ALKIŞ
*Başbakan’ın tercihi ile Enerji Bakanlığı makamına oturan Kayseri Milletvekili Taner Yıldız’a,
DUYDUNUZ MU?
*Taner Yıldız’ın bakanlığının Kayseri kamuoyunu son derece sevindirdiğini, bazı belediye başkanları ve siyasilerin devir teslim töreninde Yıldız’ı tebrik ettiğini,
*Yeni Bakanlar kurulu’nun hükümette kan değişimi yaşattığını, yeni bir heyecan ve yeni bir ruh gelmesinin beklendiğini,
*Kayseri siyasetinin yeniden güçlenme trendi gösterdiğini,
*Bülent Arınç’ın Başbakan Yardımcısı olmasının muhafazakâr kesimi memnun ettiğini,
*Cemil Çiçek’in de yerini muhafaza ederek birilerini yanılttığını,
*Başbakan Erdoğan’ın dengeleri iyi gözettiğini,
*Kayserispor’un Trabzon’a yenilerek alt sıralarda kalmayı tercih ettiğini,
*Devlet Hastanesi Acil servisinde her gün kavgaların çıktığını,
*Galatasaray ve Fener’in bu sezon en kötü dönemi geçirdiklerini ve adeta ligde yok olduklarını,
*Erciyesspor’un evinde yenilerek işi zora soktuğunu ve kümede kalma ihtimalini yüzde elliye düşürdüğünü,
*Anayasa Değişikliğinin çalışmalarına hız verildiğini,
*Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı Paksüt’ün 5 aydır telefonlarının dinlendiğini ileri sürerek veryansın ettiğini,
*Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığının Türkiye için önemli bir dönüm noktası olduğunu,
ACİL SERVİS’TEKİ REZALETİN SORUMLUSU KİM?
Kayseri Devlet Hastanesinde çocuk acilin kapatılarak normal acil servise alınması zaten yoğun olan acil servisi resmen kilitledi. Hafta sonu tam bir panik ve kaos ortamı yaşandı. Kavga edenler, yumruk yumruğa dövüşenler, polis çağırmalar, vatandaşın isyanı, hastaların yoğunluğu doktorların azlığı, su içmeye bile fırsat bulamayan iki doktorun içler acısı hali…. Hangisini yazmalı bilmem ki? Bu kadar rezalet olmaz, olamaz, olmamalı. 1 milyonluk Kayseri, hem bölge hastanesi ve bölge acili. Hafta sonları aile hekimleri tatil, semt polikinlikleri kapalı, çocuk acil de acil servise alınınca, üstüne üstlük uzman doktorlar azalınca hastalar da hasta sahipleri de, nöbetçi doktorlar da ne yapacağını şaşırdı. Ben daha önce de temas etmiştim. Allah rızası için yetkili kimse, bu şehrin sağlığı kimden soruluyorsa, bu kenti kimler idare ediyorsa, iktidarın yöneticileri, sorumluları her kimse hafta sonu bir acile uğrasınlar. Oradaki rezaleti gözleri ile görsünler.
ÇOCUK ACİL NEDEN KAPATILDI?
Çocuk acil açıkken orada doktorlar varken en azından aile hekimlerinin tatil olduğu günler ve saatlerde insanlar hastalanan çocuklarını oraya götürüyorlardı. Hem acil serviste yığılma olmuyor hem de kuyruklar aşırı uzamıyordu. Ama ne olduysa aniden çocuk acilin kapatılması ve acil servisin içine alınması kararı verilince resmen acil kilitlendi. İnsanlar mağdur oluyor. Doktorlar bile mağdur durumda. Düşünün iki doktor var ve yüzlerce hasta hem de acil hasta var. Doktor tuvalet ihtiyacına bile gidemiyor. Çünkü vatandaşın canı burnunda. Nerede bu doktor diye naralar savruluyor. Vatandaş da haklı, doktor da. Peki kim haksız? Bu uygulamayı başlatanlar, şehrin ihtiyaçlarını göremeyenler haksız.
