ALKIŞ
*Fenerbahçeyi yenmek için tüm hazırlıklarını tamamlayan Kayserispor takımına,
DUYDUNUZ MU?
*Başbakan Erdoğan’ın tehdit edildiğini açıkladığını,
*Kayseri’nin siyasetten sıyrılıp bugün ve yarın Fener maçına konsantre olduğunu,
*Yarın gece Mübarek Mevlid Kandili olduğunu,
*Başbakan’ın seçim sonunda kabinede radikal değişimler yapacağının iddia edildiğini,
*Mustafa Elitaş’ın Maliye Bakanı olması ile ilgili iddianın halen geçerli olduğunu,
*Kayseri Fener maçına çok yoğun bir ilginin olduğunu,
*Haftasonu şiddetli lodosa karşı emniyet birimlerinin hazırlık yaptığını,
*Melikgazi Basın Müdürü Faruk Yaman’ın fotoğraf sergisi açtığını,
*Doların ateşinin bir türlü düşmediğini ve halkı tedirgin ettiğini,
*Ergenekon’da önemli gelişmelerin yaşandığını, Balbay’ın yeniden tutuklandığını,
*Kurtlar Vadisinde enteresan mesajlar verilmeye başlandığını,
*İzmir İl Genel meclisinin çarpıcı bir karar aldığını ve darbecilerin isimlerinin cadde ve sokaklardan geri alındığını,
VATİKAN İSLAMİ SİSTEMİ ÖNERDİ
Dünyayı sarsan kavuran ekonomik kriz herkesi kara kara düşündürmeye başladı. Öyle ki Vatikan ve Papalık bile olayı derinlemesine analiz etmeye koyuldu. Nihayetinde çözüm olarak tek geldikleri yer ise İslami ekonomik sistem. Yani İslami bankacılığın kurtuluş olduğunu görmüşler. Vatikan gazetesi bizzat kapitalist dünyaya çözümün İslami bankacılık olduğunu duyurmuş ve tavsiye etmiş. Bu tesbit müthiş bir şey. Tesbitin Papalıktan ve Vatikan’dan gelmesi hatta tavsiye edilmesi daha da çarpıcı. Aslına bakılırsa dönüp dolaşıp gelecekleri yer de burası. Yani İslam. İslam nizamının dünyayı kurtaracak tek nizam olduğunu aslında onlar da biliyorlar ancak kendi çıkarlarına uymadığı için karşı çıkıyorlardı. Baktılar ki kapitalizm ve faiz sistemi dünyayı batırdı. İslam ülkeleri ise bundan etkilenmedi. İngilizler Amerikalılar gittiler İslam ülkelerinde bu faizsiz bankacılık sistemini incelemeye başladılar. Gördüler ki kurtuluş İslamın modelinde.
BEYAZ TÜRKLERİN KORKUSU
Son günlerde Başbakan Erdoğan’ın tüm gittiği illerde aşırı kalabalık topluyor olması, meydanların dolup taşması, halkın büyük tezahüratı ve sevgisi beyaz Türkler olarak adlandırılan bazı seçkinleri rahatsız ediyormuş. Onlar istiyorlardı ki Başbakan Erdoğan kan kaybetsin. Taraftar kaybetsin, oyları erisin, sevenleri azalsın tepki gösterenleri çoğalsın. Onun için geçmişte Cumhuriyet mitingleri düzenlemediler mi provokasyonlar yapmadılar mı, muhtıralar neyin nesi, darbe söylentilerini artırmak neyin nesiydi? Ama olmadı yapamadılar. Onlar yüklendikçe halk Erdoğan’a yüklendi. Onlar kötüledi vatandaş Erdoğan’ı bağrına bastı. Şimdi tek korkuları seçimde % 50’yi aşarsa ne olacak sorusunu sormaya başladılar. Darbe heveslileri aynı söylemlerini yine tekrarlıyorlar. Ya asker halleder ya biz diyerek kendilerince halkı korkutmaya sindirmeye çalışıyorlar. Ama aralarında bu yıllardır sürdürdükleri yöntemin yanlış olduğunu anlayanlar da çıkıyor. Biz ne yaptıysak adam büyüdü diye itirafta bulunanlar çıkıyor. Bakalım Beyaz Türklerin korktukları başlarına gelecek mi? Erdoğan daha da güçlenecek mi?
