ALKIŞ
*Konuşan kitap kampanyası için Kayseri’ye gelecek olan Cumhurbaşkanımız Gül’ün eşi Hayrunnisa Hanımefendiye,
DUYDUNUZ MU?
*Toplumsal olayların ve toplu cinayetlerin artmasının kaygı ve endişe vermeye başladığını,
*Başbakan Erdoğan’ın mayın olayı ile ilgili çok sert sözler sarf ettiğini,
*MHP ve Ak Parti’de kongre heyecanının yaşandığını,
*Erciyes projesi için yerli ya da yabancı sermaye arandığını, bulunamadığı takdirde belediye kendi imkanları ile bu projeye start vereceğini,
*Ak Parti’de kongre öncesi herkesin üzerinde mutabık olacağı yeni bir isim arayışına girildiğini,
*Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Ak Parti hakkında yeni bir kapatma davası açacağı iddiasının ortaya atıldığını,
*Türkiye’nin İMF’ siz yaşayabileceğinin ispatlandığını,
*Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerde Güvenlik Konseyi başkanlığını devraldığını,
*Başbakan’ın yeni teşvik paketini yarın açıklayacağını,
*SBS sınavlarının bu hafta sonu başlayacağını,
TOPLUMSAL TRAVMA VE CİNAYETLER
Son birkaç aydır Türkiye belki de tarihinde hiç tanık olmadığı türden acayip ve de garaip katliamlar, cinayetler ve sapkınlıklarla karşılaşıyor. İlk olarak münevver’in kesik başıyla başladı bu iş. Bakın Facebook’ta katil zanlısı Cem Garipoğlu’na destek gurupları bile kurulmuş. İnanması güç ama gerçek. Daha sonra Türkiye’yi dünyada rezil eden Mardin katliamı yaşandı. 44 kişi bir hiç yüzünden kendi akrabaları yüzünden katledildi. Çoluk çocuk demeden. Ardından 6 yaşındaki bir küçük çocuğun annesi ve sevgilisi tarafından dövülerek öldürülmesi ve bir tarlaya atılması hadisesi Türkiye’ye şok yaşattı. Bu arada toplumsal travmalar boş durmadı. Kayseri’de bile 6 kişinin tecavüzüne uğrayan 12 yaşındaki çocuk, baltayla öldürülenler, namus cinayetleri ve son olarak da Adana’daki kendi annesi babası kardeşleri ve yeğenlerini öldüren cani ruh. Daha sayamadığım onlarca olay var. Tüm bunları alt alta üst üste koyduğumuz zaman anormal bir durum çıkıyor ortaya. Ya Türk halkında sapkınlıklar, canilikler artıyor, ya bunun adı toplumsal travma ya da birileri insanlarımızla oynuyor. Bir kadın kendi öz çocuğunu öldürür mü? Bir sevgili sevdiği kızı boğazını keserek ve satanist ayini yaparak öldürür mü?, Bir akraba gurubu diğer tüm akrabaları kökünü kazıncaya kadar öldürür mü? Bir evlat tüm yakınlarını öldürür mü? Para için, menfaat için, çıkar için, rant için… Hem de Türkiye gibi AB’ye girmeye hazırlayan laik ama Müslüman bir ülkede. Burada bunlar yaşanırsa dinin uğramadığı, milli şuurun hiç bulunmadığı, insanların hiçbir idealinin olmadığı yerlerde neler yaşanır kim bilir? Ama olmuyor oralarda. Türkiye7de oluyor. Yoksa birileri bizim gen yapımızla ve sinir sistemlerimizle mi oynuyor?