CUMHURBAŞKANININ ŞEHRİNDE
Cumhurbaşkanı Gül’ün memleketinde, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın memleketinde, Yıldız’ın Sağlık Bakanı ile çok yakın diyaloglarının olduğu bir şehirdi, iktidar partisinin kalesi gibi görünen bir şehirde, insanlara bu zulmü reva görmek kimin işine yarar soruyorum. İnsanları iktidar partisine karşı kışkırtmak kimlerin ekmeğine yağ sürer? Acil serviste tam bir kaos ortamı ve büyük yığılma olunca insanlar hastalarını nereye götürür? Özel hastanelere mi? Onu bilemem. Ama ortada bir gerçek var, bir ayıp var ve bu ayıba dur diyecek yetkili yok. Hayret ve dehşet doğrusu. Şimdi normal acil binası yapılana kadar vatandaş bu çileyi çekmek zorunda mı? Haber müdürümüzü gönderdim anlattığı hayret ve dehşete düşürecek cinstendi. Gözlerimin önünde bir çocuk neredeyse hayatını kaybedecekti, bakan yok, bakılacak yer yok, izdiham ve yoğunluk acili felç etmiş, insan sağlığı bu kadar ucuz mu diyordu.
Daha önce yazdım Sağlık Müdürü geldi saatlerce konuştuk birtakım uygulamalardan bahsetmişti ancak hiçbir ilerleme yok. Çocuk polikinliğinin kapatılma kararını da sanıyorum İsmail Tamer vermiş. Neden böyle bir karar vermiş, niçin vermiş anlamak mümkün değil. Yazık bu insanlara yazık. Şimdi yeni acil binası ancak bir yıl sonra devreye girebilir. Bir yıl daha bu çileler devam mı edecek?
YENİ BAKANLAR VE İKTİDARIN MUHAFAZAKARLAŞMASI
Son kabine değişikliği Ak Parti iktidarının öze dönüş sinyalleri olarak yorumlandı. Haklılık payı var elbet. Bir dönem daha liberal ve laik demokrat isimlerle gidilmişti. Bir dönem daha milliyetçi bir kadro ile çalışılmıştı. Ama son seçimler gösterdi ki Ak Parti iktidarı evdeki bulgurdan olmak üzere. Öze dönüş kararı verilmiş gibi. Baktığımızda Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Taner Yıldız, yeni Sanayi Bakanı falan hep eski gelenekten gelenler. Daha düzenli ve daha çizgisi sağlam isimlerden oluşan bir kabine oluştu. Hatırlayın ilk zamanları. Ömer Çelikler, Dingir Fıratlar, Kürşat Tüzmen, falan filan… Daha karma bir listeydi. Güneydoğudan çok fazla bakan çıkıyordu. Şimdi artık daha gerçekler görülmeye başlandı. Özellikle Bülent Arınç, Davutoğlu, Yıldız ve Nimet Çubukçu’nun çok başarılı olacaklarını tahmin edebiliyorum. Abdullah Gül’den sonra Şener’in de ayrılmasıyla hükümetin koltuğunu dolduramayan bakanlarla işi götürmesi biraz irtifa kaybına neden olmuştu. Bundan sonra biraz toparlanma sürecine girecektir diye düşünüyorum.
DIŞİŞLERİNDE BÜYÜK DEĞİŞİM
Türkiye’nin iktidarlar değişse de yapısının değişmediği bir alan vardı. Dışişleri. Başbakan bile zaman zaman monşerler diye gönderme yaptığı bu alan ne yazık ki milletten çok uzak kalan simalarla doluydu. Şimdi Davutoğlu gibi çalışkan, zeki ve de tecrübeli bir isim bakan olunca sanıyorum büyük değişim burada da kendini gösterecektir. Türkiye Dışişlerinin değişmesi dünyada hemen etkisini gösterecektir. Şu ana kadar Türkiye’nin dışarıda yükselmesi başta Davutoğlu’nun yüksek çalışmaları sayesinde olmuştu. Bundan sonra da artarak devam edecektir.
BÜLENT ARINÇ TABANI BİRLEŞTİREBİLİR
Bülent arınç çok düzgün ve başarılı bir siyasetçi. Hitabeti de çok güzel, karizması da var, daha da önemlisi vatandaşa güven veren bir siması ve yapısı var. Bir şey söylüyorsa halk bu doğrudur çünkü arınç söylüyor diyebiliyor. Yani yalanla dolanla siyaset yapan bir isim değil. Boş vadlerle halkı oyalayan bir tip değil. Günü idare etme yöntemine kaçan, topu taca atmayı seven yuvarlak konuşan bir siyasetçi de değil. Özden gelme, millet gibi düşenen, duygusal, dürüst ve yolsuzluklara bayrak açmış bir isim. Arınç’ın partiyi de toparlayacağı kanısındayım. Halktan uzaklaşmak üzere olan Ak Parti iktidarını yeniden halka yaklaştıracak Başbakan’dan sonraki ikinci önemli isim.
