ALKIŞ
*Şampiyonluk yolunda ilerlemeye devam eden komşumuz Sivasspor’a,
DUYDUNUZ MU?
*Taraf Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın Kanal 7’deki programdan sonra Alperen Ocaklarında görevli olduğunu söyleyen biri tarafından kıyasıya dövüldüğünü,
*Son zamanlarda Ozan Kütahyalı’nın performansı ve popülaritesinin hızla arttığını,
*Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un yapacağı toplantıya şimdiye kadar hiç çağırılmayan İslamcı gazetecileri de davet ettiğini,
*MHP’de Bahçeli-Koray Aydın yarışının yaşanacağının belli olduğunu,
*Seçimlerden sonra Kayseri’de sessizliğin hakim olduğunu,
*Azerilerin Türkiye’ye karşı küskünlüğü giderek artırmaya çalıştıklarını,
*Gazeteci Ayşe Arman’ın son yaptığı röportajda Amerika’daki bir Türk kadının kocasını nasıl Fethullah Hocaefendi’ye kaptırdığını anlattığını,
*Ergenekon’un şimdi Kıbrıs ayağının gündeme geldiğini yakın bir zamanda ise Azarbeycan kanadının çıkmasının sürpriz olmayacağını,
*Malatya’da bir arazide yapılan kazıda çok sayıda el bombasının paketlenmiş vaziyette bulunduğunu,
*Uğur Dündar’ın hemen çark ettiğini ve çevir kazı yanmasın yöntemine döndüğünü, hakkındaki Ergenekon iddialarının Dündar’ı iyice yıprattığını ve toplumda hiç güveninin kalmadığını,
*Bilkentli öğrencilerin bir DVD içine binlerce film sığıdırabilen bir teknoloji icadettiğini,
*Ergenekoncuların Yargıtay Başkanlığı için Gerçekere oy topladığının ortaya çıktığını,
NESLİ TÜKENEN DİNAZORLAR
Bu milletin başına 367’yi bela eden ve bununla da gurur duyan hatta telefonunun ilk rakamlarını bile bu numarayı alan Sabih Kanadoğlu ve Türkan Saylan önceki gün katıldıkları bir konuşmada Osmanlı’ya ve Müslümanlara ağır hakaretler yapmışlar. Bunlar var ya bunlar gidecek yerleri kalmadı, kendileri gibi düşünen kimse kalmadı, bunlar nezli tükenen dinazorlara dönüştü. Kendileri çağırıp kendileri dinlesin. Millet nezdinde en küçük kıymetleri ve itibarları kalmadı. Rabbim bir insanı sevdirirse tüm dünyaya sevdirir, birinden nefret ettiği zaman da tüm insanlığa nefret ettirir. Artık devir değişti, onların kral gibi oldukları zaman geride kaldı. Şimdi Ergenekon sanığı olarak dolaşsınlar ve ağızlarına gelen hakaretleri yapsınlar bakalım.
28 ŞUBAT BELGELERİNİ RAHMETLİ YAZICIOĞLU ORTAYA ÇIKARMIŞ
28 Şubatın o en hararetli günlerinde hatta Haziran 1997 deki toplantılarında darbe kararını tartıştıkları bir zamanda BÇG’nin bu fişleme, darbe süreci belgelerini birileri ortaya çıkarmış ve bu darbeciler yıpranmıştı. Hatta darbe önlendi denilmişti. İşte yeni anlaşılıyor ki bu belgeleri rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ortaya çıkarmış. Bu millete yönelen silaha saygı duymam diyerek yiğit bir şekilde ortaya çıkmış ve 28 Şubatçıların tüm işlerini bozan bir lider olarak tarihe geçmişti. Allah ondan razı olsun. Bu millet onun içindir ki gerçekten kalpten bir şekilde ona gözyaşı döktü, yüreği yandı, çünkü bu milletin öz be öz bir evladıydı, kahraman yürekli bir evladıydı. Ama ne yazık ki onu şehidettiler. Şu veya bu şekilde.
ERMENİSTANA KAPIYI AÇIP AZARBEYCANI MI KAYBEDECEĞİZ?
