Bu ülkede yaşayan insanların, dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan insanlardan çok daha farklı ve çok şanslı olduğunu düşünmekteyim.
Dünyanın hiçbir ülkesinde ülke gündemi bu kadar yoğun ve bu kadar heyecanlı değildir.
Sabah yarı uykulu ana okuluna gitmek için hazırlanan çocuklardan tutun da her yaştan insanın, bir heyecan kasırgası içinde sanki bir macera filminin parçası gibi yoğun ülke gündemiyle yatıp kalkan bir başka toplum arasanız bulamazsınız.
Benim Zeynep Dila, Sayın Genelkurmay Başkanı’nın gazetecilere elinde tutup gösterdiği lav silahından endişelenerek, ‘Babacığım niye Başbuğ amaca bu silahı gösteriyor insanları korkutuyor...’ derken, sayın Genelkurmay başkanı sanki kızımı duymuş gibi tebessüm ederek ‘korkmayın boş ‘ diyor.
Krizdi-Davostu-Ergenekondu-seçimlerdi- bostancı baskınıydı- Genelkurmay Başkanı’nın toplantısıydı-Sami Türk’e suikast girişimiydi-10 askerimizin şehit edilmesiydi -,...
İnsanın iliklerine kadar enformasyon kuşatmasına alındığı bir dönemde bu kadar yoğun bir gündelik gündemi olan ülkede yaşayanlar bir çok yönden diğer insanlardan şanslı sayılırız ..!
Üstelik bi-de bu bütün olup bitenlerin dizi filmleri çekilip akşam hafızamızı yenileme keyfini de çıkartmaktayız.
Zamanın nasıl akıp gittiğinin farkına varamadan, açmıyız-tokmuyuz anlamadan bu gündem alıp bizi götürmekte bir de bakmışsın ki yaşlanmaya fırsat kalmadan hayatı tamamlamışsın...
Ya bir çöpte patlayan bomba sen parktan geçerken bulmuş veya polisle çatışan teröristin kör bir kurşunu nasibine düşmüş.
Bazen hani diyorum yav, gündem bu kadar yoğun olmasa da bir kısım insanlarımız yaşlanma fırsatı yakalasa..., emekli olma şansı yoksa bile torun tosun mürüvveti görse,...
Sayın Genelkurmay Başkanı, ‘Ergenekon’u anmadan bir takım yerlerden çıkan silah v.s. mühimmatın TSK envanterinde bulunmadığını açıklıyor.
Böyle bir durumda bir Genelkurmay Başkanı’nın açıklama yapma durumun da olması-bırakılması bile vahim bir durumdur.
Hem sonra Genelkurmay Başkanı’nın veya bir herhangi askeri yetkilinin basın toplantısı yapması- medya ile münasebeti garabet bir şeydir.
Sonrada dönüp kendi üzerilerinde yapılan süpükülatif haberlere ‘ Bir kısım TSK’yı yıpratıyor’ demek zorunda kalınmakta.
Devletin kurumları eleştiri gündemine asla düşürülmemesi gerekir.
Bütün devlet kurumları adına muhatap siyasi iktidarlar olmalıdır.
Taraf gazetesi ‘ Ergenekon’un yeni avukatı’ şeklinde manşetini hemen atı vermiş.
Ee kim, şimdi bunun müsebbibi.!?
Ahmet Altan’ da kırışa kırışa, köşe yazısında’ benim gazetem böyle bir toplantıya genel yayın yönetmeni seviyesinde katılmayı yakışık bulmaz, muhabir seviyesinde katılır,..’ diyor.
TSK hiçbir şekilde gündem konusu edilmemelidir.
Ediliyorsa bu o kurumu, temsil edenlerde bir zaafiyet olduğunun göstergesi olur.
Devletin yönetiminde kuvvet ayrılığı şarttır ilkesini, bu kuvvet erklerinin bir çoğu tarafından, kuvvetler arasında husumet şarttır şeklinde algılıyorlar.
Ve bir kuvvet ne yaparsa bende onu yapabilirim şeklinde algılıyorlar.
Bir bakmışsınız ki Yasa erki, Millet Meclisi gibi davranıyor,
Bir bakmışsınız ki, Genelkurmay Başkanı Başbakan gibi davranıyor, bir bakmışsınız ki medya organları hakim olmuş yargılıyor...
Bir kuvvet, kendi yeri ve konumunu bilerek muhafaza etmesi demek aynı zamanda diğer bir kuvvet erkinin rahat işleyişini sağlamak demektir.
Kuvvetler arasındaki denge mili TBMM dir.
Siyasi iktidarlar kuvvetler arası koordinatör gibidir.
Kuvvet erkleri kendi konumlarını ve sınırlarını muhafaza edemeden sınırlarının dışına taşarsa kendi konumlarını çeşitli müdahale ve ihlallere açık tutmuş olurlar.
Sayın Genelkurmay Başkanı basın toplantısı yaparsa bu aynı zamanda ‘ben eleştirilebilirim’ anlamına gelir ve eleştirilir- olumlu-olumsuz eleştiriliyor da.
Ben genelkurmay başkanı olsam asla hiçbir zaman Medyayı muhatap almazdım.
Her muhatap olma girişiminde de, siyasi iktidarı işaret eder sayın başbakana sorun der susardım velev ki konu askeri olsa dahi.
Ne kadar saçma ve akıl dışı bir durum; ‘Sayın Genelkurmay Başkanı şu cümleyi sarf ederken kaşlarını çattı, şu konularda tebessüm etti, bu vücut dilinde bu şu anlama gelir,...’
Vesselam.