantılar gerçekleştirdiklerini,
*MHP’nin 40. kuruluş yıldönümünü “Bir hilal uğruna” şeklindeki sloganla kutladığını,
FAKİRLERE YARDIM VE ANLAŞILMAZ BİR DURUM
Bazı vilayetlerde bizzat valiler bölgelerindeki fakir fukaraya el uzatıyorlar. Onların her türlü ihtiyaçlarını gidermek ve devletin elini fakire uzatmak girişiminde bulunuyorlar. Ama o da ne? Birileri yeri göğü inletiyor. Fakirlere yardım edemezsin. Valiler beyaz eşya dağıtamaz. Peki sen dağıt o zaman. Hayır ben de dağıtmam ama valiye de dağıttırmam. Bu bir seçim yatırımıdır. Ne zamandan beri Devletin temsilcileri valiler siyasetçi oldu? Var mı böyle bir şey. Valiler fakire fukaraya yardım da etmeyecekse ne için vardır? Devletin yardım eli valilerle ulaşmayacaksa kiminle ulaşacak? Bunların dertleri fakir fukaranın üçbeş kuruşluk bir yardım görmesine de engel olmaktan başka bir şey değil.
VALİ BİLİCİ DE YARDIM DAĞITSA…
Şimdi şöyle düşünelim. Kayseri Valisi Mevlüt Bilici devletin tesbit ettiği fakirlere yoksullara yardım elini uzatsa, onlara sosyal yardımlar yapsa, ayakkabısı olmayana ayakkabı, buzdolabı bile alamayan yoksula buzdolabı, oturacak kanepesi olmayana kanepe dağıtsa bunda kötü olacak ne var? Vali’nin bunu yapması durumunda Ak Parti’nin oyu mu artacak? Ya da tersinden düşünelim. Birilerinin oyu artar ya da eksilir diye fakirleri yoksulları ölüme ve çaresizliğe terk eden bir devlet anlayışı içinde mi olalım? Elbette devletse bir devlet fakirine odun da verecek kömür de. Birileri trilyonluk dubleks apartmanlarında villalarında yalılarında keyif yaparken şu memleketin gariban insanına bir torba kömürü, bir buzdolabını bile çok gören zihniyeti lanetliyorum. Seçimler de gelir geçer. Zaten memlekette her iki yılda bir seçim yapılmakta. Seçim var diye devlet devletliğini yapmayacak mı? Devlet Baba buralarda vardır. Yoksa kendisine sahip çıkmayan devlete vatandaş neden sahip çıksın. Git askerliğini yap, vergini ver, oy kullanmaya git ama devletten hiçbir yardım göreme.Var mı böyle bir şey. Keşke devlet tüm işsizlere birer milyar maaş bağlasa, keşke fakirler için birer kart çıkartılsa ve ihtiyaçlarını bedavadan istedikleri yerden alabilseler. Çok şükür sağlıkta en azından bu biraz da olsa uygulanabiliyor. Şimdi bedavaya tedavi ediliyor diye Ak Parti’nin oyu mu artar, ya da artar diye bu insanları tedaviden mahrum mu bırakmak lazım?
300 MİLYARLIK ARABAYA BİNENLER BUZDOLABINA KARŞI
Kendileri 300 milyarlık arabalara biniyorlar, o gördüğünüz Kanal D’de Star’da yorum yapan gazeteciler en azından 30-40 bin dolar maaş alıyorlar. Yani gelirleri aylık 70-80 milyardan aşağı değil. Oturdukları evler ve yalıların en ucuzu 2 milyon dolardan başlıyor. Sırça köşklerde yaşıyorlar. Ancak Anadolu’da bir köyde, bir varoşta bir göz gecekondu içinde oturan yakacak bir şey bulamadığı için naylon poşetleri yakan, buzdolabı olmayan, oturacak kanepesi olmadığı için yerdeki kilimlerde hayatını geçiren garibanlara devletin el uzatmasından rahatsız oluyorlar. Olurlar. Çünkü onlar insanları insan olarak görmüyorlar. Sömürülecek meta olarak görüyorlar.Bir kanepe bir buzdolabı bir çamaşır makinesı dağıtan valiyi gördü mü hemen yaygarayı basıyorlar. Sanki dağıtan belediye başkan adayı, ya da bir partinin il başkanı. Hayır devletin valisi. Olsun yapamazlar. Tıpkı CHP’nin öğrencilere verilen bursları bile kestirdiği gibi. Bu millet satılık değil. Bir burs verdi diye oyunu ona verecek diye bir şey yok. Bir buzdolabı geldi diye oyunun rengini değiştirecek sanıyorlar. Tabi kendileri bu zihniyette biri oldukları için vatandaşı da böyle zannediyorlar. Kendileri patronlarının çıkarları için olmadık rollere giriyorlar. Para için. Hakkı gizliyorlar, yanlışı doğru diye gösteriyorlar.
MHP İL BAŞKANI’NIN RÜYASI
Son günlerde MHP çevrelerinde kulislerde bir rüyadan bahsediliyor. Ben sadece duyduğumu burada aktarmak istiyorum, güya MHP il başkanı adaylar belirlenmeden önce rüyasında Eraslan’ı Büyükşehir adayı yaptıklarını görmüş, bunu da bizzat Eraslan’a anlatmış, Başkanım demiş rüyamda sizi Büyükşehir adayı yapmıştık demiş. Daha sonra da gerçek teklif yapılmış ve Eraslan aday olmuş. Bir rüya ile başlayan olaylar daha sonra gerçeğe dönüşmüş. Valla ben bilmem sadece kulislerde böyle konuşuyorlar.
SEÇİMİN SONUCU NE OLUR?
Hani futbolda bir tabir vardır ya top yuvarlak saha düz. Maç 90 dakika diye. Siyasette de 24 saat çok uzun bir zamandır. Kimsenin iradesine ipotek konulmuş değildir. Seçimin kazananı galibi belli olamaz. Sadece temayüller vardır, fakat bu temayüller bir anda değişebilir. Kimsenin oyu çantada keklik değildir. O yüzden bütün partilerin ve bütün adayların sanki kendisi kazanacakmış gibi çalışması gerekmektedir. Bazı kazanmalar vardır ki kaybetmeyi andırır, bazı kaybetmeler de kazanmış gibi görünebilir. Hatta hatırlıyoruz bahsedilirken bile aslında falanca kazanmış gibi görünüyor ancak kaybetse bile falanca kazanmış sayılır. Nitekim Abdullah Gül ile Recai Kutan yarışında da böyle denilmişti. Beklentiden çok çok yüksek bir oy potansiyeli aslında kazanmış hükmüne de girebilir. Şimdi önümüzde yerel seçim var. Geçen seçimde çok açık ara kazanan belediye başkanları bu kez oylarını düşürecek mi aynı mı kalacak yoksa yükseltecek mi? Yükseltmesi biraz zorlama olur çünkü zaten en üst zirve orasıydı, muhtemelen düşüş olacaktır. İşte bu düşüşün oranı çok önemlidir. Eğer anormal bir düşüş ise çok konuşulabilir. Birkaç puanlık düşüşler fazla etkilemez fakat yüzde 40 bir düşüş olursa işte o zaman ciddi eleştiriler gelebilir.
MIŞ
Başbakan Erdoğan yakın çevresine şunu söylemiş. ÖSS’yi biran önce en kısa zamanda kaldırın, Üniversiteler çoğalsın ve tüm öğrenciler mutlaka sınavsız bir üniversitedede okumalı demiş.
DAMLA
Sözler tutulmak için verilir.