ABD Başkanının ülkemize gelişinden bu güne kadar birçok gazeteci-yazar değişik perspektiflerden bu geziyi değerlendirerek,eleştiride ve çeşitli öngörülerde bulundu.
Bu yazıların yüzde doksanı ideolojik yazılardı.
Sağ-sol ve ‘İslamcı’ bilinen yazarlar kendi zaviyelerinden
Meseleyi irdeledi.
Bence AKP iktidarı, gelmiş-geçmiş tüm siyasi iktidarlarından çok daha başarılı olduğu konular göz ardı edilerek yapılan değerlendirmeler eksik kalacaktır.
AKP iktidarını diğerlerinden farklı ve başarılı kılan bir dünya konjöktörünün de olması göz ardı edilmeden, geçmiş iktidarlarla bir kıyaslama yapıldığında iki önemli nokta söz konusudur;
1- Küreselleşen kapitalizmin kazanmış olduğu yapısı gereği, onun siyasi-sosyo -ekonomik-askeri baş aktörünün Yeni global stratejik değişim içinde olmasına AKP iktidar döneminin denk dü-şü-rül-mesi.
2- Bu küresel stratejik değişime bağlı olarak her alanda ABD müttefiki-‘Strateji ortağı (!?)’ olan ve kapitalist tüketim toplumuna dönüşümünün İslam coğrafyasında ‘Model’ taşıyıcısı olan Ülkemizin de, kapitalizmin yapısının bütün yer küreyi zorunlu kıldığı yeni parametrelere icbar olması…,
Enformatik çağ ve Küreselleşme öncesinde, ülkemizin müttefikleri açısından temsili demokrasi veya bir başka yönetim biçimiyle yönetilmesinin bir önemi yoktu.
Ve fakat enformatik gelişim ve küreselleşmiş kapitalizminin zorunlu kıldığı askeri-siyasi-ekonomik yönetimsel -yapısal ve stratejik değişim zorunluluğu doğdu.
Tırnak içinde şunun altı çizilmelidir;
Küreselleşen kapitalizm ile küresel yönetim at başı yürüdüğü yanılsamasının yaptırdığı çok önemli analitik yanlış çözümlemeler söz konusudur. Küresel kapitalizm ile siyasi küreselleşme arasında bir süreç farkı vardır.
Bu anlamda bizim küresel kapitalizm sürecine entegrasyonumuz
12 eylül ve ANAP iktidarıyla başlamıştır. Küresel yönetimsel sürece entegrasyonumuz ise AB reformu süreci içinde İkinci ANAP iktidarı demek olan AKP iktidarı ile sürdürülmektedir.
28 Şubat da 2. ANAP(AKP iktidarı)’a yol açmak için yapılmıştır.
Ülkemizin darbeler tarihi çok yanlış okunduğu için yanlış değerlendirilmektedir.
Ülkemizde darbeler toplum olarak muasır bir medeniyete daha kolay entegre edilebilmemiz ve rahat –müreffeh(!?) bir tüketim toplumuna dönüşebilmemiz için yapılmıştır.
Yapılan Darbeleri ‘Model’ ülke(yani küresel kapitalizmin bir parçası,tüketim toplumuna- muasır medeniyet’e dönüşebilmiş) olama sürecimize indirilen balyozlar olarak algılayanlar ve ardından gelen siyasi iktidarları demokrasiye geri dönüş olarak niteleyenler,bütünüyle bir entegrasyon stratejisinin askeri-siyasi-kültürel ve psikolojik- ideolojik unsurlarıdırlar.
Askeri darbelerin varolan siyasi iktidarlara karşı yapıldığı yanıltmacasıda, bu sürecin bir psikolojik süreci ve unsuru olduğu bilinmelidir.
Bu altı çizilmesi gereken noktadan sonra şu cümle rahatça anlaşılır sanırım;
Artık ülkemiz, ait olduğu coğrafyada,muasır bir ‘MODEL’ olma bakımından, Askeri darbe+yeni taktiklerin bir siyasi iktidarı+toplum üzerinde psikolojik gerilim stratejileri gibi bir uygulamaya gerek yoktur.
Çünkü küresel kapitalizminin ülkemizde siyasi-ekonomik-kültürel tüketim toplumu oluşmuştur.
Bunun için derin organizasyon unsurları (Ergenekon) tasfiye edilmektedir.
Küresel süreçte tüketim toplumunda esas olan kayıt dışı-lık değildir.
Artık kayıt dışı ekonomiye tahammül olmadığı gibi kayıt dışı kimi askeri-siyasi-sosyolojik organizasyonlara da tahammül ve de gerek yoktur.
Artık ’e-Devlet’ için darbe rantabıl değildir.
Ve hatta e- muhtıra bile kullanışlı değildir.
Bu girizgahtan sonra ‘Obama bizi neden öpmüştü!?’ diyebilirmiyiz..?
Hüseyin Burak Obama bizi bütün samimiyetiyle öpmüştür.
Bunda hiç kimsenin bir şüphesi olmasın.
Ve hatta başbakanımızın ‘liderliğinden etkilendim’ itirafında da samimidir.
Bütün konuşmaları-hal ve tavrında son derece samimidir.
Zaten eşyanın tabiatı gereği küresel güç aktörlerinin samimi-gayri samimi diye bir sorunu söz konusu olamaz.
Samimi-gayri samimi olma durumu aranacaksa küresel güç aktörlerinin muhatapları için söz konusudur.
Psikolojik sorunlar büyük ortak için değil küçük ortaklar için söz konusu edilir.
Bu gerçeklikten hareketle bakıldığında muhataplar arasında samimi olanlar ve olmayanlar vardır.
Örneğin Askeri erk, PKK’nın siyasi organizasyonu mecliste diyerek (DTP) TBMM meclisine gelmeyişlerinde samimi olmadıkları görüldü.
Yada mücbir bir sebep olduğunda tavırlarını değiştirebilecekleri ortaya çıkmış oldu.
Benzeri durumlar hem muhalefet partileri için ve hem de iktidar partisi için kimi durumlarda söz konusudur.
Evet bu ziyaretle şunun altı çizilmiş oldu;
1- Küresel güç, AB ile beraber (ki G20 toplantısı da bunun için yapıldı) küresel Kapitalizmin zorunlu kıldığı küresel askeri-siyasi-ekonomik yönetimsel değişim tüm müttefikleri kapsamaktadır.
Her müttefikin bu anlamda ev ödevi vardır.
2- Bu coğrafyada,’Model Ortağım’ Türkiye’dir.(bunun ilanı)
3-‘Medeniyetler İttifakı’ gibi ortağımın girişimleriyle yapılan şeyler elbette önemlidir.Üstelik geleceğe matuf benim için bir enstrümandır.
Ve fakat katılmam bu girişimi bana ait kılar.
4-Küresel süreç için bu coğrafyanın entegrasyonunu engelleyecek İslam’a-fobi bir psikolojik durum sıkıntı yaratır.
5-Model ortağım olan ülkenizde,bu coğrafyanın entegrasyonu için gerekli olan uluslar arası en güzel politik dile sahip olan tek parti AKP’dir. Muhalefet kusura bakmasın…
6-Etnik kökenlerde kayıt dışı olmamalıdır. Elimin altında olmalıdır.
Velhasıl Obama bizi öpmek zorunda olduğu için öpmedi.
Biz zaten öpülesi bir ülkeyiz vesselam.