NİMET ÇUBUKÇU VE CEMİL ÇİÇEK
Nimet Çubukçu kadın siyasetçiler içerisinde en başarılı olanı. Hem çalışkan hem seviyeli, hem hanım hanımcık. Milli Eğitim Bakanlığına da çok iyi oldu. Milli Eğitim Bakanı’nın zaten mutlaka kadın olmasında fayda vardı. Öğretmenlerin yarıya yakını bayanlardan oluşan bir kurum. Eğitimin nasıl olması gerektiğini bayanlar erkeklerden çok daha iyi biliyor. Eğitim alanında erkeklerden daha iyiler. Başbakan’ın sürpriz bir şekilde Çubukçu’yu Milli Eğitim Bakanı yapması çok isabetli olmuştur.
Cemil Çiçek’e gelince. Her ne kadar zaman zaman birilerinin hedefi olmuşsa da Çiçek bu toprakların insanıdır. Merttir, cesurdur, yüreklidir, millete daha yakın duran, millet gibi düşünen, millet gibi inanan, devleti de çok iyi bilen bir yapısı ile dikkat çekmektedir. Hasılı Yozgatlıdır. Milletin bağrından kopup gelmiştir. Onun da koltuğunu korumasına sevindim doğrusu. Bir yanda Arınç, bir yanda Çiçek, bir yanda Davutoğlu, diğer yanda Taner Yıldız, Nimet Çubukçu gibi isimler hükümeti sadece Başbakan’dan ibaret olmaktan çıkaracak ve daha yükü paylaşacak bir düzene sokacaktır. Sözün özü kabine değişiklikleri bir ikisi hariç çok isabetli ve dengeli yapılmıştır.
GÜL’ÜN AĞIRLIĞI
Cumhurbaşkanı Gül’ün ağırlığı bu kabinede daha göze çarpmakta. İsim isim verelim isterseniz. Arınç, Gül’e yakın, onun Cumhurbaşkanlığında en çok emeği geçen siyasetçi, Davutoğlu Gül’e yakın zamanında onun danışmanıydı. Taner Yıldız, Güle çok yakın. İçişleri Bakanı Atalay Güle yakın. Sadece bunlar bile bazı değerlendirmeler yapmak için yeterlidir. Aslında Gül ile Erdoğan’ın farkı da yoktur, ikisi de kader birliği yapmış kilidir. Aralarında üçüncü bir kişilik de Arınç’tır. Başbakan artık Gül’ün tavsiyelerini de iyi değerlendiriyor gördüğüm kadarıyla. Eski danışmanlarının yanlış yönlendirmeleri sıkıntıya sokuyordu.
ERCİYESSPOR’DAN İNTİHAR GİRİŞİMİ
Erciyesspor aynen intihar girişiminde bulunmuş ve yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren bir adamın durumuna benziyor. Evinde Karabük’ü, hiçbir iddiası olmayan Karabük’ü yenemeyip daha da vahimi yenilerek kendisini ateşin içine attı. Son bir maç kaldı o da Altay’la. Altay’ın pley of mücadelesi var. Hem maç İzmir’de. Ne olacak şimdi? Altay’ı izmir’de nasıl yeneceğiz? Kendi evimizde Karabük’ü yenemediysek hatta yenildiysek son maçta izmir’de altay’ı yenmek en zor olan şey. Ama Erciyes zora alışıktır. Yenmek için her şeyi yapacaktır. Ölüm kalım mücadelesi olmuştur artık. Ya öleceksin ya öldüreceksin başka seçenek yok denilir ya bazen, işte onun gibi bir şey. Eminim Büyükkılıç Başkan da çok üzülmüştür. Onun bir suçu yok. Kaderin cilvesi midir, talihsizlik midir, sen tek kale oyna, baskı üstüne baskı kur, adamlar bir kornerden gol atıp yatsınlar, 11 kişi ile defans yapsınlar ve sen de ateşin içine düş. Olmayacak bir şey. Sinir bozucu bir şey. Ama oldu. Başa gelen çekilir. Şimdi ölüm kalım maçına hazır olun….
ELİF TV’NİN YÜKSELİŞİ
Elif TV uydu yayına geçerek büyük bir sıçrama yaptı. Haftasonu kokteyli vardı. Gerçekten ulusal televizyon havasına girmiş bile. Genel Müdürü Ömer Faruk Hamurcu yıllardır Elif TV’yi bir çizgide tutmayı, değişimi, gelişimi, istikrarı birlikte başarmış bir isim. Onun kontrolünde Elif daha istikrarlı. İnşallah daha başarılı olur.
MIŞ
*Taner Yıldız’ın bakan olması elektrik şirketi, yamula Barajı ve Erciyes projesi için önemli açılımları beraberinde getirecekmiş.
DAMLA
Sabırla koruk pekmez olurmuş.