“MÜMİN, MÜMİNİN AYNASIDIR”Hz. Muhammed SAV
Şaban ağabeyin yerinde sohbet ettiğim sevgili Asil Kip’le Karl Marks’ın “Üretebildiğin kadar üreteceksin. Gerekli olan kadar tüketeceksin ve devamı paradigmaları ile, Hz. Peygamber SAV’in “Komşusu açken tok yatan sahih mümin değildir.” Nebevi teşvik ve ideallerden ve tüketim ahlakından şu anda detayını hatırlayamadığım kapsamda konuştuk. Asil, kendisi hem bilgili hemde gerçekten beyefendi kişiliği ile sohbetini çok sevdiğim bir arkadaş. İktisat Fakültesini bitirdiği için ondan da o konuda yararlanıyoruz sağolsun.
Son iki yüzyılın en çok konuşulan kitleleri, devletleri uğraştıran doktrinin sahibi olan Karl Marks gibi bir dehanın Hz. Peygamber SAV ve onun insanlığa tebliğ ettikleri ahkamdan gafil olmasının mümkün olmadığına kanii olduğumu ve benzer mevzulardan gündemin iflah olmaz mevzuu KRİZ’i didikleriz.
Geçen haftalarda panelini izlediğim Doç. Dr. Celal Türer’in “Ahlakın Bozulması ve Düzeltme Yöntemleri” ile ilgili tuttuğum notlar ile çayhane sohbetlerimizin imtizacıyla bu yazı teşekkül etti. ”Aklı yetenin kadasını alayım…..” deriz sık sık. Şimdi aklı yeten hocadan notlara geçelim. Hocayı okuduktan sonra krizin ahlaki mi yoksa gerçekten iktisadi mi olduğuna daha detaylı yorumlar getireceksiniz.
DOÇ.DR. TÜRER:”AHLAKI HER YERDE KONUŞMAK, ONUN OLMADIĞINI GÖSTERİR”
Cahilken konuşarak insanlarla sohbet etmeyi severdim. Birazcık işin hakikatine vakıf olduktan sonra konuşmamayı tercih eder oldum. Konunun ahlak olması-her zaman ve her ortamda-büyük bir sıkıntının varlığına işaret ediyor. Ahlakı ortamda konuşmak onun olmadığının kanıtıdır. Aşk nasıl yaşanan ama anlatılamayan bir hisse ahlak da odur, yaşanır.
Bilgililerin ilgisiz, ilgisizlerin bilgili olduğu bir ülkede yaşıyoruz.Bayezi i Bistami KS “İnsanlar 40 yıldır kendileriyle konuşuyorum sanır. Halbuki kendi kendimle konuşuyorum.” Yaşam nasıl yerini ölüme bırakıyorsa, sözün yerini süküt almalıdır.Bilginin bilgeliğe çevrilmesi gerekir. Başkalarının bilgisiyle bilgin oluruz ama kendimiz bilge olabiliriz.
2500 sene önce Yunanlı Horas:”İnsanlar hakkında bildiğim en önemli şey onların yaşamayı bilmediğidir”dedi. İnsan olarak, oturuyoruz, araba sürüyoruz, yürüyoruz vs. Ve tüm bunları doğru yaptığımızı sanıyoruz. Ama bir uzman; diyetisyen, gastrolog yemek yeyişimzi kontrol etse siz yemek yemeyi, yürümeyi, konuşmayı bilmiyorsunuz der. Bence yaşamak maske takmadan yaşamaktır.
Ahlak, yaşayarak öğrenilir. Osman Gazi nasihatinde;”Ey oğul! Yaşa ki öğrenesin”diyor. Sabahtan akşama kadar ne yiyeceğini düşünen insanların yaşadığına inanmıyorum. Bu yapıda olanlar yaşamış olup gitmeyi tercih ediyorlar.
LEVİNAS:”AHLAKIN BAŞLADIĞI YER ÖTEKİNİN YÜZÜDÜR”
Ona buna yani başkalarının nasıl yaşayacağı yahut nasıl yaşaması gerektiği beni enterese etmez. Benim için AHLAKIN TAM KARŞILIĞI: “Nasıl yaşamalıyım”sorusudur. Gençler 35-40 a kadar başkalarını suçlar. Hocam keşke yapmasalar, etmeseler vs. 40’tan sonra da keşke yapsaydım, şeklinde düşünürler. “GAZZE İÇİN ŞUNLARI ŞUNLARI YAPSALAR DEĞİL, GAZZE İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM” Sorusudur AHLAKİ OLAN.
Filozof”Ahlaksızlık, mutsuzluk, içe üzüntü veren iştir”demiş. Ülkemizde ahlaksızlık, belden aşağıya indirgenmiştir. Teorik ilimler var, --dır—dir’le biter. Pratik ilimler ise lafla değil yaşanarak öğrenilir. Ahlak pratik gerektiren, yaşanarak öğrenilen ilimdir. Din derslerini iki saatten iki yüz saate çıkarsan bir şey değişmez. İlla ki pratikle, tatbik edilerek öğrenilir. İyi bir sanat sahibi olmak için sanayiye ustaya gidilir. Ama ahlakın okulu yoktur, ustası olmaz. Yaşanarak öğrenilir.
Ben, ben olmak için başkalarına muhtacım. Benliğimi ve ahlakımı başkalarına bakarak inşa edebilirim. “MÜMİN MÜMİNİN AYNASI” Ağabey dediğimiz, hocam dediğimiz insanlar söyledikleri gibi yaşamıyorlar hayal kırıklığına uğruyoruz. Arap atasözünde” Su içinde bulunduğu kaba göre renk alır”denilmiş.
HERKESİ YAMUK GÖRÜYORSAM, BENDE DE YAMUKLUK VAR DEMEKTİR
Ahlaklı hayatın tarifi örümcek ağıdır. Bir lif çekersen figürün tamamı bozulur. Pislikle kaplı soysal bir muhitte ahlak gelişmez. Ahlakı öğrenmek için bilgiye değil, bilge insanı kamillere ihtiyaç vardır. Ahlak insanı kamil olma kaygısı taşıma ve onun çabasında olmaktır. Ahlak1-YAŞAMAK2-OLMAK3-BULMAK üçgeninden geçmeyi gerektirir. Özgürlüğün olduğu yerde o kadar da sorumluluk vardır. Ahlaklı olmak sorumluluğun bilincinde olmaktır. Ahlak beşeri vasıfları geliştirmek değil yok etmektir. Beşeri zaaflar yok olunca hakikat ortaya çıkar. Herkes Doç., Prof olmak istiyor adam olma kaygısı yok. Modern insan dışa bakıyor. İçe bakmıyor. Aslında kendi içimize bakmalıyız.
Gelenekte birey ahlakı toplumdan öğreniriz. Ama 400 yıldır modernite çıkalı bireycilik esasdır. Birey kendi içine gömülmektedir. Günümüzde geleneğimizin parçalanmasının sancısını yaşıyoruz. Okullar ahlaki kişilik yetiştirmiyor, sadece bilgi veriyor okul. Yegane ahlak kalesi aile kaldı. Bu gün problem şu:” Nasıl yaşayacağımızı kendi kendimize keşfetmek zorundayız. Ahlakı öğreneceğimiz rol modeller kayboldu. Müslümanlar kroşe yiyip grogiye girmiş boksörü andırıyor, ahlaki yapı olarak. Müslümanları modernite esir aldı.