ALKIŞ
*Nato’da istediğini alan Türkiye’ye,
DUYDUNUZ MU?
*Yazıcıoğlu kazasının daha uzun süre tartışılacağa benzediğini,
*Havaların biranda ısındığını ve ağaçların çiçek açtığını,
*Kayserispor’un Beşiktaşa yenildiğini ve ligde orta sıralarda kalacağının kesinleştiğini,
*Tuncay Özkan’ın son olarak Obama’dan yardım istediğini,
*Tevfik Diker’in Başbakan’a danışman olacağının söylendiğini,
*Kayseri Valisi’nin Yazıcıoğlu olayında büyük derecede yıprandığını,
*Başkan Yıldız ve Başkan Büyükkılıç’ın yeni bağlanan beldelere yönelik büyük bir hizmet atağına geçtiğini,
*İMF ile yeni bir anlaşmanın yapıldığını,
*Merhum Alparslan Türkeş’in mezarı başında anıldığını,
*Türkiye’nin hem Avrupa hem de Amerika nezdinde çok çetin bir ceviz olduğunun iyice anlaşıldığını,
*Bu yıl dağların kara doyduğunu, kuraklık tehlikesinin geride kaldığını,
*Yamula barajındaki suyun en yüksek seviyeye çıktığını,
METE DENİZ’İN HUKUK ZAFERİ
13 temmuz 2006 Perşembe günü yazdığım yazıda bir gün önce eski İl Sağlık müdürü Dr. İzzet Kavafoğlu ile konuşmalarımı yazmış ve ibret için kamuoyuna sunmuştum.
İzzet bey o zaman bize geliş sebebi hatır ziyareti değildi. Gazetemiz sağlık müdürlüğünde yapılan usulsüzlükleri ve bu usulsüzlüğe karşı çıkan sonunda haksızlıklara uğrayan Dr. Mete Deniz’i haber yapmış ve hakkın yanında olmuştu. Biraz pişmanlık içinde olan biraz saflığımdan oldu diyen eski il sağlık müdürü Dr. İzzet Kavafoğlu o zaman gazetemize bakın neler anlatmış. “ aslında ben o kadar safım ki bana ait olmayan konularda bile ben soruşturma geçirdim. Defterdarlığı ilgilendirilen konularda bile ben soruşturma geçirdim. ( muhtemel defterdar bey de işin içine çekilecek görünüyor). Bizim tahsile yetkimiz yok. Defterdarlık sayman yardımcısı tayin eder. O zaman bizim orada Hamit Çağıran’ı sayman mutemedi olarak tayin etmiş yetki vermiş. Fakat o makbuzları Ali Akyol adında hizmetliye vermiş , Sayman mutemet onayı ve yetkisi olmayan hizmetliye vermiş hatta o da izne ayrılınca Habib Köse adında bir hizmetliye vermiş.( kendi haberi yokmuş müdür beyin!?) . Benim olayla hiçbir ilgim ve yetkim yok . Tamamen hizmetliler ile Defterdarlık saymanı arasında olan hadiseler. Ama bunun soruşturmasını bile bana açtılar.” şeklinde kahır dolusu sözler sarf etmiş. “ Vakıf zamanında yetkimiz başlamadan yetkisizce yaptığımız işler için cezamız neyse onu da çekeriz” cümleleri ise sayın Kavafoğlu’nun gazeteden çıkarken son cümleleriydi diye o gün yazmış idim.
24 temmuz 2006 pazartesi günü ise ne olacak sayın müdür ? başlığı ile şunları kaleme almıştım.