ERGÜN SEZER’İN MİSYONU
Bilindiği gibi çok değerli kardeşimiz Ergün Sezer Meclis Üyesi adayı oldu. Ak Parti’den oldu. Yine bilindiği gibi Sezer daha önceki seçimlerde de Saadet Partisinden Kocasinan adayı olmuştu. Şimdi bundan hareket eden bazı fanatik kardeşlerimiz Sezer’e kahrediyor ve onu baskı altına almaya çalışıyor. Oysa Ergün kardeşimizi bilen bilir ki o bir misyon adamıdır. Güncel politik olaylardan sıyrılıp daha büyük düşünen, ufku geniş bir dava adamıdır. Aypnı zamanda bir aksiyon adamıdır. Hizmet edebilmek için her türlü fedakarlığa katlanır. Ben kendisini tanıdım tanıyalı hep bir gayesi olmuştur, hep bir amaç için mücadele etmiştir, hep İslami hassasiyetlerini korumuş en hassas konularda son derece aktif roller almış, yer gelmiş gözyaşı dökmüş, yeri gelmiş ter dökmüş, yeri gelmiş para harcamış, nefes tüketmiş değerli bir arkadaşımızdır. Sezer birçok dernekte vakıfta, insani kuruluşlarda görev yapmış, işini başarıyla yürütmüş tam bir misyon adamıdır. Belediye meclis üyeliğinde de son derece iyi hizmetler yapacağına inanıyorum. Ergün gibi kardeşlerimiz olmasın da başkaları mı olsun, onu mu istiyorlar, particilik fanatikliğini bir yana bırakmak durumundayız. Takım tutar gibi parti tutanlar, sadece benim partimden olmadı diye olmadık yüklenmelerde bulunanlar ne yazık ki yanıldıklarını bir gün anlayacaklar. Vebale girdiklerinin farkına varacaklar. Bugün misyonu kim temsil ediyorsa elbette yönelişin ona olması gayet doğaldır. Yarın misyonu sen yüklenirsin ve o zaman da o kervan yürür gider omuz verenler daha ileri taşırlar. Birbirimizi şu parti bu parti yüzünden kıracak olursak Allah buna razı olmaz. Yıllardır aynı davanın insanları şu parti bu parti diye güncel politik olayların etkisine girerek seçim süreçleri de bahane edilerek birbirine saldırırsa bunun vebali Allah katında çok büyük olur. Hepimiz kardeşiz. Aynı çizginin aynı davanın insanlarıyız. Önemli olan hizmettir. Kırmak kolay gönül yapmak zordur. Kimileri kırmayı tercih edebilir ama bu yanlış olur.
İLTER KARDEŞİMİZİN ACI GÜNÜ
Gazeteci arkadaşım İlter Sağırsoy’un muhterem eşi Cafiye hanımın babannesi ve büyükbabası önceki gece soba zehirlenmesinden dolayı hayatını kaybetmişler. Allah rahmet eylesin. Sağırsoy ailesinin başı sağolsun. Soba zehirlenmeleri çok can alıyor, bugün yarın yine şiddetli Lodos var Allah korusun çok dikkat etmek lazım.
MEVLİD KANDİLİ
Allah Rasulünün doğduğu gece. Rebiülevvel ayının 12. gecesi. Yarın akşam kutlanacak. Karanlık dünyayı aydınlatan nurun doğduğu gece. Şimdi dünya eskisinden daha fazla Efendimiz SAV.’in ışığına nuruna muhtaçtır. Ne mutlu o ışığı bulanlara, o nur ile aydınlananlara, gönlünde peygamber sevgisi dolup taşanlara.
KURTLAR VADİSİ’NİN ÇANKAYA AYIBI
Kurtlar Vadisini şimdiye kadar severek izliyordum. Ancak yeni başlayan bu bölümünde hak etmeyen devlet büyüğümüze imalarda bulunulması son derece yakışıksız oldu. Devletin başı çağırıyor gideceğiz mecburen diyor ya hani, işte orada kastedilen Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül idi sanki. Hatta İskender Büyük ile Polat’ı karşı karşıya oturtan ve aralarını bulmaya çalışan bu devletin başını da tıpkı Gül’e benzeyen bir karakterle canlandırıp resmen onu ima etmişler. Sanki milletin bağrından çıkıp gelen ve bunu ne mücadelelerle başaran Abdullah Gül değil de Ergenekonculardan yana tavır koyan bir devletbaşkanı gibi göstermeye çalışmaları çok büyük bir haksızlık olmuştur. Her şeyden önce Kayserili bir gazeteci olarak bu senaryoya şiddetle karşı çıkıyorum. Gül’ün Çankaya’ya çıkmasını engellemek isteyenler Ergenekoncular değil miydi? Şimdi kalkıp onları koruyor imajı vermeye çalışmak ayıptır. Aslında belki de Erdoğan ve Gül arasına nifak sokmak için hazırlanmış bir senaryo gibi de algılanabilir. Gül bunu hak etmiyor, Kurtlar Vadisi yara alıyor.
MIŞ
*28 Şubat döneminde Çevik Bir’lerin yargıya müdahalesi tartışılıyormuş.
DAMLA
Beyaz gömlek leke götürmez.