Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir konudur yaşadığım bu şehir.
Nedense oldum olası Anadolu’daki Selçuklu şehirlerine farklı bir muhabbetim vardır.
Ve bu şehirler arasında da Kayserimize gönlümü bağlayan çok farklı tarihi, coğrafi (Mesela Erciyes gibi) sosyo-kültürel faktörlerde vardır.
Makkar-ul Ulema şehri olması, 120 küsür medresenin (Üniversitenin) mücavir alanı içinde barındırmış olması çok önemlidir.
Eşrafı ulema olan kaç şehir sayılabilir dünyada ..!
Bilinmezlik sır örtüsüyle örtülen zamanın Kutbu Seyyid Battal gazi (R.Alh.) bu şehirdedir.
Mevlana Hazretlerinin hocası olduğundan dolayı ünlenen Seyyid Burhaneddin Hazretlerinden daha yüksek bir makamda olmasına rağmen kimse bilmez.
Geçenlerde gazetemizin eski nüshalarını karıştırırken, Abdulhamid Hana gönderilmiş teşekkür mahiyetindeki çok ilginç bir belgede imzası bulunan Kayseride 10 dan fazla ‘Seyyid’ olan Ulemanın ismiyle karşılaştım.
Kimi Erzincan’dan gelmiş kimi başka bir yerden.
120 üniversite bulunan bir şehir tahayyül edebiliyormusunuz..!?
Evet çok kısa zamanda dünya hızla değişti.
Şehirlerde değişti.
Kayserimizde ve insanlarda değişti.
‘Değişim’in elbette Sünnetullahla bir ilişiği mevcuttur ve fakat bir çoğumuzun zannettiği gibi bizatihi ‘Değişim’in kendisi olumlu veya olumsuz addedilebilecek bir kavram değildir.
Genel anlamda dünyadaki değişim hızla dünyevileşme yönünde gerçekleştiği için tamamen olumlu sayılabilecek bir değişim değildir.
Kayserimizi ve insanları derinden etkileyen en önemli faktörün ‘Eşraf’ değişimi olduğu kanısındayım.
Bizim şehirlerimizin can damarı, medeniyetimiz teşekkül ettiği ilk şehirden beri(Medine den beri) EŞRAF olmuştur.
Bu can damarımız olan eşraf Ulemadan müteşekkil idi.
Değişim süreci içinde(Tarihsel-siyasi-ekonomik-sosyal v.s.) Eşrafımız Ulema olmaktan çıkarak siyasi ve tüccar-iş adamları ile yer değiştirmiş oldu.
Bu değişim şehirlerimizin hayat tarzını kendine uygun bir şekilde değiştirdi.
Şehirlerimizin yönünü dünyevi bir alana çekti.
Samanyolu’na gör kurulan şehirlerimiz, alış-veriş merkezlerine uygun yapılanmaya başladı.
Doğal olarak Belediyelerimiz de bu kurgudan hareketle bir hizmet anlayışı geliştirdi.
Bu pencereden bakıldığında gerçekten geçmiş Belediyelerle kıyaslanmayacak farklı hizmetler üretti günümüz belediyeleri.
Ve fakat şimdi kimliği ve olması gereken penceresinden bakıldığında Belediyelerimizin özellikle Sayın Mehmet Özhaseki, Sayın Bekir Yıldız ve Sayın Memduh Büyükkılıç’ın, Makar- ul Ulema bir şehrin banileri olmaları açısından farklı bir yükümlülük altında olduklarını düşünmekteyim.
Kayserimizin Kültürel -sosyal hayatının canlandırılması söz konusu olduğun da, Mesire alanlarının-panayırların-piknik parklarının-spor merkezlerinin ilk akla gelmesi ve bu yönde güzel hizmetlerin üretilmiş olması elbette bir ihtiyaca cevap vermektedir.
Ve fakat bu geçmiş şehir kimliğimizin devamlılığı açısından bir katkı sağlamaz. Değişim, kadim gelenek içinde sürdürebildiğinde olumludur.
Eşrafı ulema olan bir şehrin ahlakı-estetiği kültürü ona bağlı teşekkül eder.
Bu bağlam da kadim geleneğimiz içinde çok zengin projeler üretilebilinir.
Gelecek yazımda nasip olursa bu projelerle ilgili düşüncelerimi yazmaya devam edeceğim vesselam.