Türkiye büyük bir ikilemin içinde kıvranıyor. Bir yandan Amerika ve Avrupa bastırıyor.Ermenistan ile ilişkileri düzeltin sınırı açın, onlarla kardeş olun diyorlar.aksi takdirde ermeni tasarısı kongreden geçer şöyle olur böyle olur falan filan diye de sopa gösteriyorlar. Türkiye ne yapsın bu durumda? Ermenistan ile ilişkileri düzelteceğim dediği anda ki dedi, o zaman kardeş ülke Azarbeycan adeta cinnet geçirecek duruma geliyor. Türki ye bizi sattı demeye başladılar. Yapma gardaş beni satma gardaş türküleri çağırmaya başladılar. Hatta daha ileri gidip biz de Rusya ve İran ile kardeş oluruz demeye getiriyorlar. Peki Türkiye bu durumdan nasıl kurtulacak? Ne şiş yansın ne kebabın formulünü kim nasıl bulacak. Hem uluslar arası camiada uyumlu görünüp hem de Azarbeycanı nasıl küstürmeyecek? Şu anda tepedekilerin tüm arayışları işte bu.
ERMENİSTAN OYUNU MU?
Amerika’nın bu denli bize bastırması ve Ermenistan ile dost olun kardeş olun diye baskı yapmasının nedeni ne acaba? Bizi sevdiklerinden mi yoksa Ermenileri korudukları ve onların taltif edilmesi için mi? Bence ikincisi. Ermenilere kıyak geçmek istiyorlar. Koca Türkiye’nin Ermenistan’a el uzatmasını, kucak açmasını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin dikkatli olmasında fayda var. Ne olacak canım sınır açılsın demek her şeyi düzeltmiyor. Ardından gelebilecek şeylere iyi dikkat etmek lazım. 4 Kuruşluk Ermenistan için neden bu kadar gayret gösteriyorlar. Azarbeycan topraklarını halen işgal altında tutan Ermenistana neden çık denilemiyor? Tıpkı Kıbrıs’taki Rumlara yaptıkları koruyucu ve kollayıcılık gibi aynısını da Ermenilere yapmaya çalışıyorlar.
ERBAKAN HOCAM’IN SÖZLERİ
Erbakan Hocam SP’nin Yüksek İstişare Kurulu Başkanı oldu ve ilk basın toplantısını yaptı. Her ne kadar bu toplantı Numan Kurtulmuşsuz yapılmış ve Hocam’ın onun önünü kestiği şeklinde yorumlanmışsa da ben işin o tarafına bakmıyorum. Sadece söylediklerine bakıyorum. Gerçekten Erbakan Hocamı şu konuda çok takdir ediyorum. 30 yıl öncesinde ne diyorsa bugün de aynı şeyi söylüyor. O zaman da yeni bir dünya diyordu şimdi de. O zaman da Kapitalizmin insanları nasıl sömürdüğünü anlatıyordu bugün de. O gün de Adil düzen Milli Görüş diyordu bugün de aynısını söylüyor. Keşke gücü olsa da bunları gerçekleştirebilse. Canı gönülden isterim ve istiyorum. Ancak ne yazık ki siyasi şartlar buna elvermiyor. Toplum artık daha liberal düşünüyor. Türkiye’deki ve dünyadaki statüko bu söylenenlere izin vermiyor.
ŞENER’İN PARTİSİ KURULUYOR
24 Nisan Pazar günü Abdüllatif Şener partisinin kuruluş dilekçesini veriyor. Aralarında eski bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu 40 isim kurucular kurulu arasında yeralacakmış. Şener’in partisinin hedefi önümüzdeki 2011 seçimleri olacakmış. Tutar mı tutmaz mı elbette bunu kurulduktan sonra yapılacak çıkışlarla daha kolay açıklayabiliriz. Ama şu bir gerçek ki önümüzdeki iki yıl sonra yapılacak genel seçimler bu kez çok ama çok hareketli geçecek. Şener’in partisi, yükselen SP, yükselen MHP ve düşen bir CHP görürseniz şaşmayın. Ak Parti’nin performansı nasıl olur tüm bunlara karşı onu bilemem. Başbakan’ın bu iki yılda olağanüstü politikalar gerçekleştirmesi lazım ki iktidarda kalabilmeye devam etsin.
MIŞ
*Türkiye’de muhafazakarlık artıyormuş, solculuk ve laikçilik ise azalıyormuş. Bu benim tesbitim değil Avrupalı ve Amerikalı gazetecilerin tesbitiymiş.
DAMLA
*Düşmanların sevgisini kazanayım derken dostun sevgisini kaybetmek olabileceklerin en kötüsüdür.