“Sayın müdür İzzet Kavafoğlu geçen hafta geldiği zaman anlattıklarını yazmıştım. Şimdi nolacak, sayın müdür. Keşke bunlar o zaman söyleseydiniz. Zamanında söyleseydiniz. Yaşanan bir çok yıkım olmazdı. Telafisi çok zor zararlar olmazdı. Bir çok sağlık çalışanının işine mani olmazdınız. Ekmeğinden etmezdiniz. En azından adaleti yanıltmazdınız. O günlerde hatırlıyorum Kay-Tv ye çıktınız ve iftira ediyorlar dediniz. Bağış verdiler dediniz. Sonra..... yetkili kişiler aldı dediniz. Şimdi.... Yetkileri olmayan hizmetliler aldı diyorsunuz. Artık belgeler de aynını söylüyor. Bağış olmadığı artık bir çok resmi yazı ile dikte edildi. O özel tıp merkezinden para alınmayıp farklı davranıldığı da belgelendi. Her şey ispatlandı. Nolacak şimdi. Şu doktor doğru ifade vermemiş.....ortaya çıkarıldı. Bu çalışanın kızına yazı yazdırılmış........ortaya çıkarıldı. Nolacak şimdi. Evraklarda tahrifatlar yapılmış , tarihler değiştirilmiş daha niceleri . Nolacak şimdi. Biz o günlerde televizyonlarda detaylarıyla anlattık. İl idare kurulu yetkili şahıslar eliyle alınmakta ve bağış olduğu bilinmekte demişti. Tam tersi olduğu ispatlandı. Nolacak şimdi. Şimdi sizi destekleyen siyasileri epey zor durumda bırakmadınız mı? Ya paralar nolacak. Geri ödenecek mi? Yıkılan , kapatılan kuruluşlar geri getirilecek mi? Ya adalet için harcananlar. Kaybedilen zamanlar. Adalet için harcanan paralar. Huzursuzca yaşanan günler. Aylar , yıllar. Bu sıkıştırmalardan kimler işsiz kaldı. Kaç çocuk huzursuz oldu. Kaç öğretmen bu huzursuzluğu sayenizde gördü. Şimdi siyasetin keyfi geldi mi. Adaletin keyfi? Şimdi hizmetliler suçlu öylemi . Şimdi defterdarlık suçlu öylemi. Sen saflığından soruşturma geçirdin öylemi. Yalnızca vakıf zamanında yetkiniz başlamadan işledikleriniz için cezanızı çekeceksiniz öylemi. Vakıfta yetkisiz para toplamalar. Tarihsiz sayısız tutanaklar. Şartlı bağış makbuzu olmadan şartlı bağış diye alınan paralar. Şartlı bağış diye hiçbir şart yazmadan alınan paralar. Bankada hesap hareketlerinde görülmeyen paralar . Hepsini kendi gözünle gördün. Sayın eski müdür. Keşke bunları daha evvel itiraf etseydin. Soruşturmanın selahiyeti için. Herkes için daha iyi olurdu. Şimdi nolacak. Zamanı geri döndüremezsin. Devlet gereğini yapar. Ama özür dilemek. Tabiiki fazilettir.”
Evet yıllar geçti ve Dr. Mete Deniz en sonunda Yargıtay’dan da davayı k a z a n d ı. Hem de nasıl. Çok ilginç. “ TEMYİZ DAVASININ ESASDAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA” diye çıkan kararı alkışlamak gerekiyor. Evet o zaman nooldu da bölge idare mahkemesi soruşturmaya izin vermedi. Evet o zaman nooldu da il idare kurulu tam tersine karar aldı. Şimdi tekrar bu kurumların önüne aynı konular gelse ne karar verirler ? yine hak çiğnenir ve insanların kaderiyle oynanır mı? Ya karşılarındaki haklı şahıs Dr. Mete Deniz gibi hiçbir olayın peşini bırakmayan , asla unutmayan ve haksızlık yapılırken kendilerini kullandıranlardan hesap soran biri olursa .. ne olacak şimdi? Bakalım Dr. Mete Deniz kimlere hangi kurumlara dava açacak. Kime ne olacak. Bir romanın ilerleyen sayfaları gibi. Kimin ne olduğu ortaya çıktı.
VALİ’Yİ KİM YANILTTI?
Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’nin Yazıcıoğlu olayında kendisi hayatta ayağı kırık Kayseri’ye getirtiyoruz şeklindeki Anadolu Ajansı menşeli haber ortalığı karıştırmıştı. Bu haberden üç gün sonra hayatını kaybetmiş vaziyette Yazıcıoğlu bulunmuş enkaza ancak günler sonra ulaşılmıştı. Ve bunun üzerine tüm gözler Kayseri Valisi bu açıklamayı niye yaptı, Vali’yi kim yanılttı şeklinde sorular sorulmaya başlandı. Anadolu Ajansı Vali Bey’in ısrarı ile haberi 8 gün sonra geri çekti. Vali’yi kim yanılttı sorusu ortada kaldı. Birkaç gün önce yine bir haber fısıldandı. Vali bu bilgiyi askerlerden almış şeklindeydi. Son olarak Vali bilici konuya açıklık getirdi ve bilginin emniyetten geldiğini söyleyerek topu oraya attı. Kafalar iyice karıştı. Bu hadise aslında çok önemli bir hadise fakat anlaşılmaz bir şeyler var. Bu olay kamuoyunda kafaları karıştıran ama net bir şekilde izah edilemeyen bir şekilde kalmaya devam edecek. Gerçek şu ki bu hadiseden Valimiz büyük yara aldı.
obama
OBAMALI TÜRKİYE
Türkiye Obama’nın Amerikan başkanı olmasından sonra çok daha fazla önem kazanmaya başladı. Önce Davos sonra Nato krizleri Türkiye’nin ne denli vazgeçilmez bir ülke olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye kendi içerisinde tek bilek tek yumruk olduğu takdirde yapamayacağı şey yoktur. Yeter ki içerden parçalanmasın.
MIŞ
Dünyaya fazla önem verme ki hür yaşayasın.
DAMLA
İhracat rakamlarında artış gözleniyormuş. Ekonomik krizin aşılması noktasında önemli gelişmeler yaşanıyormuş