Oldum olası hep, kamuoyuna mal olmuş şahısların, sonu ölümle sonuçlanmış, başlarına gelen olaylardan sonra komplo teorileri üretildiğine şahit olmuşuzdur.
Sadece şahıslarla sınırlı da değildir.
Uluslar arası-ulusal Sosyal sansasyon yaratan olayların ardında da bir komplo arandığına şahit olmuşuzdur.
Hatırlanırsa, ABD ırak’ı işgal ettiği yıl, herkes istisnasız İran’ı Nisan ayı başında vuracağı ön kabulünde hemfikirdi.
Ardından Suriye ve Türkiye’yi işgal edeceği bir komplo teorisi olarak öne sürülmekte idi. Şamil Tayyar’dan-İbrahim Karagülle’ye, Fehmi Koru’dan- Mehmet Uğurlu’ya kadar hemen hemen meşhur yazarlardan sıradan iş adamına kadar birçok bu tür komplo teorilerini paylaşmakta idi.
Şimdi Ergenekon davası revaçtadır.
Bu örgüt etrafında birçok komplo teorileri de gırla gitmektedir.
Irak’ın işgali esnasında, ‘İran da vurulacak’ cinsinden üretilmiş olan benzeri hiçbir komplo teorisini gerçekçi bulmadım ve bu komplo teorilerini paylaşmadım.
Bu günde birçok komplo teorisine itibar etmiyorum.
Bir ‘komplo teorisi’ kurabilmenin önce sıhhat şarları vardır.
Bir komplo teorisi için faille meful arasındaki geçmişe-bugüne-geleceğe matuf ilişkiler kurabilmek yeterli bir ‘Neden’ teşkil etmez.
Ayrıca, bilinebilen ilişkiler üzerinden bir muhakeme sonucunda, insanlarda oluşacak öngörüler-Komplo teorileri ve bunların kamuoyunu etkileyebilecek şekilde etkinleştirmekte bir komplo teorisi konusudur.
Öncelikle komplo teorisi çerçevesinde olayları değerlendirebilmek için iyi bir strateji bilgisine sahip olunması olmazsa-olmaz şartıdır.
Komplo konusunun stratejik dayanakları hakkında sağlıklı bilgiye sahip olmak yeterli bir şart değildir.
İllaki bir stratejik biçimlenme ve mantığa sahip olmak gereklidir.
Bilinen bir stratejinin ancak taktiksel psikolojik-sosyal-ekonomik-askeri v.s. süren ve değişebilen aşamaları ve bunun için gerekli komplo teorileri üzerine bir fikir yürütülebilinir.
Asıl amacını bilemediğiniz bir gücün stratejik hedeflerini bilmek sizi yanıltabilir.
Kaldı ki, modern-post modern zamanlarda ‘Güç ve Güç Yönetimi’ ile ilgili reel siyasi-ve askeri erk düşünce biçimine matuf, gerek uluslar arası ilişkiler ve gerekse ulusal birçok konuda derin geniş kimi bilgilere sahip olmak ve bunları değerlendirebilecek kabiliyette olmak gerekir.
Ancak çok iyi bildiğiniz ‘hâkim güç’ün yerine kendinizi koyduğunuzda onun amaçları ve stratejileri hususunda sağlıklı öngörüler öne sürebilirsiniz.
İnsanlar çoğu zaman olaylara, ya tümsek aynadan baktığı için çok büyük görür veya çukur aynadan baktığı için aksine olduğundan daha küçük görür.
Her iki durumda, olayları gerçeğinin dışında bir durumda görmektir.
Yarım bilgi ve sağlıksız enformasyonlarla bakanlarda, birçok aynadan bakmaya benzer ki, bu da yön-zaman-mekân-yanlış fail-failler ve yanlış meful-mefuller algılamasını doğurur.
Yani bir komplo teorisi ortaya atmak kolaydır ve fakat kurmak zordur.
Muhtemel olanla-muhakkik olanı ayırabilmek önemlidir.
Her başbakana bir suikast yapılması bir ihtimal dahilindedir. Bir tahkikat sonucunda değildir.
Rahmetli Muhsin yazıcıoğlu’na suikast yapıldığı bu bağlamda ihtimal dahilindedir.
Komplo teorileri, ihtimal dahili olanlar üzerinden üretildiği için bir tahkikat sonucu gerekmektedir.
Komplo teorilerinin dayanak olarak aldığı bütün sebeplere rağmen Sayın Muhsin Yazıcıoğlu bir basit neden-sebep ilişkisinin sonucunda bir kazada Rahmetli olmuş olabilir.
ABD’nin Irak işgalinden ve İran’la olan bozuk ilişkilerinden hareketle ve ABD stratejileri üzerinden İran’ın vurulacağı öngörüleri de bir çok mantıklı ilişki üzerinden üretilmiş komplo teoriler idi..
Hadi şimdi, NATO’da ki durumumuz, Barak Obama’nın Türkiye’ye gelişi, medeniyetler ittifakı formuna katılması üzerinden bir komplo teorisi üretin…!
Vesselam