Dün ulusal medyaya bir haber düştü. Ergenekon’un Kayseri’de Hunat Camiinde Kadir gecesi programını kaydetmişler ve Jandarma Bölge komutanlığına iletmişler. Ergenekon davası 2. iddianamedeki deliller arasında ortaya çıkan bu fişleme olayı insanın hem garibine gidiyor hem de zoruna. Fişleyenler raporda diyorlar ki “ 30 dakika Estağfurullah” dediler, “20 dakika lailahe illallah” dediler, “25 dakika Allah” dediler, sonra “Allahu Ekber” dediler… Nerede? Camide. Ne zaman? Kadir gecesinde!
Bunları okuyunca aklıma Genelkurmay Başkanı’nın “TSK dine karşı değildir” sözü geldi. Peki bir Kadir gecesinin kaydının yapılarak raporunun tutulması neyin nesi oluyor acaba? En liberal bir müftüyü bile fişleyenler, camide cemaati fişleyenler kim bilir kimleri ve neleri fişlemediler ki? Bu olanlar 28 Şubat sürecinde değil 2003 yılında cereyan etmiş fişlemeler. Yani Ak Parti iktidara geldikten hemen sonra.
Kayseri Ergenekon’un da elbette dikkatini çekmiş bir şehirdir. Hem muhafazakârlığı, hem Ak Parti’nin en fazla oy aldığı il olarak, geçmişte 28 Şubat sürecinde meydana gelen hadiselerle de dikkat çekmişti. Şimdi düşünüyorum da daha kimleri fişlediler acaba? Belki valileri, emniyet müdürlerini, belediye başkanlarını, siyasi parti başkanlarını, il müdürlerini, medya çalışanlarını, patronlarını, büyük şirketlerin sahiplerini, sivil toplum örgütleri başkanlarını, vakıf ve dernek yöneticileri vs sırala gitsin…
Müftüyü camide fişleyen, kadir gecesine katılan vatandaşın söylediği Allah cümlesini bile kayda geçirenler neler yapmazlar ki? Güler misin ağlar mısın? Bir devlet kendi vatandaşını fişler mi? Bir devlet kendi vatandaşına güvenmez mi? Camideki programı jandarma neden kaydeder? Müftüyü neden takibe alır? Tüm bu olup bitenlerden sonra birileri de çıkıp Ergenekon dediğin nedir ki boşa milleti oyalıyorlar, muhalifleri susturma girişimi, ulusalcılar ve vatanseverler içeri tıkılıyor gibisinden savunmalar yapabiliyor. Allah aşkına soruyorum kadir gecesinde Hunat camiindeki programı kaydetmek ile ulusalcılık arasında ne gibi bir bağ var dersiniz? Yoksa birileri dine karşı gardını alıp sonra da bunu ulusalcılık maskesi altında mı gizlemeye çalışıyor. Hepimiz milliyetçiyiz, hepimiz vatanperveriz. Hepimiz vatanımız için canımızı veririz. O camide gözlerini yumup “Lailahe İllallah” diyenlerin hepsi ulusalcılardan çok daha milliyetçi ve vatanperver. Hayır, hadise şu: iktidarı devirmek. Bunun için bahaneler bulmak. İrtica yumuşak karın. Laiklik asla halel getirilmeyecek bir tabu.
Gücünün zayıflayacağını anlayanların ulusalcılık üzerinden hükümeti alaşağı edip yeniden eski gücüne kavuşma senaryosu. Darbeyse darbe, sindirmeyse sindirme. Psikolojik harekat..Şimdi orada burada dinleniyoruz, telefonlarımız dinleniyor diye ciyak ciyak bağıranlar zamanında kimleri nasıl fişlemişler nasıl kayıt altına almışlar bir sormak lazım.
Tabi bütün bunlar bir yana gelinen süreç bir intikam alma süreci olmamalıdır. Kesinlikle misline misli karşılığı şekline dönüşmemelidir. Yapılması gereken hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasinin güçlendirilmesi, darbe tehlikelerinin bertaraf edilmesi ve daha yaşanabilir, daha huzurlu, daha güvenli bir Türkiye’nin oluşması temennisidir.