SANDIKTAN ÇIKAN BEBEK ÖLÜSÜ YA DA SOBADA YANAN ÇOCUK
Toplumun çivisi çıktı dedik ya son yaşananlardan birkaç örnek daha verelim. Çeyiz sandığından 3 yaşındaki çocuğun cesedi çıkmıştı. Hem de akrabalarının çeyiz sandığından. Aman Allahım bu nasıl bir psikoloji. Şimdi de dün Konya’da komşu çocuğunu kendi sobasında öldürüp yakan birinden bahsediliyor. Yukarıdan beri işlediğim konular şehir efsanesi değil, eskiden anlatılan kesik baş cinayetleri, gulyabani ve hayalet masalları değil. Türkiye’de her gün yaşanan ve artık sıradanlaşan dehşet olaylar. Artık falan falanı vurdu, falan intihar etti, falanca kavgada bıçaklandı haberleri neredeyse haber değeri olmaktan çıktı. Artık bunlar var. İnanılması güç ama gerçek. Hiçbir suçu olmayan masum yavruların nasıl bir cani ruhlar tarafından hem de anneler babalar yengeler komşular tarafından öldürüldüğü, toplu katliamlar falan.. Evet, gerçekten toplumun çivisi çıktı.
HANİ İMF’SİZ OLMAZDI, HANİ TOPYEKÜN BATARDIK
Evet, aynen böyle söylüyorlardı. Çok değil bir iki ay kadar önce. Kimler söylemedi ki? Türkiye’nin patronlar kulübünden, ekonomi profesörlerine kadar köşe yazarlarından aydınlara kadar… Dertleri Türkiye’yi yine İMF’ ye muhtaç kılmaktı. Yapamadılar. Türkiye direndi. İMF’ siz de ayakta kalabileceğini, hatta bu kuruma hiç ihtiyacı olmadığını en krizli anlarda bile ispat etti. Şimdi bunu söyleyenlerin yüzü kızarır mı acaba? Sanmıyorum. Çevir kazı yanmasın diyeceklerdir. Türkiye’de krizin emareleri yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı. İnşallah yaz ortalarında ve sonlarında ekonomi yükselişe geçecektir. Hatırlayın bir ara dolar 1800’lere dayandığında kriz tellalları vatandaşa negatif propaganda yapıyordu. Şimdi dolar eski seviyesine yeniden geldi.
AK PARTİ VE MHP’DE KONGRELER
Ak Parti il kongresi yaklaştı. Pazar günü Başbakan’ın da katılacağı kongrede henüz belli değil ama heyecanlı ve çekişmeli bir yarış olacağa benziyor. MHP’de de ilçe kongreleri tamamlanıp il kongresi yapılacak. Orada da durum pek sakin görünmüyor. MHP içindeki dışlanan guruplar aynen Ak Parti’de olduğu gibi harekete geçmiş görünüyor. Partilerdeki kongre yarışları genellikle gücü ele geçirmek için yaşanır. İktidardakiler ve iktidar olmak isteyenler arasında geçer. Bakalım önce Ak Parti’de sancı nasıl en aza indirgenecek. Ardından MHP’de nasıl bir süreç yaşanacak onu hep birlikte göreceğiz.
AK PARTİ’DE HANGİ MİLLETVEKİLİ HANGİ GURUPLA HAREKET EDİYOR?
Ak Parti kongresi öncesi görünen durum şöyle; Mustafa Elitaş ve Sadık Yakut mevcut statüko’ya karşı muhalefet geliştiriyor veya onlara destek veriyor. Yaşar Karayel ise statüko’nun yani mevcut yapının devamı için baş tutuyor. Ahmet Öksüzkaya’da onunla beraber. Taner Yıldız bakan olduktan sonra biraz daha siyasetin dışında kaldı. Zaten Cumhurbaşkanı Gül Çankaya’ya oturduktan sonra partide dengeler değişti. Mustafa Çelik ve Macit Gül fazlaca müdahaleci olamıyor veya etkinlikleri azaldı. Yani şu anda Genel Merkez nezdinde dengeli bir çekişme yaşanıyor. İki vekile karşı iki vekil. Mecut yapının belki de en zayıfladığı dönem diyebiliriz.
MIŞ
*Fenerbahçe Duamla anlaşmış.
DAMLA
En iyi haslet dindar olmaktır. Bu haslet iki olursa, dindarlık ve mal sahibi olmak. Üç olursa, dindarlık, mal ve haya. Dört olursa, dindarlık, mal, haya ve güzel ahlak. Beş olursa, dindarlık, mal, haya, güzel ahlak ve cömertliktir.