‘Bir belediye seçimi, canım ne olacak altı üstü yerel seçimler işte deyip geçmemek lazım.’ Çünkü 29 Mart yerel seçimleri tam anlamıyla bir dönüm noktası pozisyonunda duruyor. Türkiye 2002’den bu yana çok önemli bir değişim sürecine girdi. Tam 7 yıldır süren her yönlü bir değişim, iklimin ılımanlaşması süreci, Anadolu insanının kendini ifade etmeye başlaması süreci, bu memleketin sahibi biziz diye söyleyebilme süreci devam ediyor. Karşıt cenahta ise bunu çekemeyen, bu değişimin biran önce noktalanıp yeniden ipleri ele alma sevdasında olanlar, bu memleketi babalarının çiftliği gibi görmeye alışmış ama son birkaç yıldır bunun değiştiğini görünce küplere binmiş güruhlar.
Laikliği İslam düşmanlığına çevirmek isteyenler, milli irade de neymiş diyenler, savcı da kim lan diye bağıranlar, asla dokunulamayanlar, imtiyazlılar, bu millete tepeden bakanlar namaz kılmayı suç sayanlar, dindarları terörist gibi görenler, Çankaya’yı, YÖK’ü Başbakanlık binasını kendilerinin kalesi gibi görenler ve bunların borazanı olmuş, yıllarca onları şakşaklaşmış guruplar…
Şimdi bu son saydığım guruplar neyi istiyor biliyor musunuz? Yerel seçimlerde Başbakan Erdoğan’ın başını çektiği siyasi platformun oy kaybetmesini, gerilemesini, hatta mağlup olmasını istiyorlar. Çünkü hal böyle olursa yani Ak Parti oy kaybederse hep bir ağızdan korolar halinde hükümet istifa diye bağırmaya başlayacaklar, psikolojik bir harekata start verecekler, her yerde hükümet istifa mitingleri düzenleyecekler, Ergenekonu falan unutturacak hatta onları kahraman gibi gösterecekler. Tek amaçları bu siyasi çizginin alaşağı edilmesi olacaktır. Tıpkı 28 Şubat’ta yaptıkları, Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yapmaya çalıştıkları gibi. Ve yarıyı geçmiş bu değişim sürecini geri sardırmaya çalışacaklar hatta en geriye alıp yeniden ipleri ellerine alıp gürleyecekler. Bu ülke bizim, biz ne dersek o olur, bize kimse dokunamaz, bakın haddini bildirdik, İrticaya geçit yok….. falan filan….
Buna karşılık değişimin şimdiki öncüleri ise eğer ki oylar düşerse panik atak fobisine girecekler, psikolojik savaşa 3-0 mağlup başlayacaklar, Ergenekon’da geri dönüş başlayacak, artık savunma düşüncesi ön plana çıkacak ve Türkiye’de onyıllardır devam bir ileri iki geri dönemi tekrarlanmış olacak.