‘Ağladıkça
Ağladıkça
Dağlarımız yeşerecek
Görecek
Göreceksin…’
Bir kurşun gibi oturuyor yüreğime
Bir acının henüz ateşi sönmeden başka bir ateş düşüyor ocağımıza.
Milletimin coğrafyası, bir gün Bosna, bir gün Çeçenistan,
Bir gün Afganistan, bir gün Irak,
Somali-Uganda-Abazya
Afrika-Asya
Dün Filistin, bu gün Lübnan,
Bir bir vurulup
Yakıp-yıkılıyor.
Bok böcekleri işgal etmiş
Milletimin vatan topraklarını
Petrollerimiz, madenlerimizi
Bankalarımız, medyamız
Mercilerimiz-müesseselerimiz
Adamlarımız kardeşlerimiz
Kızlarımız-kızanlarımız
Hep işgal altında
İşgal edilmiş zihinlerimiz
Boktan bir medeniyetin
Lağımı akıyor üzerimize.
Biliyorum, biliyoruz hepimiz
şu acı gerçeği:
Necasetten taharet etmeden,
bir anlamı yok
Durduğumuz kıyamlarımızın.
Ne bir ruh veriyor eyleme secdelerimiz
Dualarımız
Tıpkı gözyaşlarımız gibi akıp gidiyor boşluğa.
Gözyaşlarımız saf tutmuyor.
Saf tutsaydı dualarımız
Bir ırmak olup akacak
Sel olup taşacaktı.
Oysa kirlenen bu dünyanın
Necasetten taharetiydi
Gözyaşlarımız
Dualarımız,
Ağladıkça.
Ağladıkça
şu işgal edemediğiniz kalbim
Güneş gibi parlayacak üzerinize
Karanlıktan beslenen böceklerin
Başlayacak gecesi
Ey kalbim
Ağladıkça
Ağladıkça
Ağla
Karanlık geceleri yıka
Ağladıkça
Ağladıkça
Ağla
Bir rahmet yağmuruna
Dönüşsün gözyaşlarım.
Bu rahmet sağanağın da
Önce kendimiz, kalblerimiz,
Kardeşlerimiz yunsun
Su hayattır bize
Sularımız kirletilmişse böceklerce
Gözyaşlarımız sulasın dünyamızı
Dualarımızın sağanağında
Elbette çıkacağız
Karanlık gecelerin
Nurlu sabahlarına
Diyorum
Yüreğim bir mavzer gibi.
Sonra
Şamil Basayevin yanmış
Parçalanmış
Kafası kopmuş gövdesi geliyor
Gözlerimin önüne.
Gözlerimden
Yüreğimden
Silinip gidiyor dünya
Yani sizin mabediniz
Gelin ey böcekler gelin
Vurun beni
Petrollerimi
Madenlerimi
Talan edin.
Susturun türkü söyleyen
Küçücük kızlarımızı
Çünkü biz
İsyan bayrağı çekmiyoruz.
Ve kederimiz
Daha az bir pay sahibi olmak değil elbette bu dünyadan
Sapanlara sarılan küçücük ellerimi
Kır
Kır ki senin zulmün
Aşkımı ve imanımı yeniliyor
Gittikçe katlanarak büyüyen
Bir iman
Ve aşk medeniyet doğuyor elbet,
Toprağa düşen küçücük bedenlerimizden.
Vur
Vur
Vur
Ki Vurulman
Muhakkak bir kader olsun sana
Ey kalbim,
Susma hicranın kaplasın şu âlemi
Gözyaşlarımız
Dualarımız
Bir saff olamıyorsa
İmdadımız yücelere ulaşmıyorsa
Bizim için gözlere toprak serpecek bir yed-i Beyza çıkmıyorsa
Ey Rabbim
Ey Rabbim
Ey Rabbim
Artık ölmesin
Milletimin yarınları olan
Sapanla oynayan çocuklarımız
Türkü söyleyen kızlarımız
Çocuklara ilahi söyleyen analarımız
Eğer ölmeleri mukadderse
Benim bedenimi
Öylesine çoğalt ve büyüt ki
Ben ölsün her biri için
Ben vurulsun her biri için
Bin kez
velahavle
velakuvvete illa billâh